İLKYARDIM GEREKTİREN  ÖZEL DURUMLAR  VE  HASTALIKLAR

  1. Bayılma
  2. Diyabetes Mellitus (şeker hastalığı)
  3. Epilepsi (sara)
  4. Kalp Krizi
  5. Felç
 

Bayılma

Aniden ortaya çıkan dolaşım yetmezliğine bağlı olarak, beynin kısa süreli kansız kalması sonucu görülen geçici bilinç kaybıdır. Nedeni; açlık, kan basıncının düşmesi, beklenmedik bir olay veya herhangi bir şeyle karşılaşma, aşırı sevinç ya da üzüntü, uzun süre havasız ve kapalı ortamda bulunma vb, olabilir.

İlkyardım:

* Kişi, hemen sırt üstü yatırılarak ayakları yükseğe kaldırılır (şok pozisyonu verilir ),

* Sıkı giysiler gevşetilir, kapalı ortamdaysa açık havaya çıkarılır,

* Yüzüne su serpilebilir, bu uyarı sonucunda kişi daha çabuk kendine gelir,

* Uyarıcı olarak hoş olan (kolonya) veya hoş olmayan (soğan kokusu vb ) kokular

   koklatılabilir,

*Kişi kendine geldiğinde hemen ayağa kaldırılırsa yine bayılacağı için önce oturtulur.

  İçecek bir şeyler verilir (açlıktan bayılmışsa şekerli içecekler, tansiyon düşüklüğü

  veya aşırı sıcak ve terleme söz konusu ise tuzlu ayran tercih edilmelidir).

*Eğer 5 dakikaya kadar kişi halen kendine gelmemişse mutlaka hastaneye götürülmelidir.

Başa Dön

Diyabetes Mellitus (şeker hastalığı)

Halk arasında kısaca şeker hastalığı olarak bilinen  diyabetes mellitus’ta , kandaki şeker düzeyinin düşmesi veya yükselmesi sonucu ilk ve acil yardım gerektiren  sorunlar görülebilir. Bu sorunlar: kandaki şeker oranının yükselmesi sonucu ortaya çıkan hiperglisemi ile kandaki şeker oranının düşmesi sonucu ortaya çıkan hipoglisemi ‘dir.  Hipoglisemi, hiperglisemiden çok daha tehlikeli olup kısa sürede(10 dakika – 2 saat gibi ) hastanın kaybedilmesine neden olabilir. Çünkü, beynin düzenli ve belirli miktarda şekere (glukoza) gereksinimi vardır. Şeker azaldığında beyin enerjisiz kalacağından beyin hücrelerinde harabiyet başlar (solunum durduğunda beynin oksijensizliğe ancak 4-6 dakika dayanabildiği gibi şekersizliğe de uzun süre dayanamaz.). Kişide açlık belirtileri normal bir insandakinden daha hızlı ortaya çıkabilir. Kişi kısa sürede kendini kaybedebilir (bilinç düzeyinde değişiklik: sinirlilik, bilinç bulanıklığı, bilincin giderek kapanması gibi). Bunun için hemen tablodaki hipoglisemi bulgularından biri veya birkaçı bir arada görülmeye başlanmışsa, kişi içebilecek durumdaysa şekerli sıvılar içirilir ya da ağzına şeker verilir. Bilinci kapanmışsa, dişleri ile yanak arasına kolay eriyen cinsten şeker yerleştirilerek hemen hastaneye götürülmelidir.

Hiperglisemide kandaki şeker uzun saatler (6-12 saat) içinde yükselirken tablodaki belirtiler görülebilir. Bilinci kapalı değilse, herhangi bir ilkyardıma gerek yoktur, kişi en kısa zamanda hastaneye götürülmelidir.  

 

 

Diyabetik acillerde ayırt edici belirti ve bulgular:

Kan şeker düzeyi

Hipoglisemi (şeker azalmıştır)

Hiperglisemi (şeker artmıştır)

Nabız

Dolgun, hızlı

Zayıf, hızlı

Solunum

Yüzeysel

Derin, iç çekmeli

Bilinç düzeyi

Baygınlık hali ve / veya

hızla gelişen bilinç kaybı

Yavaş yavaş gelişen bilinç kaybı

Nefes

Koku yoktur

Çürük elma / aseton gibi kokar

Diğer bulgular

Baş ağrısı, ürperme, konfüzyon

(şaşkınlık), saldırganlık (sinirli)

 davranışlar

 

Cilt

Soğuk, nemli, soluk

Kızarık, kuru

 

 

 

İlkyardım:

* Hipoglisemi gelişiyorsa, kişiye hemen bir kesme şeker verilir. Veya kişi kendisi

   içebilecek durumdaysa, şekerli içecekler (varsa kola, meyve suları da olabilir)

   içirilir. Kişinin durumu verilen şekere rağmen kötüleşiyorsa vakit kaybedilmeden mutlaka hastaneye götürülmelidir. Diyabetli kişiler, hipoglisemi olasılığına karşı yanlarında şeker, şekerli bisküviler  bulundurmalıdır.

* Hiperglisemi, yavaş geliştiğinden hastaneye kadar yetiştirilebilir, ilkyardım  gerektirmez. Hastanın bilinci kapanmak üzere veya kapalıysa, soluk yolu açıklığı sağlanarak hastaneye götürülmelidir. 

Başa Dön

Epilepsi (sara)

Beyindeki elektriksel  aktivitenin geçici olarak durması veya bozulması sonucu, kişinin kasılması ve bilincinin kaybolması olayına epilepsi denilmektedir. Nöbetler çeşitli şekillerde görülebilir; kişi otururken dalıp gidebileceği gibi, kasılmalar da olabilir. Nedeni kalıtımsal olabileceği gibi, kafa yaralanmaları, beyinde kanamalar, tümörler, iltihaplar sonucu da ortaya çıkabilir. Ancak nedeni saptanamayan epilepsiler de oldukça yaygındır.

İlkyardım:

* Kişinin kendini yaralamaması için tedbir alınır; yatırılır, dilini ısırmaması için çene kenetlenmemişse, dişlerinin      arasına bir şey konur (mendil, kalem vs gibi). METAL ZARAR VERECEĞİNDEN  KULLANILMAMALIDIR.

* Başını ve kollarını ritmik olarak bir yerlere vuruyorsa battaniye, ceket vb   malzemelerle desteklenerek kendisini yaralaması engellenir.

 

YAPILMAYACAK ŞEYLER:

* Hastanın yumruk şeklindeki ellerini zorla açmaya çalışmak;

* Soğan keserek veya pamuğa kolonya damlatarak ağzına veya burnuna kapatmak,  bu çok sakıncalıdır çünkü bu şekilde kişinin nefes alması önlenerek kendine gelmesi engellenmektedir.

** Epilepside uyarıya gereksinim yoktur, çünkü olay dolaşımdan ve beyindeki     elektriksel aktivitenin  geçici bozulmasından kaynaklanmaktadır. Bu gibi durumlarda uyarının hiçbir yararı yoktur, hatta zararlı olabilmektedir.

* Elinizi dişleri arasına kaptırmayın, sizin elinizi kolunuzu kavramasına izin vermeyin aksi halde sizde zarar görürsünüz.

 

          UYARICI  MADDELER SADECE BAYILMALARDA KULLANILIR,

 EPİLEPSİDE  ASLA KULLANILMAZ!

Başa Dön

Kalp Krizi

Kalbi besleyen koroner arterlerin çeşitli nedenlerle kalbi besleyememesi sonucu ortaya çıkan tabloya kalp krizi denilmektedir. Angina pektoris veya akut myokard enfarktüsü şeklinde ortaya çıkabilir. Arterin daralması nedeniyle, fiziksel aktivite, ruhsal stres veya aşırı soğuk sonucunda kalbin artan oksijen ihtiyacı karşılanamayacağı için kalp kasında gerekli kasılma olamayacaktır, dolayısıyla da kriz meydana gelecektir. Buluğ çağından 90 yaşına kadar kalp krizi geçirilebilirse de  yaş ilerledikçe kalp krizine yatkınlık artar..

Enfarkt(üs), kan desteğinin kesilmesine bağlı doku ölümüdür.

Kalp krizi; kandaki kolesterol düzeyinin yükselmesi, sigara, alkol, stres, yüksek tansiyon, şişmanlık, hareketsizlik gibi kontrol edilebilir nedenlerle; yaş, cinsiyet, kalıtım, diabet vs gibi kontrol edilemeyen nedenler sonucu ortaya çıkabilir.

ANGİNA PEKTORİS: Kalp, bir süre gereksiniminden az oksijenle beslenmek, zorunda kalırsa, kişinin soluğunu kesecek kadar şiddetli göğüs ağrısı olur, bu ağrıya angina pektoris denir. Ağrı genellikle sternum (göğüs kemiği) arkasında hissedilir; kola (özelikle sol kola), çeneye, epigastriuma (karnın üst orta bölgesine) yayılır.

AKUT MYOKARD ENFARKTÜSÜ: Koroner arterin, arterioskleroza(damar sertliğine) bağlı olarak daralması veya kan pıhtısı ile tıkanması sonucunda bu arterle beslenen kalp kasına giden oksijen yetersiz kalacağından, myokard kası görevini yerine getiremez; yeterince kanın vücuda pompalanamadığı bu tabloya, akut myokard enfarktüsü (AMI) denir.

 

Kalp krizinde ayırt edici Özellikler:     

 

Ağrının özellikleri

ANGİNA PEKTORİS

AKUT MYOKARD ENFARKTÜSÜ

Şiddeti

Hafiften orta şiddete doğru

Dehşete düşürecek kadar yoğun

Süresi

Genelde 3-5 dakika sürer

Saatlerce sürebilir

Hazırlayıcı etkenler

 

Egzersiz,  soğuk hava, stres

Dinlenme anında da görülebilir

 

Giderme yolları

Dinlenme

Dinlenme ile geçmez

Nitrogliserin     

(İsordil,  5mg,  dilaltı)

Genellikle ağrıyı giderir

Ağrıya etkisi yoktur

Diğer belirtiler

 

 

Genelde yoktur

Dispne (nefes darlığı), bulantı, kusma, aşırı terleme, baş dönmesi, ölüm korkusu

 

 

KALP KRiZi FLASHINI iZLEMEK iCİN TIKLAYINIZ!!!

 

İlkyardım:

Angina pektoriste:

* Hasta mutlaka hemen dinlen(diril) melidir; yürüyorsa durmalı, oturtulmalı veya

   yatırılmalıdır. Mümkünse hareket ettirilmemelidir. Hasta sakinleştirilmelidir.

* Sıkı giysiler gevşetilir.

* Dilaltı nitrogliserin (isordil, 5 mg ) verilir.

* Gerekiyorsa (solunum ve kalp durmuşsa) CPR yapılır.

* Hastaneye götürülür ( mümkün olduğunca az hareket ettirilerek ).

           

Akut myokard enfarktüsünde:

* Hastanın ağrısının ve korkusunun giderilmesi önemlidir

* Hasta sırtüstü yatırılır ve hareket ettirilmez,

* Hastanın solunum sıkıntısı varsa, baş yükseltilir

* (Mümkünse oksijen verilir 2 lt/dk gidecek şekilde)

* Mutlaka hastaneye götürülür.

* Gerekiyorsa (solunum ve kalp durmuşsa) CPR  yapılır.

 

** Kalp krizi sonucu görülen kalp durmalarında, hemen kalp masajı başlatılır ve sağlık      kuruluşuna kadar sürdürülürse kişinin döndürülme şansı yükselecektir.

**Endişeli hastanın sakinleştirilmesi ve hastanın hareketinin kısıtlanması kalbin yükünün azaltılması açısından önemlidir.

 

YALNIZKEN KALP KRİZİ GEÇİRDİĞİNİZDE ne yapabileceğinizi öğrenmek isterseniz, yine bana internet aracılığıyla gelen slayt gösterisini izlemek için tıklayınız.

Başa Dön

Felç

Genelde, beyni besleyen kan damarlarının yırtılması veya tıkanması gibi nedenlerle, beyindeki kanlanmanın bozulması sonucu ortaya çıkan  bir tablodur. Özellikle yüksek tansiyonlu kişilerde görülme sıklığı yüksektir. İlkyardımda iki şekilde değerlendirebiliriz:

BEYiN KANAMASI FLASHINI iZLEMEK iCİN TIKLAYINIZ!!!

Hafif felç: Beyni besleyen küçük kan damarlarının hasarı ile oluşur. Genelde, bilinç kaybı yoktur ve bulgular zarar gören bölümle ilgilidir.

Belirtileri:

- Baş ağrısı, şaşkınlık hali (konfüzyon), kulak çınlaması, baş dönmesi;

- Hasar arttıkça, konuşmada hafif güçlük, hafıza bozuklukları, kişilik değişmesi, kol veya  bacakta uyuşma, ilerleyen güçsüzlük.

İlkyardım:

* Hasta kazalara ve fiziksel etkilere karşı ( düşme, çarpma, ateş, sıcak,  soğuk ve kesici aletler , vb.) korunur.  

* Hemen hastaneye götürülür.

Ağır Felç:

Belirtiler:

- Bilinç kaybı

- Vücutta tek (ya da çift) taraflı paralizi (güç kaybı) veya pleji (kuvvet kaybı)

- Solunum ve yutma güçlüğü

- Mesane ve barsak kontrolünün kaybı (inkontinans)

- Konuşma güçlüğü, uyku hali

- Gözbebekleri (pupiller) büyüklüğünde farklılık (anizokori)

İlkyardım:

* ABC sürekli kontrol edilir  ve devamlılığı sağlanır.

* Kusma olasılığına karşı yan yatırılarak (özellikle felç gelişen kol tarafına yatırılarak) hastaneye götürülür. Bilinçsiz hastanın yan yatırılmasına, özellikle de başın, kusmuk veya sekresyonun dışarı akabileceği şekilde yana çevrilmesi pozisyonuna KOMA POZİSYONU adı verilmektedir.

 

KOMA:

İnsanlar çevrelerindeki uyarıları beş duyu (görme, işitme, koklama, tatma, dokunma duyuları) ile algılayıp, olaylara uygun tepki gösterirler; örneğin, ağrılı uyaranları uzaklaştırmayı sağlayan refleksler gibi. Çimdiklediğiniz kişi hemen tepki olarak elinizi uzaklaştırmaya çalışır. Oysa bilinci kapanmış hastalarda beş duyu ile algılama ortadan kalkar. Derin uyku halindeki, bilinci kapanmış hasta ağrılı uyaranlara bile tepki veremez. Bu nedenle bu durumdaki kişiler bir çok bakımdan tehlike altındadır. Bilinç kaybına neden olabilecek yüzlerce nedenden hangisi sebep olursa olsun, koma kişinin en çok yardıma muhtaç olduğu bir durumdur.

Bilinci kapalı kişi:

* Yardım isteyemez.

* Dikkatli değerlendirilmeyecek olursa hastanın öldüğü sanılabilir.

* Nedene yönelik tahmin hayat kurtarıcı olabilir.

* Kolayca zarar görebilir

* Solunum yolu tıkanabilir.

* Hasta kusabilir ve kusmuk soluk yolunu tıkayabilir.

*Gözünü yabancı cisimlerden korumasını sağlayan refleks mekanizması ortadan kalkmıştır.         

* Öğürme refleksi ya da öksürük mekanizması çalışmayabilir.

 

BİLİNCİ KAPALI HER KİŞİNİN SOLUNUM YOLUNUN KAPALI OLDUĞU KABUL EDİLMELİDİR.

 

Bu durumda ABC kontrol edilir. Soluk yolunun açıklığının devamı sağlanır. Bilinç kaybının çeşitli nedenleri olabilir; kafaya gelen darbeler, beyindeki kanamalar, iltihaplar (menenjit vs), tümörler, bazı ilaçların veya alkolün aşırı alınması, siroz, üremi, diyabet (şeker hastalığı) vs.

 

İlkyardım:

* ABC sürekli kontrol edilir (gerekiyorsa suni solunum, kalp masajı yapılır )

* Soluk alıyorsa, koma pozisyonunda yatırılır,

* Hastaneye götürülür

* Bilinci kapalı kişilerin üzerine soğuk su dökülmesi, şamarlanması, sarsılması (özellikle beyin kanaması veya kafa travmasında) tehlikeli olabileceğinden, bu gibi davranışlardan kesinlikle kaçınılmalıdır.

 

Komanın nedenini teşhis etmeye yardımcı olabilecek özellikler:

- Nefesi ALKOL kokuyorsa, alkol komasında olabilir

- Nefesi ASETON veya ÇÜRÜK ELMA gibi kokuyorsa, şeker koması (hiperglisemi, diyabet) olabilir.

- Eğer hastanın cebinde tegretol, dilantin, gibi epilepsi ilaçları varsa veya içtiği biliniyorsa epileptik koma olabilir.

- Hastanın cebinde veya çevrede boş ilaç şişesi varsa, ilaç zehirlenmesi akla gelebilir.

- Hastanın kollarında iğne izleri varsa, aşırı doz uyuşturucu kullanımı söz konusu olabilir.

Başa Dön


Geri Dön