• Zehir, Zehirlenme ve Zehir Danışma Merkezi
  • Zehirlenmelerde AABT' nin Sorumlulukları
  • Sindirim Yolu Zehirlenmeleri
  • Botulizm
  • Solunum Yolu Zehirlenmeleri
  • Karbonmonoksit Zehirlenmesi
  • Deriden Emilim Yolu ile Oluşan Zehirlenmeler
  • Organik Fosfat Zehirlenmesi
  • Sokma veya Isırma ile Oluşan Zehirlenmeler  (Kene, Akrep, Örümcek)
  • Yılan Sokması
  • Köpek Isırması
  • Deniz Hayvanları Yaralanmaları
  •  

     

    ZEHİR, ZEHİRLENME VE ZEHİR DANIŞMA MERKEZİ 

     

    ZEHİR: Herhangi bir kimyasal, fiziksel veya organik madde sindirildiğinde, solunduğunda, emildiğinde (absorbsiyonunda) veya enjekte edildiğinde; küçük miktarlarda bile kimyasal etkileri ile yapılara zarar verebiliyor ve fonksiyonları  bozabiliyorsa, bu maddeye zehir, olaya ise zehirlenme denilmektedir. Zehirler küçük miktarlarda bile etkilerini gösterebilirler. Fiziksel etkiden ziyade kimyasal aktivasyon nedeniyle zarar verirler; örneğin hücre metabolizmasındaki kimyasal reaksiyonları bozarak, hücreyi  harap edebilirler. Zehirlenmeler, kasıtlı olarak veya kaza ile meydana gelebilirler. Genel olarak zehirler vücuda sindirim, solunum, deriden emilim veya enjeksiyon yoluyla alınmaktadır.

    Ülkemizde en sık görülen zehirlenme nedenleri;

    Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığına bağlı olarak çalışan Zehir Danışma Merkezi’ne 2003 yılında yapılan 13.385 zehirlenme başvurusu incelendiğinde; zehirlenme nedenlerinin dörtte üçünü ilaç zehirlenmeleri oluşturmaktadır; diğerleri ise sırasıyla tarım ilaçları, kimyasal maddeler, evde kullanılan çeşitli maddeler, besin zehirlenmeleri ve hayvan sokmalarıdır.

    Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Zehir Danışma Merkezine en fazla başvuru Marmara Bölgesi’nden, en az başvuru ise Güney Doğu Anadolu Bölgesi’nden gelmektedir.

    Başvuruların neredeyse tamamına yakınını doktor başvuruları oluşturmaktadır.

    Zehirlenmelerin nasıl gerçekleştiği ile ilgili verilere bakıldığında başvuruların yarısından biraz daha fazlasının intihar amaçlı eylemler nedenli olduğu görülmektedir. Zehirlerin vücuda giriş yolu olarak oral yol baskın bir şekilde ilk sırayı almaktadır.

    Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi İlaç ve Zehir Danışma Merkezi web sitesinden alınan sonuçlara göre: İlaçlar (analjezik, anti-depresan ve sedatif hipnotikler ilk sıralarda)- %65, tarım ilaçları- %8, temizlik ürünleri- %7, kimyasal maddeler- %6, besinler- %5, ısırma-sokmalar- %3

     

    Çok sayıdaki madde, farklı kişilerde farklı etkiler(alerjik etki) gösterdiklerinden bunlar da bazen zehir olarak adlandırılmaktadır. Bu maddeler, bazı kişilerde hiç bir etki yapmazken, bazı kişilerde hayati tehlikeye yol açabilirler. Zehir niteliğindeki birçok madde yaşlılarda ve çocuklarda daha ciddi sorunlara neden olmaktadır.

    Zehir vücuda girdikten sonra çeşitli şekilde hasar oluşturur. Zehirli bir gaz, oksijenin yerini alarak boğulmaya neden olur. Bazı zehirler sistemik etki yapar ve tüm vücudu etkiler. Bazı zehirler, sinir sistemini etkileyerek ya aşırı uyarır ya da baskılar; bunun sonucunda ishal ve kusma görülebilir, alyuvarlara oksijen bağlanmasını engelleyebilirler.

    Zehrin gerçek etkisi yapısına, miktarına, bazen de vücuda alınış yoluna bağlıdır. Zehirlenmelerde, zehirden etkilenen kişinin yaşı, vücut ağırlığı ve genel sağlık durumu çok önemli etkenlerdir.

    Zehirlenmenin tedavisinden ziyade ortaya çıkmasını önlemek daha kolaydır. İlaçların ve kimyasal maddelerin (deterjan vb), çocukların ulaşamayacağı yere konulması, ilaçların çocuklara şeker olarak tanıtılmaması bu önlemlerden sadece birkaçıdır.

     

    Zehirlenme olayları, AABT açısından önemlidir. Çünkü belirti ve bulguları farklılık gösterir, bazılarının tipik belirti ve bulguları hemen görülebilirken, bazılarında yavaş yavaş ortaya çıkar ve çok geç fark edilirler.

    Zehirlenme olayında AABT, etken maddenin özelliğini ve uygulanması gereken özgün tedaviyi bilemeyebilir, bu durumda bir uzman gerekir. Bu uzman, AABT nin  muayene sonuçlarına ve etken maddenin bazı özelliklerine göre gerekli tedaviyi önerir. İşte böyle bir uzmana 24 saat boyunca ulaşılabilecek tek yer zehir danışma merkezidir. Zehir danışma merkezlerinin amacı, zehirlenme olayında, sağlık kuruluşuna ulaştırana kadar hastaya etkin acil bakımın (veya ilkyardımın) verilmesine yardımcı olmaktır. Gelişmiş sağlık sistemi olan ülkelerde zehir danışma merkezleri, yerel veya ulusal düzeyde olmak üzere oldukça yaygındır. Türkiye’de bu konuda hızlı yol almış ve birçok zehir danışma merkezleri oluşturulmuştur. Tüm Türkiye’den rahatlıkla ulaşılabilecek olan   

    Sağlık Bakanlığı’na bağlı, ücretsiz aranabilen, Zehir Danışma Merkezinin numarası 114 dür.

    Zehir danışma merkezinden yararlanabilmek için birkaç konuda bilgimiz olmalıdır. Bu bilgiler ışığında  ZDM bize yardımcı olabilir:

    ·       Şüphelenilen madde iyi tanımlanmalıdır; rengi, şekli, katı-sıvı-gaz halinde oluşu vd. İlaç veya başka kimyasal bir madde ise (temizlik ürünü, böcek öldürücü gibi), ticari ya da etkin madde ismi verilmelidir. Bunun için kutu veya prospektüs yanınızda olmalıdır.

    ·       Şüphelenilen veya bilinen giriş yolu tanımlanmalıdır.

    ·       Şüphelenilen maddenin, hasta tarafından alındığı bilinen veya tahmin edilen miktarı belirtilmelidir.

    ·       Hastanın yaşı, kilosu, boyu hakkında mutlaka bilgi verilmelidir.

    AABT, çalıştığı bölgede, iletişim kurabileceği gerekli yerlerin telefon numaralarını bilmek zorundadır, buna ZDM dahildir.

    Başa Dön

    ZEHİRLENMELERDE AABT' NİN SORUMLULUKLARI

    ·       Çevresel güvenliği sağlamak

    ·       Bilinci, soluk yolunu, solunumu ve dolaşımı değerlendirmek, kontrol altına almak ve devamlılığını sağlamak

    ·       Zehirlenme ile ilgili bilgi toplamak

    ·       ZDM’ ne danışmak ve oradan gelen önerileri uygulamak. (Hastanın durumu ciddi ise, ZDM ‘ ne, haberleşme merkezi aracılığı ile ulaşmak size zaman kazandıracaktır.)

    ·       ZDM’ ne ulaşma olanağı yoksa görevinin gerektirdiği önlemleri uygulayarak, zehrin etkinliğini azaltmak; örneğin: kusturmak, su içirmek.

    ·       Hastayı acilen hastaneye götürmek

     

    UNUTMA: Çevre iyice araştırılarak, etrafa saçılmış ilaçlar varsa toplanır; olay yerinde  şişeler, kutular, kimyasal maddeler, kopmuş veya zarar görmüş bitkiler, kusmuk var mı araştırılır. Ve deliller hasta ile birlikte hastaneye götürülür.

     

    Zehirlenmelerde Genelde Görülen Belirti ve Bulgular

     

    Yerel belirtiler: vücudun belirli bir noktasında kızarıklık, şişlik, ağrı, döküntü, kaşıntı

    Genel belirtiler: tüm vücutta yaygın olarak görülen veya bir yerde başlayıp yayılan kızarıklık, döküntü, kaşıntı ve şişlik. ŞİŞLİK  fark edilir edilmez hemen yüzük, bilezik, saat, kolye, kemer, boyun bağı gibi sıkan takı, aksesuar ve giysiler çıkarılmalıdır.

    ·       Bulantı, kusma, ishal,

    ·       Baş ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması (özellikle toksik inhalasyonda),

    ·       Karında ağrı, şişlik, hassasiyet, kramp,

    ·       Pupillerde değişiklikler (zehrin etkisine göre daralma veya genişleme),

    ·       Tükürük salgısında artma, terleme,

    ·       Bilinç kaybı, konfüzyon,

    ·       Dispne, taşipne, bradikardi, taşikardi gibi zehrin etkisine bağlı farklı yaşamsal bulgular,

    ·       Yüksek ateş, siyanoz

     

    Zehirlenmelerin Tedavisinde Temel  Kurallar 

    ·       Etkeni uzaklaştır ( kusturarak veya etkenle teması keserek)

    ·       Etkeni sulandır (su içirerek )

    ·       Etkeni etkisiz hale getir (aktif karbon ile)

    ·       Etkeni mümkünse, özgün antidot (panzehir) ile etkisiz hale getir (Antidot tedavisi istisnalar hariç acil serviste uygulanır)

    Başa Dön

    SİNDİRİM YOLU ZEHİRLENMELERİ

    Ağız yoluyla alınan ve zehir etkisi gösteren maddelerle meydana gelir. Alınan madde kuvvetli asit veya baz gibi kostik (yakıcı, tahriş eden) yapıdaysa, yaralanma hemen görülebilir. Genellikle zehir kana karıştıktan sonra etkisini gösterir. Zehrin çok az bir kısmı mideden, kalan kısmı da ince bağırsaktan emilmektedir. O nedenle etki sürelerinde farklılık olur. Sindirim yolu zehirlenmelerinde amaç sindirime uğramadan zehri vücuttan uzaklaştırmaktır.

    Sindirim yolu zehirlenmelerinin nedenleri   

    ·       İlaçların, kasten (intihar -cinayet amaçlı) veya kaza ile yüksek dozda alınması,

    ·       İlaçların, temizlik malzemelerinin ve kimyasal maddelerin çocukların ulaşabileceği yerlerde olmasından dolayı çocukların bunları yiyip içmesi (özellikle ilaçları şeker sanması nedeniyle),

    ·       Alkollü içeceklerle birlikte ilaç alınması (özellikle uyuşturucular alkolle birlikte alındığında solunum merkezi baskılanabilir),

    ·       Zehirli maddelerin, yiyecek ve içeceklerle birlikte aynı yerde saklanması,

    ·       Dikkatsizlik, ihmalkarlık.

     

    Öykü  alırken  dikkat  edilecek  noktalar:

    Uygun acil bakımı verebilmek için zehirlenme hakkında yeterince bilgi alınmalıdır. Bunun için sorulabilecek sorular:

    ·       Sindirilen nedir? Bitki ise, hangi kısmı (meyve, çiçek, yaprak, gövde, kök) ? İlaç ise, kutusu veya prospektüsü nerede? Kusmuşsa kusmuğun içeriği, rengi, kokusu nasıldı, yenilen/yutulan madde var mıydı? Ve bunlar hastaneye, hasta ile birlikte götürülür.

    ·       Ne zaman alınmış?

    ·       Ne kadar alınmış?

    ·       Kusma girişimi olmuş mu ? Antidot olarak bir şey verilmiş mi ?

    ·       Hastanın psikolojik sorunu var mıydı veya daha önce intihar girişimi olmuş mu ?

    ·       Hastanın herhangi bir hastalığı ( kanser veya kronik hastalıklar), alerjisi, sürekli kullandığı ilaçları/ilacı veya ilaç bağımlılığı var mı ?

     

    Sindirim  Yolu  Zehirlenmelerinde  Belirti  Ve  Bulgular

    Genellikle, alınan maddenin özelliğine göre değişmektedir. Genel zehirlenme belirti ve bulgularının dışında sindirim yolu zehirlenmelerinde görülebilecekler:

    ·       Anormal solunum ya da nabız,

    ·       Gözyaşında artış,

    ·       Korozif (yakıcı, tahriş edici) madde alınmışsa, ağız-boğaz-midede yangı ve doku harabiyeti, ağız kenarında renk değişikliği,

    ·       Şok belirtileri,

    ·       Nefeste ve vücutta olağan dışı koku

     

    Sindirim yolu zehirlenmelerinde baştan ayağa değerlendirme

    ·       Deri: solukluk, siyanoz, renk değişikliği (sarı, grimsi, kahverengi, siyah veya mavimsi-gri), iğne izleri yönünden araştırılır

    ·       Koku: hastanın nefesi koklanır (alkol, benzin, gaz kokusu vd araştırılır). Hastanın ağzının içi kostik yanık, aşırı tükürük ve öğürme refleksi yönünden kontrol  edilir

    ·       Bilinç düzeyini saptamak için tam bir nörolojik muayene yapılmalıdır.

    ·       Gözbebeklerinin tepkisi önemlidir. Özellikle çift görme, bulanık görme var mı? Göz bebeklerinin hareketleri eşit mi? Göz bebekleri daralmış mı yoksa genişlemiş mi? araştırılmalıdır.

    ·       Kan basıncı, solunum, nabız sık aralıklarla takip edilir.

     

    Sindirim  Yolu  Zehirlenmelerinde  Acil  Bakım

    1- Soluk yolunun açıklığı sağlanır: Uykulu ya da komadaki bir hastada daima aspirasyon  tehlikesi vardır. Bu durumda en uygunu nazofarengeal airway takılması veya entübasyondur.

    2- Aspirasyon: Zehirlenme nedeniyle komada olan veya nöbet geçiren hastada,  tükürük salgısının artması ve öğürme refleksinin olmaması nedeniyle, soluk yolunun tıkanması olasılığı vardır, o nedenle aspirasyon için hazırlıklı olmalıdır.

    3- Kusturma: Eğer, zehir alındıktan sonraki 30 dakika içinde hasta kusturulabilirse, etkili sonuç alınabilmektedir. Unutmayın: zehrin sıvı veya katı olması, zehrin tıka basa dolu mideye ya da boş bir mideye alınması zehrin emilim süresini oldukça fazla etkileyeceğinden kusturma öncesi doğru öykü almak önemlidir. Kişinin bilincinin etkilendiği durumlarda zehir kana karıştığı için alanda kusturmanın anlamı olmayacaktır. 

    Kusturmak  için,

    ·       Hastaya 250 ml civarında ılık-sıcak arası su içirilebilir,

    ·       İpeka şurubu içirilebilir (Türkiye'de bulunmamasına rağmen, literatürde yer aldığı için bilinmesinde yarar vardır):                                                  

    Ø     Bebeklerde (12 aylıktan küçük) F 1-2 çay kaşığı ( 5 cc )  +  1 biberon veya su bardağı su içirin,

    Ø     Çocuklarda (1- 12  yaş arası) F 1 yemek kaşığı (15 cc ) ipeka +  1-2  su bardağı su içirin,

    Ø     Erişkinlerde   F 2 yemek kaşığı ( 30 cc ) ipeka  + 2 - 3  su bardağı su içirin.

    ·       Hastayı  mümkünse dik oturtun, başını öne eğin ki kusarsa aspire etmesin. Bebek ve çocukları, yüz üstü yatırın.

    ·       Hastanın kusmasını bekleyerek vakit kaybetmeyin, hemen hastaneye yola çıkın. İpeka şurubu ile hasta genellikle 20 dakikada kusar. Genellikle, kusturmak için tek doz yeterlidir, ancak 20  dakika geçmesine rağmen halen kusmamışsa ikinci doz verilebilir.

    ·       Eğer, ikinci doza rağmen hasta kusmamışsa, biran önce hastanede lavaj yapılmalıdır. Çünkü ipeka şurubu emildiği takdirde, kalbe toksik etki yapar.

    ·       İpeka şurubu ile birlikte süt veya karbonat içeren sıvılar içirmeyin. Aksi halde etkisini yitirir.

    ·       İpeka şurubunun etkisi ile kusma sona erdiğinde, 2 yemek kaşığı aktif kömürü bir bardak suda eriterek içirin. Aktif  kömürü  ASLA  ipeka şurubu ile birlikte veya ipeka şurubundan önce İÇİRMEYİN !  Aksi halde aktif kömür, ipeka şurubunun etkisini yok eder. Aktif kömürün hastanede içirilmesi önerilmektedir.

    ·       Kusmayı takip eden bir saat içinde hastaya, ağızdan hiçbir şey   verilmez.

    ·       Sırt üstü yatmakta olan hastanın uyumasına izin vermeyin. Uyuması halinde, kustuğunu aspire etmemesi için yan yatırın.    

    4- Kusturulmayacak durumlar:

    ·       Bebek 6 aylıktan küçükse,

    ·       Hasta stupor  veya komada ise (kusmuk akciğere girerek pnömoniye neden olabilir),

    ·       Hastada öğürme refleksi yoksa

    ·       Hasta nöbet geçiriyorsa veya daha önce nöbet geçirmişse,

    ·       Hastada akut myokard enfarktüsü belirti ve bulguları varsa,

    ·       Korozif madde (kuvvetli asit veya baz) içilmişse,

    ·       Petrol ürünü = hidrokarbon türevi (gaz yağı, benzin, mobilya cilası vb) içilmişse,

    ·       Striknin içeren madde (örnek: fare zehri) içilmişse (kusturma konvülsiyona yol açabilir),

    ·       Hasta son üç ayında (trimesterde; 7.-8.-9.ayda) olan bir hamile ise,

    ·       Şüpheye düşülen durumlarda, ZDM aranmalıdır.

    5- Hasta çocuksa ve tahriş edici maddeye dokunmuşsa, yüzüne-gözüne sürmemesi için, hemen elleri yıkanır. Bu uygulama erişkin kişiler için de geçerlidir.

    6- İçilen veya yenen zehir ağız çevresine bulaşmışsa ve TYD uygulanacaksa, mümkünse cep maskesi veya ambu bag mask kullanılmalıdır.

    7- Kusturmak amacıyla, tuz, hardal, sabun vb maddeler ASLA  KULLANILMAZ !

    8- İpeka şurubunun olmadığı durumlarda, elle ( manuel olarak) kusturulabilir. Bunun için zehirlenen kişi kendi parmağını boğazının arka kısmına ( yumuşak damak) değdirerek, öğürme refleksini uyararak kusabilir. Manuel olsa da, kusturulmayacak durumlar ipeka şurubu ile aynıdır.

    9- Hasta hastaneye götürülürken, yan yatırılır.

    10- Kullanılabilecek sıvılar ve ilaçlar: ABC  kontrol altına alındıktan sonra

    ·       Damar yolu açılabilir. Hayati tehlike oluşturan tüm zehirlenmelerde damar yolu açılarak, DAKŞ Ringer Laktat veya % 0.09 luk NaCl (SF) verilmesi önerilmektedir. Kan basıncının düzenini korumak için yeterli intravasküler sıvıya, kardiyak fonksiyona ve sistemik vasküler dirence gereksinim var. O nedenle, sıvı replasmanı (kaybolan sıvının yerine konması) gerekir.

    ·       Kardiyak monitorizasyon, bilincin ve yaşam bulguları sık takip edilmelidir.

    ·       Birçok saha uygulamalarında, teşhis amacıyla “Koma Kokteyli “ denilen üçlü (% 50 ‘lik Dekstroz, Naloksone, Thiamine) kullanılmaktadır. Son zamanlarda, hipoglisemi  belirlenmeden dekstroz verilmesi sorgulanıyor ve Glukometre ile hipoglisemi belirlendikten sonra verilmesi öneriliyorsa da halen hipoglisemi olasılığını ortadan kaldırmak için kullanılmaya devam ediliyor.

    ·       Narkotikler solunum  merkezini etkilerler, bu nedenle solunum depresyonu, narkotik  aşırı dozunun klasik belirtisidir. Opiat zehirlenmesinden şüphe ediliyorsa, solunum düzensizse veya gözbebekleri toplu iğne başı gibiyse, 1-2 mg Naloxone, IV puşe edilir. Eğer kronik alkolizmden şüpheleniliyorsa, 100 mg Thiamine, IV yoldan verilir.

    UYARI: ZDM ‘ ne danışmadan nötralizan olduğunu (örneğin, asit içilmişse alkali içirmek gibi) düşündüğünüz madde vermeyin, bu sadece hastaya daha fazla zarar verecektir.

    Başa Dön

     

    BESİN ZEHİRLENMELERİ:

    Yiyeceklerle birlikte bakterilerin, vücuda alınmasıyla ortaya çıkar. En sık rastlanılan besin zehirlenmesi etkenleri: kolera ( Vibrio cholerae), tifo ( Salmonella thyphi, salmonella ), paratifo (Salmonella parathyphi, enterik ateş), şigella (Shigella, basilli dizanteri), Clostridium perfiringens, Hepatit A ve E. Bir de bakteriden değil de onun ürettiği toksinlerden meydana gelen zehirlenmeler var: stafilokoklar (stafilokkokus aerus ) ve botulizm (Clostidium botulinum).

    BOTULİZM

    En tehlikelisi ve ağır seyirli olanı  BOTULİZMdir. İyi sterilize edilmeden hazırlanmış konservelerde ürerler. Yenildikten  2 saat - 6 gün (genelde 12-36 saat) içerisinde belirti ve bulgular ortaya çıkar.

    Belirti ve bulguları:

    Erken dönemde:  bulantı-kusma, göğüs ve karın ağrısı görülürken,

    İlerleyince: baş ağrısı, çift görme, ışık refleksinde azalma, yutma güçlüğü, ağız kuruluğu, güçsüzlük, ishal ya da kabızlık, solunum güçlüğü; hastalık ilerledikçe solunum felci  ve 6-8 ay devam edebilen kısmi paralizi görülebilir. Ölüm 3-10 gün içerisinde görülür. Ölüm oranı % 50-65 tir.

    Botulizmde Acil Bakım:

    En kısa zamanda ABC değerlendirilerek, kontrol altına alınır ve devamlılığı sağlanır, yüksek yoğunlukta oksijen desteği ile hastaneye götürülür.

    Besin zehirlenmelerinde: ölümler genellikle, ishale bağlı oluşan dehidratasyon sonucu meydana gelmektedir. O nedenle, ABC nin devamlılığı sağlanarak, yüksek yoğunlukta oksijen verilir, damar yolu açılarak RL başlanır ve hasta hemen hastaneye götürülür.

     

    SOLUNUM YOLU (İNHALASYON) ZEHİRLENMELERİ

    Solunum yolu zehirlenmelerinde belirti ve bulgular:

    ·       Merkezi sinir sistemi etkilenmesine bağlı olarak; baş dönmesi, baş ağrısı, şaşkınlık, nöbet geçirme, hayal görme(halüsinasyonlar), koma.

    ·       Solunum sisteminde; taşipne, öksürme, konuşurken seste boğukluk, stridor, dispne, solunum kaslarında çekilmeler, göğüs ağrısı, göğüste daralma hissi, wheezing, ral veya ronküs.

    ·       Kalp atım düzeninde bozukluklar (disritmiler).

     

    DİKKAT: Kiraz kırmızısı  cilt rengi karbon monoksit zehirlenmesinde nadiren görülen, geç bir belirtidir. Bu renk değişikliği genellikle ölümden sonra görülür.

     

    Solunum Yolu Zehirlenmelerinde  Acil  Bakım

    1- Çevresel güvenliği sağlayın. Önce kendi güvenliğinizi sağlayın, açık zehir kaynağı varsa kapatın, ortamı havalandırın, hastayı zehirli ortamdan uzaklaştırın (UNUTMA: Karbon monoksit renksiz ve kokusuz olduğundan fark edilmeyebilir, o nedenle belirti ve bulguları iyi değerlendirin). Önlem için:

    ·    Koruyucu giysileri giymeden zehirli ortama girmeyin ve ilgili görevlilerin önerilerine uyun.

    ·    En uygun solunum araç gereçlerini kullanın.

    ·    Hastanın üzerindeki zehir bulaşmış (kontamine) giysileri hemen çıkarın.

    2- Gerektiği şekilde, ilk ve ikinci değerlendirmeyi  yapın.

    3- Aşağıdaki  acil bakımı uygulayın:

    ·       Soluk yolunun açıklığını sağlayın ve sürdürün. Sıkı giysileri, özellikle de boyun ve göğüs kısmındakileri gevşetin. Hastanın solunumu sesliyse, larenks ödemi olabilir, nazofarengeal  airway takarak, soluk yolunun açıklığının devamlılığını sağlayın.

    ·       Yüksek yoğunlukta (% 100) oksijen verin. UYARI: Bazı tarım ilaçlarının inhalasyonunda yüksek yoğunlukta oksijen ölüme neden olabileceğinden, mutlaka  en kısa zamanda ZDM’ ni  arayın.

    ·       Gerekiyorsa, entübe edin ve solunumuna yardımcı olun.

    ·       Gerekiyorsa, TYD başlatın.

    ·       Bag-valve-mask veya demand -valve kullanın.

    ·       Damar yolu açın.

    ·       ZDM ile iletişim kurun.

    ·       Hastayı en kısa zamanda hastaneye götürün. Kendine gelme belirtileri  gösterse bile bu sizi yanıltmasın, hastayı mutlaka hastaneye götürün.

    Başa Dön

    KARBONMONOKSİT ZEHİRLENMESİ:

    Karbonmonoksit (CO) tatsız, renksiz, kokusuz ve tahriş etme özelliği olmayan bir gazdır. Kaza  veya intihar (suicidal) amacı ile zehirlenmeye neden olabilir. Bütan gazı, kömürlü ocak ve ısıtıcılar, duman (sigara dumanı dahil), otomobil egzosu (küçük ve kapalı bir garajda çalıştırılan bir araba, 15-30 dakika içinde öldürücü düzeyde karbon monoksit üretir), metilen klorid, iodid, bromid içeren maddelerin yenmesi ve solunması ile karbon monoksit zehirlenmesi meydana gelir. Anemi, kardiyovasküler hastalıklar, KOAH, çok genç (infant), yaşlı ve gebe olan kişiler risk grubundadır.

     

    Belirti ve  bulgular:

    ·       Düşük yoğunluktaki  CO ‘ e defalarca maruz kalınmışsa: baş ağrısı, güçsüzlük, düşünme güçlüğü, parestezi, göğüs ağrısı, çarpıntı (palpitasyon), görme bozuklukları, bulantı, ishal, karın ağrısı görülebilir.

    ·       Akut CO zehirlenmesinde klinik görünüm, kandaki  COHb( Karboksi hemoglobin) oranına göre değişiklik gösterebilir. Normalde kanda, COHb halinde % 0.5 - 3 oranında CO bulunmaktadır. COHb oranına göre, görülebilecek klinik bulgular:

    COHb oranı %

    KLİNİK BULGULAR

    0 - 10

    Hafif psikomotor bozukluk ve vital bulgularda değişiklikler

    10 - 20

    Hafif baş ağrısı, dispne, koroner rahatsızlığı olanlarda angina

    20 - 30

    Zonklayıcı baş ağrısı, dispne

    30 - 40

    Şiddetli baş ağrısı, halsizlik, bulantı, kusma, yorgunluk, görme bozukluklar

    40 - 50

    Konfüzyon, senkop, taşipne, taşikardi

    50 - 60

    Senkop (baygınlık), nöbet, koma

    60 - 70

    Koma, hipotansiyon, solunum yetmezliği, ölüm

    70 +

    ÖLÜM

     

    Ağır CO zehirlenmelerinde, klinik tabloya ekstrapiramidal bulgular, rijidite, ışık refleksinde azalma da eklenebilir.

     

    CO  Zehirlenmesinde  Acil  Bakım:

    •      Özgün tedavisi, hiç vakit kaybetmeden % 100 oksijen vermektir.

    •      Hasta zehirli ortamdan hemen uzaklaştırılarak daha güvenli temiz ortama alınır

    •      Mümkünse olay yerinde solutmaya başlatılır

    •      Soluk yolunun açık olması ve açık kalması sağlanmalıdır

    •      Ambu bag valve mask ile % 100 oksijen verilebilir.

    •      Damar yolu açılır ve en kısa zamanda acil servise nakledilir

    •      Koma gelişmişse ve nörolojik bulgular ortaya çıkmışsa Hiperbarik oksijen (HBO) verilmelidir.

    •      Kandaki  COHb oranı değerlendirebiliyorsa; COHb oranı

    % 15 ve üstünde olan  hamilelerde,

    % 20 ve üstünde olan iskemik kalp hastalarında,

    % 40 ve üstünde olan  hastalarda;

    2.5 - 3 atmosfer basınçlı HBO 45 dakika verilir.

    HBO  tedavisinin yan etkileri: Emezis, tansiyon pnömotoraks, timpanik membran rüptürü, kardiyak ritim bozuklukları, hipotansiyondur. Kontakt lens çıkarılmazsa kornea hasarı.

    ÖNEMLİ: Son araştırmalara göre:" sadece % 100 oksijen verilmesi yeterlidir ve basınca gerek yoktur" denilmektedir. O nedenle basınçlı oksijen verme olanağı olmayan durumlarda sadece yüksek yoğunlukta oksijen vermeniz bile hastayı kurtaracaktır.

    Başa Dön

    DERİDEN EMİLİM YOLU İLE OLUŞAN ZEHİRLENMELER

    Emilen zehir deride tahrişe neden olur. Oldukça nadir durumlarda, bazı zehirler emildiklerinde deride hiçbir hasara neden olmayabilirler. Absorbsiyon (emilim) yoluyla meydana gelen zehirlenmelerden en önemlisi ve tehlikelisi organik fosfat zehirlenmesidir.

    ORGANİK FOSFAT ZEHİRLENMESİ

    Organik fosfat, birçok insektisitlerin (böcek öldürücü ilaçlar) ve tarım ilaçlarının yapısında bulunur.  Amerika’da organik fosfatla zehirlenen erişkinlerin %10 u, çocukların da %  50 si ölmüştür. Organik fosfat zehirlenmesinde parasempatik bulgular görülür: aşırı tükürük salgılanması, bradikardi ve kas seğirmeleri.

    Organik fosfat zehirlenmesi erken dönemde fark edilmeyebilir, çünkü tipik olmayan baş ağrısı, halsizlik, baş dönmesi, bulantı gibi bulgularla başlar ve grip sanılarak boş verilebilir. Ciddi zehirlenmelerde karında kramplar, kusma, ishal, bazı durumlarda idrar ve gaita kaçırması (inkontinans) görülür. Hastaların diğer şikayetleri: bulanık görme, göğüste sıkışma hissi ve solunum güçlüğüdür.

    Hastanın sendeleyerek yürümesi ilk anda sarhoş izlenimi bırakır. Aşırı terleme sonucu cilt ıslaktır. Ağır bradikardi vardır. Pupiller daralmıştır (miosis), tükürük salgısı artmıştır. Hastanın nefesi bazen sarımsak gibi kokar.

     

    Organik  Fosfat  Zehirlenmesinde  Acil  Bakım:

    Organik fosfat zehirlenmesinde, antidot olarak, parasempatik etkiyi yok etmek için ATROPİN  kullanılır.

    ·       Hastanın bilinci tam olarak açık değilse tüm dikkatinizi soluk yoluna verin. Tükürük, kusmuk varsa aspire edin. Hastada öğürme refleksi kaybolmuşsa, entübe edin.

    ·       Tercihen demand-valve veya bag-valve-mask ile % 100 oksijen verin, ilave olarak PEEP (pozitif end ekspiratory pressure) ayarlayın.

    ·       Zehir hastanın derisine bulaşmışsa DEKONTAMİNE edin (zehri deriden uzaklaştırın). Bunun için koruyucu giysi giyin ve lastik eldivenler takın. Hastanın giysilerini çıkararak plastik bir torbaya koyun. Hastayı duşun altına götürerek bol sabun ve su ile yıkayın. Eğer alanda iseniz yıkayacak su temin etmeye çalışın ve mutlaka saçını ve tüm vücudunu süngerle yıkayın. Madde ağız yoluyla alınmış olsa bile yine aynı işlemler yapılır, çünkü hasta terlediğinde terle atılan zehir geri emilebilir. Hastanın yıkanması alanda verilebilecek en önemli acil bakım uygulamasıdır.

    ·       Şayet zehir ağız yolu ile alınmışsa ve hasta bilinçli ise, ipeka şurubu içirilerek kusturulabilir  ve aktif kömür verilebilir.

    ·       Monitorize ederek EKG ritmini izleyin.

    ·       IV yoldan, % 5 lik Dekstrozu DAKŞ başlayın.

    ·       Hiç vakit kaybetmeden Atropini IM olarak 2 mg ve IV olarak 1 mg verin (çocuk dozu: 0.05 mg/kg). IV dozu  5 - 10 dakika aralıklarla tekrarlayın; ta ki, ağız kuruluğu, nabız yükselmesi, gözbebeklerinin genişlemesi gibi atropin etkileri görülene kadar. Bunun için fazla miktarlarda atropin vermeniz gerekebilir!

    ·       Morfin veya Aminofilin VERMEYİN, hatta pulmoner ödem belirtileri olsa bile.

    ·       Nöbet geçirmesine ve ventriküler  disritmilere karşı hazırlıklı olun.

    ·       Nöbet geçiriyorsa: DİAZEPAM uygulayın, başlangıç dozu 5-10 mg; çocukta ise 0.25-0.4 mg/kg

    ·       ZDM mutlaka danışın

     

    Genel olarak deri yolu zehirlenmelerinde görülen  belirti ve bulgular

    ·       Deri reaksiyonları (hafif tahrişten kimyasal yanığa kadar değişebilir)

    ·       Kaşıntı

    ·       Gözlerde yanma

    ·       Baş ağrısı

    ·       Artmış vücut ısısı

    ·       Anormal solunum ve kalp hızı

    ·       (Nadiren) Anaflaktik  şok

     

    Deri yolu ile Zehirlenmelerde Genel  Acil  Bakım

    ·       Hastayı zehir kaynağından (veya zehri hastadan) uzaklaştırarak teması kesin. Kendinizi koruyarak hastanın giysilerini vakit kaybetmeden çıkarın.

    ·       Su ile deriye bulaşmış zehri hemen uzaklaştırın. Maruz kalan bölge bol tazyiksiz su ile en az 15-20  dakika yıkanmalıdır, özellikle de etkilenen bölge göz ise, yıkama kesinlikle bu sürenin altında olmamalıdır. 

    ·       KURU (TOZ) KİMYASAL maddeleri önce fırçalayarak (ya da daha pratik ve güvenceli yöntem olan elektrik süpürgesi ile) uzaklaştırın sonra bol tazyiksiz su ile yıkayın.

    ·       Yıkarken, kendinizi ve çevredeki kişileri korumayı unutmayın. Yıkanması gereken kişi sayısı fazla ise, her birini tek tek yıkayın.

    ·       ZDM ile iletişim kurun.

    ·       Tüm sıkan giysileri (mücevherler, ayakkabılar ve saat dahil) çıkarın.

    ·       Anaflaktik şoka karşı hazırlıklı olun.

    ·       Acilen hastaneye götürün. Hastaneye götürürken, hastayı kuru ve temiz örtülerle kapatın ve sıcak tutmaya çalışın.

     

    BİTKİ  ZEHİRLENMESİ

    Her yıl bitki zehirlenmesine bağlı bir kaç bin vakayla karşılaşılmaktadır. Birçok ev bitkisi zehirlidir. Bazı zehirli bitkiler ciltte değdiği yerde hasara neden olurken diğerleri dolaşım, sindirim veya sinir sistemini etkilemektedir.

     

    Bitki  Zehirlenmelerinde Acil Bakım

    Dolaşım sistemi etkilenmişse;

    •      Hipovolemik şoka karşı önlem alın

    •      Ağız yoluyla alınmışsa, 30 dakikayı geçmemişse, kusturun ve kusmuğu hastayla birlikte hastaneye götürün

    •      Zehirlenmeye neden olan bitkiyi tanımlayın (rengi, şekli, dalı, yaprağı, meyvesi, kökü veya çiçeğini)

    •      En kısa zamanda hastaneye götürün

    Sindirim sistemi etkilenmişse;

    •      İlk önce kusturun

    •      Bitkiyi tanımlayın

    •      Hemen hastaneye götürün

    Merkezi sinir sistemi etkilenmişse;

    •      Temel yaşam desteği sağlayın

    •      Bitkiyi tanımlayın

    •      Hemen hastaneye götürün

    Deri etkilenmişse;

    •      Temas eden kısmı silin / yıkayın

    •      Gerekiyorsa hastaneye götürün, özellikle yerel belirtiler genel belirtilere dönüşüyorsa.

    Başa Dön

    SOKMA VEYA ISIRMA İLE OLUŞAN ZEHİRLENMELER

    Vücuda, kasıtlı veya kaza ile aşırı doz ilaç enjekte edildiğinde, enjeksiyon yolu ile zehirlenme meydana gelir. Enjeksiyon yolu ile meydana gelen zehirlenmelerin çoğu, kara veya deniz canlılarının ısırması ya da sokması şeklindedir. Genelde sokmalarda kızarıklık, şişlik, ağrı ve kaşıntı gibi yerel belirtiler görülse de, alerjik yapılı kişilerde veya zehirli hayvanların sokma veya  ısırmalarında daha ciddi belirti ve bulgular görülebilmektedir. Sokma ve ısırma nedeniyle zehirlenmeye yol açanlar:

    1. Eklembacaklılar

    •      Böcekler

    •      Örümcekler

    •      Akrepler

    •      Keneler

    2. Sürüngenler

    •      Yılanlar

    3. Zehirli deniz canlıları

     

    GENEL  BELİRTİ  VE  BULGULAR:

    ·       Bilinç düzeyinde değişkenlik

    ·       Deride görülebilen ısırık ya da sokma izi

    ·       İğne izi  aranır, özellikle parmaklar, ön kollar, ayak  parmakları ve bacaklarda

    ·       Deride döküntüler ( lekeler)

    ·       Bölgesel ağrı ve/veya kaşıntı

    ·       Kollarda, bacaklarda ya da vücutta duyu kaybı

    ·       Kolda/bacakta, enjeksiyon yerinden başlayıp yayılan, ağrı ve yanma hissi

    ·       Şişlik veya büller(derideki su dolu kabarcıklar)

    ·       Halsizlik veya kendinden geçme

    ·       Solunum güçlüğü ve anormal nabız 

    ·       Baş ağrısı ve baş dönmesi

    ·       Bulantı ve kusma

    ·       Kas krampları, göğüste sıkışma hissi, eklem ağrıları

    ·       Aşırı tükürük salgısı, aşırı terleme

    ·       Anaflaksi

    GENEL  ACİL  BAKIM:

    ·       Ağır seyirli yerel reaksiyon görüldüğünde, tüm yüzük, bilezik, saat, kolye, kravat gibi sıkabilecek şeyleri çıkarın

    ·       Venöz turnike uygulayın

    ·       Soğuk uygulama yapın

    ·       Anaflaktik şoka karşı hazırlıklı olun.

     

    VENÖZ  TURNİKE: Sokma ve ısırmalarda; kol veya bacakta deriye ya da kasa uygulanan enjeksiyonlarda reaksiyon oluştuğunda venöz turnike uygulanır. Etkilenen kısmın hemen altından ve üstünden en az 2-3 cm enlilikte bir bant (veya dar elastik bandaj, mendil, üçgen sargı bezi  veya benzeri yumuşak enli kumaş) ile basınç uygulanır. Amaç, kan akışını engellemek değil, lenf dolaşımını  ve yüzeysel ven akışını yavaşlatmaktır, böylece zehrin dolaşıma karışması geciktirilir. Bantlar sıkı olmalıdır ama dolaşımı engellememelidir. O nedenle kolda ise radyal arterden, bacakta ise ayak arterlerinden dolaşım kontrol edilir.    

     

    Böcek ısırmaları ve sokmaları: 

    ARI SOKMALARI

    Zarkanatlılar grubunda yer alan bal arıları, eşek arıları, yabanarıları, karıncalar deriye iğnelerini soktuklarında alerji, anaflaksi ve nadiren de olsa zehirlenmeye neden olabilmektedirler. Arıların

    iğneleri karın kısmındadır. Bal arısı soktuğunda, iğnesinin bir kısmını soktuğu yerde kalır o nedenle bir kez sokabilir. Oysa eşek arısı ve yaban arısı birkaç kez sokabilir.

    Belirtiler Ve Bulgular

    Yerel belirtiler:

    ·       Keskin, yangılı ağrı

    ·       Kaşıntı

    ·       Ödem

    ¨     Ödem bazen sokulan kolun ya da bacağın tümünü kaplayabilir

    ¨     Ağız ve dildeki sokmalarda oluşan ödem, soluk yolunun kapanmasına neden olabilir

    Genel(Sistemik) belirtiler:

    ·       Hemen Ortaya Çıkan

    •       Hafif tepki: Yaygın kaşıntı, kurdeşen(kaşıntılı kırmızı döküntüler), sokulan bölgenin uzağında şişlikler, kızarıklık

    •       Ağır Tepki: Larenks ödemi, şiddetli bronkospazm, oldukça düşük kan basıncı

    ·       Gecikerek Ortaya Çıkan Tepki

    •    Sokmayı takip eden 1- 48 saat sonrasında görülebilir

    •    Kişinin yaşamını tehlikeye sokabilir

     

    Sokmalarda  Acil  Bakım

    ·       Etkilenen alanı yıkayın

    ·       İğne varsa, çekerek çıkarmaya çalışmayın zira cımbız gibi bir şeyle tuttuğunuzda sıkıştırma sonucu iğnenin içinde kalan zehir deriye enjekte olacaktır. O nedenle, bıçak sırtı gibi düzgün ancak keskin olmayan bir cisimle sıyırarak iğneyi uzaklaştırmaya çalışın.

    ·       Etkilenen kısma, kompreslerle soğuk uygulama yapın, etkilenen kol veya bacağı hareket etmemesi için destekleyin

    ·       Anaflaktik şoka karşı uyanık ve hazırlıklı olun. Eğer yerel belirtiler yayılır ve genel belirtiler görülmeye başlanırsa bu anaflaktik şok habercisi olabilir. Bu durumda hastanın gereksinimine uygun olarak

    §       Soluk yolunun açık olmasını ve açık kalmasını sağlayın

    §       Oksijen verin

    §       Kan basıncını sıvı vererek dengeleyin

    §       Protokolünüze göre Epinefrin(Adrenalin), Antihistaminikler, Steroidler uygulanabilir

    §       En kısa zamanda hastaneye ulaştırılmalıdır

     

    ·       Sonradan oluşabilecek sokmaları önlemek için

    ¨       Böceğin bulunduğu ortamdan uzaklaşılmalıdır

    ¨       Parlak giysiler giyilmemelidir

    ¨       Tatlımsı kokuları kullanmamalıdır

    ¨       Dışarıda tatlı şeyleri yemekten/içmekten kaçınılmalıdır

     

     

    AKREP SOKMASI

    Halk arasında sıkça duyulan "kuyruk boğumu ne kadar fazla ise zehir miktarı artar" inancı bilimsel değildir. Zira akreplerin kuyruğu söylendiği gibi 7, 8, ... 12, 13 boğumlu değil; 6 boğumludur. Zehir, akrebin "telson" denen kuyruğunun son boğumunda yer alan zehir bezlerinden salgılanır ve iğneleyeceği zaman iki kasın yardımıyla dışarı verilir. Akrep sokmaları için literatürde kullanılan isim, "scorpionizm"dir. Scorpionizm, yurdumuzdaki akreplerden özellikle Buthidae üyelerinden kaynaklanır. Diğer akrep gruplarında (Euscorpiidae, Iuridae, Scorpionidae), önemli bir vakaya rastlanmamaktadır. Sokulan bölgede genelde kızarıklık, şişlik  ve kısmi ağrı şeklinde sonlanır. Buthidae içinde ise en tehlikeli olabilecekler, Leiurus quinquestriatus ve Androctonus crassicauda'dır. Bunların dışında Batı, Orta ve Güney (Akdeniz) Anadolu'da en çok rastlanan Mesobuthus gibbosus ile Orta Anadolu ve daha doğuda kalan Anadolu kesiminde (Karadeniz kıyı kesimi hariç) sıkça rastlanan M.eupeus'un sokması sonucu zaman zaman ciddi belirti ve bulgular görülse de genelde ölüme sebebiyet vermezler. Tehlikeli akrep sokmaları daha çok ABD'nin güneybatısı, Meksika, Güney Amerika'nın orta ve kuzey bölgeleri, Hindistan ve Ortadoğu ülkelerinde, yurdumuzda ise Güneydoğu Anadolu'da görülür. Dünya genelinde yılda yaklaşık 100000 akrep sokması görülmekte ve bunlardan 800 kadarı ölümle sonuçlanmaktadır. Ülkemizdeki vakaların sayısı için bir rakam vermek güçtür. Ancak bilhassa Güneydoğu'da yapılan çalışmalar sırasında sağlık ocakları ve halktan edinilen bilgiye göre; tamamına yakını kısmi ağrılar ve yaralar şeklinde olup, birkaç saatten bir güne varan sürelerdeki rahatsızlıklar ile sonuçlanmaktadır. Bazı türlerin sokması sonucu oluşan etki, arı sokmasından pek farklı değildir.  

    Akrep sokmalarının etkisi, akrebin türüne, boyuna, yaşına, cinsiyetine, saldırganlığına, mevsime, sokulan kişinin alerji hassasiyetine, yaşına, sokulan bölgenin hayati fonksiyonlara sahip organlara yakınlığına göre değişmektedir. Bilhassa kalp ve solunum rahatsızlıkları olan kişiler, doğrudan kardiyotoksik olan akrep zehrinden daha fazla etkilenmektedir. Aslında iğnenin sokulan organda bıraktığı deliğin derinliği de zehirlenmenin şiddetini etkiler. Eğer iğne kemiğe denk gelmişse çok daha az etki bırakır. Bütün akrepler, nörotoksik (merkezi sinir sistemini etkileyen) bir zehre sahiptir. Ancak bazı ekzotik türler sitotoksik (hücreleri etkileyen) zehre sahiptir.

    Belirtiler ve Bulgular

    • Sokulan bölgede hafiften şiddetliye değişen ağrı, çoğu kez hissizliğe kadar gidebilir; sokulan bölgede şişlik ya da yangı olmaz

    • Kas seğirmeleri, kramplar, karın ağrısı

    • Tükürük salgısında artma

    • Bulantı – kusma

    • Nabız ve solunum hızlanır (taşikardi, taşipne), kan basıncı yükselir

    • Nöbet geçirme

    • Cümle kurmada zorlanma (sarhoş gibi konuşabilir)

    • Huzursuzluk, silkinme, sağa sola yalpalama, özellikle çocuklarda başka neden(nöbet, fenotiyazin zehirlenmesi gibi) söz konusu değilse hemen akla akrep sokması gelmelidir

     

    Acil Bakım

    • Herhangi bir özel tedavisi yoktur, belirti ve bulgulara göre tedavi yapılır.

    • Hastaya güven vererek sakinleştirin

    • Lenf yayılımını önlemek üzere venöz turnike uygulayın, etkilenen kısmı destekleyerek hareket etmesini engelleyin

    • Ağrı kesici olarak düşük dozlarda narkotikler ve benzodiazepinler güvenlidir. Yüksek dozda verilecek narkotikler ve sedatifler solunumun baskılanmasına neden olacağından verilmemelidir.

    • Sistemik bulgular gelişirse, panzehir uygulanmak üzere en kısa zamanda hastaneye nakledin

     

     

    ÖRÜMCEK SOKMALARI / ISIRMALARI

    Bütün örümceklerde bulunan zehir bezleri keliser içlerinde yer alır ve uçtaki kanca ile ava enjekte edilir, kanca insan derisini etkileyecek kadar uzun olmadığından insanlara zarar veremezler. Zehirleri nörotoksik etkili olup solunum organlarında felçlere yol açar. Ilıman bölgede yayılış gösteren örümcekler az zehirli olup, insan için öldürücü bir etkiye sahip değildir. Ancak tropikal bölgelerde yaşayanlar çok zehirli olup insan için ciddi tehlikelere yol açabilir. Tarantulalar büyük örümcekler olmalarına rağmen genel olarak sanıldığından daha az tehlikelidirler.

     

    KAHVERENGİ  KEŞİŞ(İNZİVA) ÖRÜMCEĞİ  ISIRMASI

     

    15 mm boyunda, sırtında keman şeklinde bir leke olan örümcektir. Karanlık ve kuru yerleri sever. Isırdığı yerde ülserasyon ve iskemi  oluşur. Dolayısıyla belirtiler ısırmayı takiben hemen görülmeyip saatler sonra ortaya çıkarlar. 

     

    Belirti ve bulgular:

    ·       Eritematöz makül ( sıvı dolu kabarcık-bül- ve çevresinde oluşmuş beyaz bir halka ). Birkaç gün içinde mavimsi renkli nekroza dönüşür

    ·       Isırmayı takip eden 2-8 saat içinde bölgesel ağrı, kızarıklık, şişlik

    ·       Hafif etkilenimde: titreme, ateş, bulantı-kusma, eklem ağrıları

    ·       Ağır etkilenimde: kanama bozuklukları: DIC (Dissemine intravasküler koagülasyon-yaygın damar içi pıhtılaşma), böbrek yetmezliği, konvülsiyonlar, kalp yetmezliği, ölüm.

     

    Acil Bakım:

    Hastane öncesi acil bakım destekleyici niteliktedir: soğuk uygulama, yaranın antiseptikle temizlenerek geniş bir pansumanla kapatılır. 

    Panzehiri yoktur ama acil serviste 24  saat gözlenmelidir. Sistemik reaksiyon oluştuğunda, hemen antihistaminikler  verilmelidir. Oluşan nekrotik dokunun cerrahi olarak çıkartılması gerekebilir. Bu tip nekrozlara diğer artropodlarda (örnek: kene) neden olabilirler.

     

    KARADUL  ÖRÜMCEĞİ

     

    Vücudu 15 mm, bacakları ile 4 cm genişliğinde, siyah renkli  dişi örümcektir. Özelliği ise, karnında bulunan turuncu veya kırmızı renkli kum saati şeklidir. Baraka, bodrum, odun istifi ve benzeri yerlerde yaşarlar. Isırmaları zehirlidir, güçlü nörotoksik (sinirlere) etkilidir. Kişi, ısırılan yerde his kaybı olana kadar, ısırıldığını fark etmeyebilir. Semptomların şiddeti, hastanın yaşı, kilosu ve genel sağlık durumuna göre değişiklik gösterebilir.

     

    Belirti  ve  bulgular:

    ·       Hemen ortaya çıkan keskin, batıcı ağrı, kızarıklık ve şişlik

    ·       15 dakika ile 2 saat içinde ortaya çıkan sırtta  ya da karında ilerleyen kas krampları; tüm büyük kas gruplarında kramplar

    ·       Isırık kollardaysa, şiddetli sırt, göğüs veya omuz ağrısı

    ·       Isırık bacaklardaysa, şiddetli karın ağrısı

    ·       Bulantı-kusma, terleme, nöbet geçirme, paraliziler(felç), hipertansiyon, bilinç düzeyinde azalma.

    Acil Bakım

    ·       Hastanın güvenliğini sağlayın

    ·       Isırılan yere soğuk uygulama yapın

    ·       Şiddetli kas krampları varsa, doktor ile görüşerek kas gevşeticiler verin. Bu durumda, Diazepam ( 2.5 - 10  mg, IV) veya  %10’luk  Calcium  gluconate (10 ml , IV) çok yavaş verilebilecek kas gevşeticilerdir; Methocarbamol(Robaxin), Narkotiklerde diğer seçeneklerdir.

    ·       Kan basıncını sık takip edin. Hipertansif bir krize karşı uyanık olun

    ·       Çocuklarda, çok yaşlılarda, kan basıncının yükseldiği durumlarda, akut solunum yetmezliğinde, belirtilerin uzun süre devam ettiği kişilerde panzehir yapılması gerekir.

    Başa Dön

    KENE YAPIŞMASI

    Kene 5 mm. (yeni kan emmiş dişi 1,2 cm), koyu kızıl kahverenginde yassı, oval şekilli, 6 - 8 bacaklı, uçamayan, sıçrayamayan bir parazittir. Kan emerek büyürler. Çimenlerde, çalılıklarda ve hayvan barınaklarında bulunurlar ve buradan geçen hayvanlara yapışırlar. Hayvanlar vasıtası ile evlerin içine kadar gelirler. Üzerinde bulundukları hayvanın kanıyla beslendikten sonra, oradan ayrılarak kapı pencere kenarları ve süpürgeliklerde barınırlar. Ev içindeki bir çatlağa veya yarığa, dişisi yumurta bıraktığında bir hafta içerisinde yüzlerce kene oluşur

    Başta köpekler olmak üzere birçok diğer hayvan ve insan üzerinde yaşarlar. Köpeklerde, yetişkinleri kulak ve ayaklarda yaşarken, daha ufaklara sırt bölgesinde rastlanır. Doğada bitki ve otların üzerinde durup, oradan geçecek bir hayvanın üzerine atlarlar. Herhangi bir hayvan üzerinde girdikleri evlerde hızla çoğalırlar ve üzerinde beslenecek hayvan bulamazlarsa insanlara musallat olabilirler. Hiçbir şey yemeden sekiz aya kadar yaşayabilirler.

    Ülkemiz kenelerin yaşamaları için coğrafi açıdan oldukça uygun bir yapıya sahiptir. Türlere göre değişmekle beraber kenelerin, küçük kemiricilerden, yaban hayvanlarından evcil memeli hayvanlara ve kuşlara (özellikle devekuşları) kadar geniş bir konakçı spektrumları mevcuttur.

    Keneyle bulaşan pek çok hastalık bilinmektedir: nöbetli humma, Marsilya humması, Kayalık dağlar lekeli humması, Q humması, tularemi, Kırım-Kongo kanamalı ateş, Lyme hastalığı, ehrlichiosistir.

    Kene Yapışmasından Korunmak İçin:

    1.    Kenelerin yoğun olabileceği çalı, çırpı ve gür ot bulunan alanlardan uzak durulmalı, bu gibi alanlara çıplak ayak yada kısa giysiler ile gidilmemelidir.

    2.    Bu alanlara av ya da görev gereği gidenlerin lastik çizme giymeleri, pantolonlarının paçalarını çorap içine almaları,

    3.    Görevi nedeni ile risk grubunda yer alan kişilerin hayvan ve hasta insanların kan ve vücut sıvılarından korunmak için mutlaka eldiven, önlük, gözlük, maske v.b. giymeleri gerekmektedir.

    4.    Gerek insanları gerekse hayvanları kenelerden korumak için haşere kovucu ilaçlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. Bunlar sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir.

    5.    Haşere kovucular hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca bu maddelerin emdirildiği plâstik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.

    6.    Kenelerin bulunduğu alanlara gidildiği zaman vücut belli aralıklarla kene için taranmalıdır

    7.    Vücuda yapışmış keneler uygun bir şekilde  kene ezilmeden, ağızdan veya başından tutularak bir cımbız veya pens yardımıyla sağa sola oynatarak alınmalıdır. Isırılan yer alkolle temizlenmelidir. Mümkünse kenenin tanı için alkolde saklanması uygun olur. Kenenin uzaklaştırılması için yapılacak işlem, yapılmayacaklar. Sağlık Bakanlığının kene çıkartılması ile ilgili hazırladığı poster için tıklayın.

    Bir de e-posta yoluyla gelen bir powerpoint sunusunu izlemek isterseniz tıklayın.

     Başa Dön

    YILAN SOKMASI

    Dünyada 2500 tür yılan var ve bunun %8'i zehirlidir. O nedenle binlerce yılan sokmasına rağmen ölümle sonuçlananların sayısı azdır.

    Ülkemizde bulunan 40 tür yılandan sadece 10 türü zehirli, 2 türü yarı zehirli, 28 türü ise zehirsizdir.

    Her ne kadar Türkiye'de bulunan yılanların zehirleri, sağlıklı bir insanı öldürecek kadar güçlü değilse de, canınızı acıtabilir. Şunu hiç aklımızdan çıkartmayalım; ne zehirli ne de zehirsiz hiç bir yılan taciz edilmedikçe (üzerlerine basılmadıkça, köşeye kıstırılıp rahatsız edilmedikçe) insanlara saldırmaz ve ısırmaz, tersine insanlardan kaçar. Ayrıca zehirli yılanlar, tarım alanları ve bahçelerdeki fare, köstebek gibi kemirgenleri yiyerek beslendiklerinden, çok faydalı hayvanlardır. Bu bakımdan bağ ve bahçelerinizdeki yılanları; ister zehirli ister zehirsiz olsun öldürmeyiniz! Ülkemizdeki türler:

    Typhlopidae (Zehirsiz)

    Yılanın uzunluğu 25-35 cm, çapı 1 cm kadardır. Kuyruğunun ucunda küçük bir diken vardır. Türkiye’nin her yerinde, taşlar altında sıkça görülür. 

    Leptotyphlopidae (Zehirsiz)

    Bu familyadan Türkiye’de sadece bir tür bulunur; İpliksi yılan da denilir, uzunluğu 20-25cm, çapı 2mm kadardır. Birecik, Urfa ve Mardin’de bulunur.

    Boidae   (Zehirsiz)

    Ülkemizdeki tek boğa cinsi olup Mahmuzlu Yılan da denilir( Eryx jaculus Linnaeus). En büyük yılan türleri ailesinden olan Boğa Yılanları ailesinden gelen bu türün en büyük özelliği zehirsiz olmaları ve avlarını boğarak öldürmeleridir. Sarımsı beyaz benekli olan sırt bölgesinin rengi genel olarak kahverengi ve tonlarındadır. Besinlerinin büyük bir kısmını fare gibi kemiriciler oluşturur. Ayrıca küçük sürüngenleri, salyangozları da yiyebilirler. Kemiricilerle beslendikleri için fare sayısının artmasını engellerler. Bundan dolayı oldukça yararlıdırlar. Sabahleyin ve akşam üzeri aktiftir. Dişiler bir defada 14 cm boylarında 18-20 kadar canlı yavru doğurur (Ağustos ve Eylül). Su ihtiyacını bitkilerin üzerindeki çiylerden karşılar. Rahatsız edilmedikleri sürece insanlara saldırmazlar. Boyları 1 metre kadar olabilir. Kurak yerlerdeki kumlu, taşlı yerlerde yaşarlar. Aktif olmadıkları zaman taş altları ve kemirici yuvalarında saklanırlar. Kuma gömüldükleri de olur. Yüksekliği 1200 metreye kadar olan yerlerde bulunabilirler. Türkiye'de Trakya, Güney ve Batı Anadolu, Şanlıurfa civarı ve Doğu Anadolu'da dağılım gösterirler.

    Coluberidae  (Sadece 2 Tür Yarı Zehirli,diğer 25 türü Zehirsiz)

    Kara yılan, ince yılan, kocabaş yılan gibi değişik türleri vardır. Türler 70 cm – 2 m arasında değişen uzunluktadır. Coluberidae familyasından sadece 2 tür ufak hayvanlar için zehirlidir, bunların zehir dişleri ağızlarının gerisinde olduğundan insan için tehlikesizdir. Ancak Malpolon cinsi insanı öldürmese de oldukça can yakabilir

    Viperidae (Hepsi Zehirli)

    Viperidae (engerek) familyasından Türkiye’de 9 tür yılan vardır ve bunların hepsi zehirlidir. Her ne kadar bu yılanların ısırmasıyla sağlıklı bir insanın öldüğü  görülmediyse de yine de çok dikkatli olmak gerekir ve bir ısırılma durumunda derhal önlemler alınmalı hasta fazla hareket ettirilmeden mutlaka doktora götürülmelidir.

    Elapidae (Zehirli)

    Kobra ve Mercan yılanları bu grupta yer alır. Zehir dişleri çenesinin önünde bulunan bu yılanın tüm vücudu siyah renk ve tonlarındadır. Zehirleri hematoksik etki gösteren engerek yılanlarından farklı olarak bunların zehirleri nörotoksik (sinirler üzerine zehirleyici) etkilidir. En küçük yavrular bile zehirleyebilir. Genel olarak, küçük kemiriciler, kuşlar, diğer sürüngen türleri ve çeşitli omurgasızlarla beslenirler. Avlarını zehirleyip öldürdükten sonra yerler. Geceleri aktiftir. Boyları en fazla 200 cm kadardır.

    Bitki örtünsünün az olduğu yerlerde, çöl ve yarı çöl özelliği gösteren yerlerde, kum içinde yaşarlar.  Şanlıurfa ve civarında yaşarlar.

     

    Belirti ve bulgular, yılanın cinsine, sokulan kısmın anatomik yerleşimine ve enjekte edilen zehir miktarına bağlıdır. En sık rastlanılan iki  zehirli yılan cinsi vardır:

    1 - Çıngıraklı yılanlar (Crotalidae); çıngıraklı yılan (engerek yılanı), bakır kafa, pamuk ağızlı su makoseni

    2 - Mercan yılanı ( Elapidae), Kobra yılanın uzak akrabasıdır.

     

    1 - Çıngıraklı Yılan Sokması

    Bu yılanın baş kısmında, burnu ile gözü arasında, ısıya duyarlı çukur vardır. Hayvan karanlıkta göremediğinde, sıcak bir hedefe, bu çukurun ısıya duyarlılığı sayesinde saldırır. Başı üçgen şeklinde, pupilleri  yassı (vertikal), iki uzun zehir dişi  ve kuyruğunda çıngırak olan yılanlardır. Çıngırak her türünde yoktur.  Ürkektirler ve rahatsız edilmedikçe saldırmazlar.Yılan zehri, hücre membranlarını, proteinleri ve birçok doku bileşenlerini harap edecek  parçalayıcı proteinler, polipeptidler ve hidrolitik enzimler  içermektedir. Zehir  özellikle kırmızı kan hücrelerini ve diğer doku komponentlerini parçalar. Pıhtılaşma sistemini de etkilediğinden, sokulan yerde, doku nekrozu ve infarkt oluşur. Şiddetli bir sokma sonucu oluşan şoku takiben 30 dakika içinde ölüm görülebilir. Bununla beraber, ölüm  çoğunlukla, yılanın sokmasından 6-30 saat sonra  ( % 90’nı ilk 48 saat içinde) meydana gelmektedir.

     

    Belirti  ve  bulguları:

    ·       İki zehir dişinin izleri

    ·       Sokulan yerde ağrı, şişlik, sızıntı, ekimoz, nekroz

    ·       Halsizlik, baş dönmesi, güçsüzlük, ağızda ve dudaklarda naneli-metalik-lastik tadı,

    ·       Terleme ve/veya titreme, susuzluk hissi, bulantı-kusma, ishal,

    ·       Taşikardi, hipotansiyon, solunum yetmezliğine doğru ilerleyen yüzeysel solunum,

    ·       Hematüri  ve gastrointestinal kanama

    ·       Baş  ve  yüz çevresinde karıncalanma  ve uyuşukluk.

     

    Acil Bakım

    ·       Hemen tek taraflı  ( yaralı kısım ile kalp arasına ) venöz turnike uygulayın

    ·       Hastayı sırt üstü yatırın

    ·       Sokulan kolu veya bacağı sabitleyin

    ·       Sıkan giysi ve mücevherleri hemen çıkarın

     

    Destekleyici acil bakım vermeyi unutmayın:

    ·      Yüksek yoğunlukta oksijen verin

    ·      Hastayı sakinleştirin

    ·      Damar yolu açarak,  SF/ RL başlayın

    ·      YÜRÜTMEYİN. Yaralı bacağın üzerine basarak yürümesine izin vermeyin

    ·      Panzehir yapılabilecek bir acil servise götürün, yılanı tanımlayıcı bilgiler toplamayı unutmayın

    ·      Kişinin alkollü içki içmesine izin vermeyin

    ·      Buz, soğuk paketi veya dondurucu spray  UYGULAMAYIN

    ·      Kesi yapmayın ve Arteryel turnike UYGULAMAYIN

     

    2-    Mercan  Yılanı  Sokması

    Çıngıraklı yılana göre daha küçük, dar başlı, yuvarlak pupilleri, olan bir cinstir. Bu cinste ürkek olup, sadece rahatsız edildiklerinde saldırırlar. Zehri nörotoksik etkili olduğundan, sinir dokusunu etkiler.  Mercan yılanı sokmasında solunum ve iskelet kaslarında paralizi oluşumu tipiktir. Sokma sonrasında uzun süre (12-24  saat kadar) lokal veya  sistemik belirti görülmez. 

     

    Belirti  ve  bulgular:

    ·       Sokulan yerde duyu kaybı, halsizlik, uyuşukluk, ataksi,

    ·       Konuşma  bozukluğu, aşırı tükürük salgılanması,

    ·       Dilde ve larenkste paralizi sonucu yutma ve solunum güçlüğü, solunum yetmezliği,

    ·       Göz kapaklarında düşme ( pitozis), çift görme, göz bebeklerinde genişleme,

    ·       Karın ağrısı, bulantı-kusma,

    ·       Bilinç kaybı, nöbet geçirme, hipotansiyon

     

    Acil Bakım

    ·       Yarayı bol su ile yıkayın,

    ·       Tek taraflı ( kalp ile yaralı kısım arasına ) venöz turnike uygulayın,

    ·       Yaralı kol ya da bacağı destekleyerek hareket etmesini önleyin,

    ·       Destekleyici acil bakım, çıngıraklı yılan sokmasındakinin aynısıdır.

    Başa Dön

    KÖPEK ISIRMASI

    Köpek ısırması, kuduz hastalığının bulaştırılması açısından önemlidir. Sadece köpek değil, kedi, sincap, yarasa, fare, fok, kokarca, rakun gibi evcil olan ve olmayan hayvan ısırmaları ile de kuduz virüsü bulaşabilir. Her  köpek ısırması tehlike yaratmaz, özellikle hayvanın sahibi var ve aşısı düzenli yapılmışsa korkmaya gerek yoktur. Ancak hayvan durup dururken saldırmışsa, ağzından salya akıyorsa, sahibi belli değilse ve ısırıp kaçmışsa, o zaman hemen gerekli önlemler alınmalıdır. Çünkü kuduz hastalığının henüz tedavisi yoktur ve antibiyotikler  etkisizdir. Tek önlem,  ısırma sonrası yapılacak aşı ve duruma göre serum uygulanmasıdır. AABT, aşağıdaki soruların yanıtını mutlaka öğrenmelidir:

    ·       Köpek hangi koşulda ısırdı? PROVAKASYON SONUCUNDA MI  YOKSA DURUP DURURKEN Mİ ?

    ·       Köpeğin sahibi var mı? Varsa, adres ve telefon numarasını alın. Köpeğin aşıları tam yapılmış mı öğrenin.

    ·       Köpek şimdi nerede? Sahibinde mi? Kaçtı mı? Sahipsizse karantinaya alınması için girişim yapıldı mı? Köpeğin gözaltına alınması, kuduz olup olmadığının saptanması açısından önemlidir. Yakalanan hayvan 10 gün yiyecek-içecek verilerek gözetim altında tutulur; eğer 10 gün içinde ölmezse, kuduz değildir ve aşı başlanmışsa devam edilmesine gerek yoktur.

    Isırılan bölge incelenir ve yara var mı araştırılır. Çünkü hayvanın tükürüğünde bulunan virüs, ancak cilt bütünlüğü bozulduğunda vücuda girerek sinir sistemine ulaşır.

     

     Acil  Bakım:

    ·       Isırılan kısmı, bol SU ve SABUN ile köpürterek YIKAYIN

    Bu tür ısırmada, sabunla yıkamanın amacı, ısırılan yerdeki tükürükle bulaşan kuduz virüsünü öldürerek vücuda girmesini engellemektir. Virüsün yüzeyindeki lipid (yağ) yapı sabun ile eriyeceğinden virüs inaktive olur.

    ·       Sıkan mücevher veya giysi varsa çıkartın.

    ·       Isırılan kolu veya bacağı hareket etmeyecek şekilde sabitleyin.

    ·       Kişiyi hastaneye götürün.

    ·       Halk sağlığı uzmanlarını haberdar edin.

     

    İNSAN  ISIRMASI

    İnsan ısırması köpeğinkinden daha tehlikelidir. Çünkü insanın ağzında çok çeşitli mikroorganizmalar bulunmaktadır. O nedenle ısırma sonrası oluşabilecek enfeksiyon önemlidir. Isırılan kısım, hemen SU ve SABUN ile köpürtülerek yıkanır. Su ve sabun, povidon iyot ile silmenin başaramayacağı temizliği sağlar. Özellikle insan ısırmalarında, önce sabun ve su ile yıkamanın önemi büyüktür.

    Yara önemsiz gibi görünse de kişiyi hastaneye götürün. Tetanos aşısı yapılmalı ve antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. 

    Başa Dön

    DENİZ HAYVANLARININ SEBEP OLDUKLARI YARALANMALAR

    Deniz canlılarından denizanası  ve mercanlar enjeksiyon yoluyla, yayın balığı ve denizkestaneleri ise delme şeklinde zehirlenmeye neden olurlar. Tüm deniz canlılarının zehirleri ağrıya neden olurlar, değişkendirler (unstable) ve ısıya duyarlıdırlar. Sıcak, zehri  inaktive ederek, ağrıyı azaltır.

    Hem tatlı hem de tuzlu suda birçok bakteri ve virüs vardır. O nedenle deniz hayvanları ile yaralanma oluştuğunda, sekonder (ikincil) enfeksiyon olasılığı göz ardı edilmemelidir.

     

    Denizanası

    Denizanasının zehri oldukça ağrılıdır, bazen o kadar şiddetli olur ki yüzücü kendini kaybederek boğulabilir. Yakıcı ağrı, kasığa ve karna yayılabilir. Etkilenen kısım  kırmızı-morumsu renk alabilir ve su toplanabilir. Sistemik bulgular ortaya çıkabilir; güçsüzlük, halsizlik, titreme, ateş, solunum güçlüğü, wheezing, stridor, hatta şok ve ölüm gibi.

     

    Acil Bakım:

    Tedavide üç amaç vardır: 1-hastanın durumunu düzeltmek, 2-ağrıyı azaltmak, 3-zehri etkisiz hale getirmek.

    ·       Sistemik reaksiyonlara göre, ABC nin devamlılığı sağlanır,  sonra öncelikler belirlenerek tedavi sürdürülür. Hastanın kan basıncı düşükse,  damar yolu açarak  RL başlanır.

    ·       Deriye yapışan nematositlerin (dokunaçların) ÜZERİNE SİRKE veya ALKOL DÖKÜN. Bu nematositleri (dokunaçları) öldürecektir. Deniz ısırganı için kabartma tozu ve su karıştırılarak kullanılır (sirke yerine).

    ·       VEYA daha pratik bir yöntem: o kısmı musluk suyunda bekletirseniz nematositler patlar 

     

    Deniz  kestanesi

    Dikenli deniz canlısıdır. Dikenin batması ile zehir vücuda girer. Oldukça ağrılıdır. Birçok batma durumunda sistemik belirtiler ortaya çıkabilir: bulantı-kusma gibi. Yaralanma genellikle ayakta olur. Denizkestanesinin dikeni ayağa batmış ve orada kalmışsa, çıkarmaya çalışın. Ağrıyı azaltmak ve zehri inaktive etmek için sıcaktan yararlanırız. Sıcak ( 45°C derece civarında) dikenleri tahrip eder. O nedenle, dayanılabilecek ama yakmayacak kadar sıcak su olan kaba, iki ayak beraberce daldırılır. İki ayağın beraber daldırılmasının nedeni, su aşırı sıcak olduğunda fark edilmesi  içindir; eğer yaralanan ayak, aşırı sıcağı hissedemezse sağlam ayak hissedecektir, böylece birde yanık tedavisine gerek kalmayacaktır. Ayaklar, 30 - 90 dakika sıcak su içinde tutulur.

    Batmış olan dikenleri asetik asit ile eritebilirsiniz. Büyük dikenler derine batmışsa cerrahi yolla çıkarılmalıdır.

     

     unutmayın !!!!!  

    SİZİN GÖREVİNİZ,  ZEHRİ  DEĞİL  HASTAYI  TEDAVİ ETMEKTİR

     

               KULLANIMI  YAYGIN  OLAN  KOSTİK  MADDELER

     KOSTİK

    MADDENİN CİNSİ

    İÇİNDE BULUNDUĞU   MADDE

    ASİTLER

    Hidroklorik asit

    Tuvalet temizleyicileri

    Yüzme havuzu temizleyicileri

    Sülfrik asit

    Pil asitleri

    Bisülfat halindeki temizleyiciler

    Diğerleri

    Ağartıcı dezenfektanlar

    Taş-tahta temizleyicileri

    ALKALİLER

    Kül suyu

    (potasyum veya  sodyum hidroksit)

    Boya temizleyicileri              

    Çamaşır yıkama tozları

    Kanalizasyon temizleyicileri

    Düğme piller

    Klinitest tabletler

    Sodyum hipoklorit

    Klorak ağartıcı

    Sodyum karbonat

    Pureks ağartıcı

    Fosfat içermeyen deterjanlar

    Potasyum permanganat

    Bulaşık makinesi deterjanları

     

     

    Başa Dön

    Geri Dön

    Kaynaklar

    1. http://www.hm.saglik.gov.tr/modules.php?name=News&file=print&sid=26  (Ağustos 2006)
    2. http://www.osman.com.tr/Bocek_isirmalari.htm (Ağustos 2006)
    3. http://www1.gantep.edu.tr/~varol/tr/asil_tr.htm (Ağustos 2006)
    4. http://www.bilkent.edu.tr/~bilheal/aykonu/ay2005/temmuz05/kirimkongo.html  (Ağustos 2006, kene)
    5. http://reptile.fisek.com.tr/zehiry.htm (yılan ve böcekler)
    6. http://www.biltek.tubitak.gov.tr/bilgipaket/canlilar/TR_tur_listesi/liste_surungen.htm   (Ağustos 2006)
    7. http://www.ag.ndsu.nodak.edu/aginfo/entomology/ndsucpr/Years/2005/may/5/ent_5may05.htm  (Ağustos 2006)
    8. http://www.fda.gov/fdac/features/696_flea.html  (Ağustos 2006)
    9. İbrahim BARAN." Türkiye Amfibi ve Sürüngenleri",  TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları 207, Başvuru Kitaplığı 21, 2005, Ankara.
    10. Bledsoe B.E., Porter R.S., Shade B.R.; Brady Paramedic Emergency Care, 2nd 1994, PrentinceHall.                            
    11. Caroline, N.L. Emergency Care in the Streets, 5 th Ed. U.S.A. 1995.
    12. Judd R.L.., Ponsell D.D.,”Mosby’s First Responder”, 2nd Ed. 1988, Mosby Publication.
    13. Amerikan Ortopedik Cerrahlar Akademisi, “Hasta ve Yaralıların Acil Bakımı ve Nakledilmesi “, 4. Baskı, 1991 Nassetti Limited, İstanbul. (1987, AAOS, USA)
    14. Gedik, Hülya Ünalan; İlkyardım ve Sağlık Bilgisi Ders Notları, 2. Basım, Saray Medikal Yayıncılık, İzmir, 2000.
    15. Marrieb, N. Elaine. Human Anatomy and Physiology. California, U.S.A. 1989.
    16. Guyton ve Hall Tıbbi Fizyoloji, 9. Ed.,1996, Nobel Tıp Kitabevleri.
    17. http://www.templejc.edu/dept/ems/Pages/PowerPoint.html (Ağustos 2006)