KANAMA VE KANAMALARIN KONTROL  ALTINA ALINMASI :

 

Kanama, tartışmasız, belli başlı acil sorunlardan biridir. Kanama mutlaka kısa sürede belirlenmeli ve ciddiyeti değerlendirilerek, kontrol altına alınmalıdır. 

Kanın damar dışına çıkmasına KANAMA (HEMORAJİ) denir. İç ve dış kanama olmak üzere ikiye ayrılır.

İç kanamalar gözle görülemediklerinden, belirlenmeleri ve en kısa zamanda hastaneye ulaştırılmaları önemlidir. Halbuki dış kanamalar gözle görülebilir ve durdurulma yöntemleri ile kontrol altına alınabilirler. Kanama başlangıçta halsizlik yapar, eğer kontrol altına alınmazsa şok ve ölüm gelişebilir.

Normal bir erişkinin vücut ağırlığının ortalama 1/13’ ünü kan oluşturmaktadır. 70 kg’ lık bir kişide 5-6 lt civarında kan bulunduğu varsayılmaktadır. % 10 oranındaki kan kaybı (ortalama erişkinde 600 ml, çocukta 200-300 ml, bebekte 25-30 ml ) oldukça tehlikelidir. Kanama nedeniyle kaybedilen kan miktarına göre kişide oluşabilecek belirti ve bulgular için TIKLAYINIZ.

 

Kanamaların Sınıflandırılması :

 I- Kanamanın meydana geldiği yere göre :           

      1-  İç kanama

      2-  Dış kanama

 

II- Kanayan damarın cinsine göre :

    1- Atardamar (arter) kanaması : Parlak kırmızı renklidir, kalp atımı ile eşzamanlı fışkırır

    2- Toplardamar (ven) kanaması : Koyu kırmızı renklidir, devamlı akar

    3- Kılcaldamar (kapiller) kanaması : Devamlı, yavaş, sızıntı şeklinde akar.

 

**  Kısa sürede fazla miktarda kan kaybını vücut dengeleyemez (tolare edemez) ve şok gelişir. Oysa az miktarda ve uzun zaman süresi içindeki kan kaybını vücut kısmen de olsa dengeleyebilmektedir. Örneğin: kan verme işleminde  500 ml kan, 10 - 15 dakika gibi bir zaman zarfında ve kontrollü olarak alındığından, vücutta herhangi bir sorun oluşturmamaktadır.

 

1- İÇ KANAMA

 

İç kanamanın vücut dışında en sık görülen belirtileri ezikler ve çürüklerdir. Bu  belirtiler yumuşak doku içine kanama olduğunun göstergesidir. İç kanamalar, gözle görülemeyen kanamalar olmasına rağmen, dışa açılan bir iç organda meydana gelmişse, daha kolay ve çabuk fark edilirler; örneğin : mide, akciğer, böbrek kanamalarında olduğu gibi. İç kanamayı düşündüren bulgular genellikle hipovolemik şoka ait bulgulardır.

 

İç kanama bulguları :

 

- Nabız zayıf ve süratlidir (ipliksi)

- Deri soğuk ve nemlidir (yapışkandır)

- Gözler donuk, gözbebekleri genişlemiş ve ışık refleksi zayıftır

- Hastada genelde susuzluk hissi ve huzursuzluk vardır

- Bulantı, kusma olabilir

- (Geç bulgu: Kan basıncı düşer)

 

İlkyardım: Herhangi bir vurma, çarpma, darbe sonrası bu belirtiler söz konusuysa, bu durumda yapılacak en doğru şey, kişiyi bir an önce hastaneye ulaştırmak olmalıdır. (bakınız: şok)

 

 

2- DIŞ KANAMA

 

Kanamayı durduran savunma mekanizmaları damarın kesilmesi sonucu hava ile temas edince faaliyete geçerek önce kesilen damar uçlarının büzülmesini sağlarlar. Daha sonra kesik damar uçlarında pıhtı oluşur, pıhtı büyüyerek damarı tıkar ve böylece kanama durur.

Vücuttaki pıhtılaşma mekanizmalarını dokular ve doku sıvıları uyarır. Normalde atardamar ve toplardamardaki kan, aradaki damar duvarı nedeniyle, doku ve doku sıvıları ile temas etmediğinden, damar yaralanmadıkça pıhtılaşma olmaz. Damar yaralandığında, kanama fazla olacağından pıhtılaşma gecikebilir, o nedenle pıhtılaşmayı hızlandırmak için kanama durdurma yöntemlerine başvurulur.

 

Dış kanamaları durdurma yöntemleri :

 

Parmakla (lokal, yerel) basınç (1, 2 )

Basınçlı sargı

-  Yaranın üstünde yer alan artere / damar köküne basınç (femoral arter, brakial arter, temporal arter, vd)

-  Elevasyon ( kanayan kısmın kalp seviyesinde veya üzerinde tutulması )

-  Turnike

-  Atelleme ( kanamayı doğrudan durdurma yöntemi değildir ! Kırıkların sabitlenmesi sonucunda  kanamanın da kontrol altına alınmasını sağlar ). 

 

TURNİKE : Diğer yöntemlerle durdurulamayan kanamalarda en son seçenek olarak uygulanmalıdır. Genellikle organ kopmalarında veya derin arter kesilerinde, tek kemikli olan üst kola veya üst bacağa uygulanır. Amaç, kanayan atardamarı, kemik ile deri arasında sıkıştırarak, yaralı yere olan kan akımını engellemektir. Ara ara gevşetilmelidir, aksi halde gangren gelişebilir.

İp, tel, ince sert lastik cilde zarar vereceğinden kesinlikle kullanılmaz.

Üçgen sargı bezi, çorap, kravat veya herhangi bir enli kumaş parçası ile turnike yapılabilir.

Turnike en fazla iki  saat uygulanabilir. Gevşetme süresi ilk bir saatte 10- 20 dakikada bir, sonraki bir saatte ise 5-10 dakikada bir olmalıdır. Gevşetme süresi  turnike uygulanan yerin, yaralı kısma olan uzaklığı ile ters orantı olmalıdır. Mesafe uzunsa, gevşetme süresi kısa olmalıdır. Turnike gevşetildiğinde, lokal basınç yapılmalı ve cilt normal rengine döndüğünde, turnike yine sıkılmalıdır.

 

DESTEKLEME (ATELLEME) : Yaralı kol veya bacaklardaki kanamaların çoğu, kırılan kemiğin sivri uçları ile kasların yırtılması ya da kırılan kemiğe yakın damarların yırtılması  sonucunda  meydana gelir. Kol veya bacak sabitlenmezse, hasar ve kanama devam eder. Ekstremitenin (kol veya bacak ) sabitlenmesine destekleme denilmektedir. Kırık kemik uçları kontrol altına alındıklarında kanama da azalacaktır.

 

 

EPİSTAKSİS (BURUN KANAMASI) :

 

Kafatası kırığı, darbe sonucu oluşan yüz yaralanmaları, sinüzit, enfeksiyon, burun anomalisi, yüksek tansiyon, kanama bozuklukları gibi nedenlerle oluşabilir.

 

İlkyardım:

- Kişi dik oturtulur, başı hafif öne eğilir ve burun kanatlarından iki parmakla bastırılır.

- Burna, alna ve enseye soğuk ıslak bez konarak lokal soğutma ile kanama kontrol altına alınabilir.

- Özellikle endişeli ve yüksek tansiyonlu kişilerin sakinleştirilmesi önemlidir.

 

Kanamaların tanımında kullanılan bazı terimler :

 

HEMATEMEZ   :  Kusmuk ile kan gelmesi

HEMOPTİZİ      :  Öksürükle kan gelmesi

HEMATOM       :  Deri altında yumuşak dokuda kan birikimi ile oluşan yumuşak kitle

EKİMOZ             :  Deride siyah ve mavi renk değişikliği; morluk,çürük.

MELENA           :  Katran gibi siyah dışkı

HEMATOŞEZİ  : Rektumdan parlak kırmızı kanama

HEMATÜRİ       : Kanlı idrar