YAŞAM BULGULARI
(VÜCUT ISISI, NABIZ / KALBİN ATIM SAYISI, SOLUNUM SAYISI, KAN BASINCI)
TANIM
Yaşam bulguları, vücudun en önemli işlevlerinin ölçümüdür. Sağlık personeli tarafından, gerekli görüldüğünde ve gerekli sıklıkta takip edilir. Solunum, nabız, vücut ısısı yaşam bulguları kapsamında olup, kan basıncı değildir; ancak genellikle hepsi birlikte ölçülmektedir. Hastaların durumunun değerlendirilmesinde ya da acil bir sorun varsa saptanmasında yaşam bulguları çok önemlidir. Yaşam bulguları bozuldukça hastanın durumu kötüleşir. Kişinin sağlığı hakkında bilgi veren bu bulguları doğru saptayabilmek için öncelikle kendi yaşam bulgularınızı sonra çevredeki kişilerin bulgularını değerlendirerek deneyiminizi geliştirin, çünkü ölçüm yanlışları başka yanlışlıklara neden olabilir. Yaşam bulgularını ölçmeden önce kişiye baştan ayağa bir bakın; endişeli mi, ağrısı mı var, bulantısı mı var? Koşarak mı gelmiş, birkaç kat merdiven mi çıkmış? Bu inceleme sonrası ne kadar dinlenmesi gerektiğine karar verip sonra ölçüm yapın. Yaşam bulguları anlatılırken verilen normal sınırları bilmek kadar, bu sınırları aşmaya neden olan durumları da doğru değerlendirebilmek sağlık personelinin sorumluluğundadır.
Dikkatinizi çekmek istediğim diğer bir konu: hastayı monitöre bağladınız ve tüm yaşam bulgularını oradan izliyorsunuz; bu aletlere güvenmemiz gerekir; ancak, bazen kablo yerinden oynayabiliyor, aküsü bitebiliyor veya arıza yapabiliyorlar. Biz farkına vardığımızda hasta için geç kalınmış olabiliyor. İşte bu nedenle, arada bir, hastanın solunumunu, nabzını hatta kan basıncını kendi elinizle değerlendirin ve monitördeki sayı ile aynı olup olmadığını kontrol edin; bunu alışkanlık haline getirdiğinizde pişmanlık duymayacağınızı bir süre sonra fark edeceksiniz.
VÜCUT ISISI
Vücut
ısısının kontrol mekanizması mükemmel olarak ayarlanmış bir sistemdir. Normal
vücut ısısı, cinsiyete, kişinin hareket etme durumuna, yeme-içme tüketimine,
günün saatine, kadınlarda menstruasyon evresine göre ± 6°C
farklılık gösterebilir. Kişi çıplakken kuru havada 12.5°C
kadar düşük ve 55°C kadar
yüksek ısıya maruz kalsa bile vücudun iç ısısı sabit kalır. Amerikan Sağlık
Birliği, normal ısı sınırlarını 36.5 - 37.2°C
olarak kabul etmiştir (Çevirenin Notu: ne yazık ki, Türkiye’ye ait ortalama değerleri
gösteren bir kaynağa ulaşamadım).
Vücudun
dengeleme sistemleri(homeostazis) sayesinde vücut ısısı bu sınırlar içinde
dengelenmiştir.
Vücut
ısısını düzenleme merkezi beyindeki “Hipotalamus”tur; ısı, deri ve ter bezleri
ile kontrol altında tutulur.
Vücut ısısının nasıl dengede kaldığını
görmek için
tıklayın.
VÜCUTTA ISI OLUŞUMU
Vücut
ısısı, yiyeceklerin metabolize olması sırasında üretilir. Kasların çalışması ile
metabolizma artar (buna titreme de dahildir). Metabolizma hızlandığında ısı
üretimi artarken, yavaşladığında azalır. Epinefrin, norepinefrin ile tiroid
bezinden salgılanan tiroksin ve triodotronin hormonları ısıyı artırır.
ISI
KAYBI
Isının
büyük bir kısmı "karaciğer, beyin, kalp ve iskelet kasları gibi"
derin organlarda üretilir.
Daha sonra bu
ısı, derin organ ve dokulardan deriye aktarılır.
Derinin
ısısı, çevresindeki ve havadaki ısı ile azalır veya artar.
Isının
kaybedilme hızı,
(1) ısının vücutta üretildiği
yerden deriye iletilme hızı ile
(2) ısının deriden çevreye
aktarıldığı hıza bağlıdır.
Deri ve
derialtı dokularındaki yağ, "ısı yalıtım sistemi"ni oluşturur.
Diğer dokulara kıyaslandığında, yağ dokusu ısıyı üçte bir oranında daha az iletir. Derinin altındaki
yalıtkanlık, deri ısısının çevre ısısına yaklaşmasına olanak verse bile, iç
ısının normal seviyelerde tutulmasında etkin bir rol oynar.
Isı
kaybı çeşitli yöntemlerle sağlanır:
radyasyon, kondüksiyon, konveksiyon ve
buharlaşma gibi.
• RADYASYON(ISI
IŞINLARI): Normal oda sıcaklığında, çıplak bir kişiden ısı kaybının % 60 ndan
ısı ışınları sorumludur. İnsan vücudu, ısı ışınlarını tüm doğrultulara yayar.
Duvarlardan ve diğer cisimlerden de vücuda doğru ısı ışınları yayılır. Eğer
vücut ısısı çevredeki ısıdan yüksekse, ısı ışınlarının vücuttan çevreye doğru
yayılması daha fazladır.
Koyu renkli, kapalı ve kalın
giysilerin giyilmesi, radyasyon yoluyla gerçekleşen ısı kaybını azaltır.
• KONDÜKSİYON:
Vücut yüzeyinin
havaya (%15) ve temas ettiği cisimlere(sandalye, yatak vs.) doğrudan ısı
iletmesi (ısı alış verişi, %3) sonucu
gerçekleşen ısı kayıplarıdır.
Ateşi yükselen hastalara
uygulanan ıslak-soğuk duş ya da kompreslerin amacı, kondüksiyon yoluyla vücut
ısısını düşürmektir.
• KONVEKSİYON:
Hava akımının etkisiyle vücuttan ısı kaybedilmesidir. Deriye temas eden hava
ısındığı zaman yükseleceğinden, vücudun etrafında sürekli az miktarda
konveksiyon bulunur. Bu nedenle, normal oda sıcaklığında çıplak oturan bir kişi
yoğun bir hava hareketi olmasa bile vücudundaki, ısının % 15 nikondüksiyonla
havaya verir ve bu ısı konveksiyonla vücuttan uzaklaştırılır.
Odanın pencerelerini açarak,
yürüyerek, koşarak, soğuk hava ve soğuk suya maruz kalındığında, konveksiyon
yoluyla ısı kaybı gerçekleşir.
• BUHARLAŞMA:
Vücuttan su(ter) buharlaşırken, buharlaşan 1 gram suya karşılık 0.58 kalori
(kilokalori) ısı kaybedilir. Kişi terlemese bile, farkında olmadan deri ve
akciğerlerinden günde ortalama 450-600 ml su buharlaşır. Bu ise, sürekli olarak
vücuttan, saatte 12-16 kalori ısı kaybı oluyor
demektir.
Çok yüksek
ısılarda(sıcaklıklarda), soğutma sistemi olan terleme: derinin ısısı çevre
ısısından yüksek olduğu sürece, ısı, radyasyon ve kondüksiyonla düşürülür. Tersi
durumda, yüksek çevre ısısı nedeniyle radyasyon ve kondüksiyon ile ısı
düşürülemediği gibi vücuda ısı alınır. Bu koşullarda, vücudun ısıdan kurtulması
için tek yol buharlaşmadır.
GİYİNMENİN ISI
KAYBI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ: Derinin
üzerindeki giysilerin kıvrımları arasında tutulan hava, “özel bölge” denilen
derinin çevresindeki hava tabakasının kalınlığını artırır. Bu ise, ileti ve
konveksiyonla gerçekleşen ısı kaybının hızını, çıplak vücuda göre, yarı yarıya
azaltır.
DİKKAT: Isı üretimi ile ilgili olarak “sıcak
acilleri” konusunu da gözden geçirmenizde yarar var.
VÜCUT
ISISININ ÖLÇÜLMESİ
Vücut
ısısını ölçmek üzere: civalı cam
derece(termometre), elektronik derece (25-50
saniyede ısıyı ölçer), tek kullanımlık derece, ısıya duyarlı bant şeklindeki
dereceler kullanılmaktadır.
Vücut
ısısı ağızdan(dil altından), koltuk altından, makattan, kulaktan ölçülebilir.
En
yaygın kullanılan, civalı cam termometre ile ısı ölçülecekse:
DİL
ALTINDAN(oral): Genellikle cam termometre kullanılır ve 36-37.2°C
normaldir. Dilaltından ölçerken dikkat edilecek noktalar:
F
Hastanın
bilinçli olması (bilinçsiz hasta ısırabilir)
F
Ağızda yara
olmaması
F
Hastanın çocuk
veya bebek olmaması (dişlerinin arasında kırma olasılığı nedeniyle)
F
Çok sıcak veya
çok soğuk bir şey yenildikten ya da içildikten hemen sonra ölçüm
yapılmaması(15-20 dakika beklenir)
F
3-5 dakika
tutulması yeterlidir
MAKATTAN(rektal): Ağızdan 0.5-1°C
daha yüksektir.
F
Civalı kısım,
bebeklerde 1.2 cm, çocukta 2.5 cm, yetişkinlerde 3.5 cm kadar içeri itilir;
F
2- 4 dakika
durması yeterlidir.
F
Yetişkin yan
yatıp bacaklarını dizden büktüğünde; bebekler ise sırt üstü yatırılıp bacakları
yukarı kaldırıldığında ya da yan yatırıldığında dereceyi yerleştirmek daha
kolaydır, bebekte yerleştirdikten sonra dereceyi elle tutup beklemekte yarar
var.
KOLTUK
ALTINDAN(aksillar): Ağızdan 0.3- 0.4°C
daha yüksektir.
F
10 dakika
beklemek yeterlidir.
F
Koltuk altına
(civalı kısmın tam koltuk altının orta kısmına) doğru yerleştirilmelidir
F
Koltuk altının
da kuru olması önemlidir.
KULAKTAN: Yeni geliştirilen derecelerle çok kısa sürede kulak zarından ölçüm
yapılabilmektedir.
F
Aletin pilinin
bitmemiş olması
F
Özellikle
farklı kişilerdeki ölçümlerde, her seferinde yeni tek kullanımlık başlık
kullanılması gerekir.
Vücut
ısısı normalin altında ya da üstünde; 38 - 38.5
°C üstünde(ateşli), 35.8°C
altında(hipotermi, donma) olması halinde sorun var demektir.
ATEŞ(preksi):
Bireyin
vücut ısısının, normal vücut ısısından daha yüksek olmasıdır. Vücutta bir
şeylerin yolunda olmadığının göstergesidir.
Unutulmamalıdır ki, durumun ciddiyeti, yükselen dereceden ziyade kişinin genel
durumu ile saptanır, örnek: influenzada(grip) ateş 39.5
°C üstünde iken, pnömonide
ateş olduğunu düşündürmeyecek kadar düşük olabilir. O nedenle kişiyi sadece
termometredeki sayı ile değil, genel durumu ve diğer yaşam bulguları ile
birlikte değerlendirin.
NABIZ:
Kalbin atımını sayma işlemidir; diğer bir deyişle, bir dakikada kalbin kaç kez
attığının göstergesidir.
Kalp
kasıldığında (her seferinde ortalama 60-70 ml) kanı damarlara pompalar, bu atış
atardamarlarda dolgunluk şeklinde hissedilir ve buna “nabız alınıyor” denilir.
Nabız
değerlendirilirken sadece kalp atım sayısı değil, atım düzeni ile nabzın
dolgunluğu da saptanabilir.
Normal
bir yetişkinde bir dakikadaki kalp atım sayısı 60-100 arasındadır.
Kalbin
atış sayısı(hızı) hareket edildiğinde, hastalıkta, yaralanmada, duygusal
etkilenmelerde artabilir.
12 yaşın
üzerindeki kızlarda genellikle erkeklere oranla yüksektir.
Atletlerde (koşucu gibi), dolaşımı çok yüklenen sporcularda istirahat halinde
kalp atım hızı 40 civarındadır ve herhangi bir sorun yoktur.
Nabız
alınan atardamarlar genellikle yüzeye yakın olanlardır;
bilekte radyal
ve ulnar
nabızlar ile dirsek içinde brakiyal nabız en çok kullanılan nabızlardır.
Buralardan alınamadığında ya da gerektiğinde
popliteal
ve ayak nabızları
değerlendirilebilir.
İşaret
parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının uçları birlikte yanyana
nabzın üzerine
hafifçe bastırılır; çok yüzeysel ya da çok sıkı bastırırsanız nabzı
alamayabilirsiniz.
Nabzı 60
saniye(bir dakika) süreyle sayın; 15 saniye sayıp sonuç dört ile çarpılabilirse
de aritmi (kalp atımındaki düzensizlik) bu süreçte fark edilmeyebileceğinden
özellikle kalp hastalarında bir dakika saymakta yarar var.
Kendi
nabzınızı sayarak işe başlayabilirsiniz, sonuçtan emin olamazsanız başka birine
de saydırın.
Nabız
hızı dakikada 100 üzerinde ise TAŞİKARDİ, 60 altında ise BRADİKARDİ denir.
KALP ATIM DÜZENİ(RİTİM):
Kalp atımları arasında eşit aralık vardır ve nabız alınırken saat “tik tak”
ları gibi düzenli olduğu görülür. Eğer ritimde (atım düzeninde) aksamalar varsa
buna “aritmi”/ “düzen bozukluğu” denir. Eğer aritmi saptarsanız, kalpten
steteskopla dinleyerek doğrulayın, çünkü bazen bazı atımlar hissedilemeyebilir;
gerçek aritmi mi yoksa bir anlık hissetmeme mi bunun belirlenmesi önemlidir.
NABIZ DOLGUNLUĞU:
Nabız alırken dolgunluğunu değerlendirmek önemlidir; bu, damarlarda dolaşan kan
hacmı hakkında fikir verir.
Eğer
nabız kişide normaldekinden daha zayıf alınıyorsa (zorla hissediyorsanız)
vücutta su azalmış (dehidratasyon) olabilir; ya da çok dolgunsa basınç artmış
(hipertansiyon) olabilir.
O
nedenle normal nabız dolgunluğunu ve ritmini öğrenmek ve farklılıkları ayırt
edebilmek için mümkün olduğunca çok sayıda insanın nabzını ölçmeye çalışın (önce
kendinizin ve yakınlarınızın nabzını sayarak başlayabilirsiniz).
NABIZ
HIZINI BELİRLEYEN ETKENLER
ETKEN
ETKİSİ
HAREKET/SPOR
Spor yaparken
ya da vücudun
kaslarının çok çalıştığı ağır işlerde (kısaca: egzersiz) nabız hızı kısa
sürede artar; ilerleyen zamanda düzenli spor yapan kişinin kalp kası
güçlenir ve dinlenme anında(yani günlük faaliyetlerinde) düzenli spor
yapmayan kişilere kıyaslandığında sporcuların nabız hızının düşük
olduğu görülür
VÜCUT ISISI / ATEŞ
Vücut ısısı yükseldiğinde nabız hızlanır
AĞRI, ENDİŞE, KORKU, KAYGI
Sempatik uyarı nedeniyle, nabız hızlanır
UZUN
SÜREN AĞRILARDA
Parasempatik uyarı nedeniyle nabız hızlanır
İLAÇ
ETKİLERİ
Dijitalller :
Nabız hızını yavaşlatır ( o nedenle digoksin verilirken hastanın nabzının
sayılması ve düşükse hekime danışılmadan verilmemesi gerekir)
Atropin :
Nabız hızını artırır ( o nedenle atropin vermeden önce de kalp hızının
değerlendirilmesi önemlidir)
KAN
KAYBI
Nabız hızı artar
VÜCUDUN DURUŞUNA GÖRE NABIZ DEĞİŞİKLİKLERİ
Yatarken :
Nabız hızı yavaştır
Ayakta dururken
: Nabız hızlanır
Otururken :
Nabız hızlanır SOLUNUM HIZI:
Kişinin bir dakikada alıp-verdiği soluk sayısıdır (1
soluk alma + 1 soluk verme =1 solunum).
Normal
bir yetişkinde, bir dakikadaki solunum sayısı dakikada 15-20 arasındadır; 25 ten
fazla, 12 den(bazı kaynaklarda 10 ndan) azsa sorun olabilir.
İstirahat halindeyken, göğsün iniş-kalkışı (soluk verme ve alma= 1 solunum) sayılarak
solunum sayısı bulunabilir.
F
Yüksek ateş,
hastalık gibi değişik tıbbi sorunlar solunum sayısını artırabilir.
F
Solunumu
sayarken kişinin solunum güçlüğü çekip çekmediğine sikkat edilmelidir.
F
15 saniye sayıp
dört ile çarpma yanlış sonuçlara götüreceğinden bir dakika ya da 30 saniye
sayın.
F
Kişinin
solunumu düzenli değilse, yenidoğanda ve çocuklarda solunum bir dakika süreyle
sayılmalıdır.
Solunum
hızı dakikada 26 üzerinde ise TAŞİPNE, 10 altında ise BRADİPNE denilir.
SOLUNUMUN SAYILMASI
: Hastanın solunumu sayılırken aynı anda derinliği ve düzeni de
değerlendirilmelidir.
Kişi
dinlenmiş ve rahat olmalıdır. Endişeli, korkulu ve yorgun kişilerde solunum
sayısı artacağından değerlendirme sonucuna güvenilmez.
Ayrıca
hasta solunumunun sayıldığını farketmemelidir, aksi halde solunumunun hızını ve
derinliğini değiştirebilir.
Solunumun sayılması içinen uygun zaman nabız değerlendirmesi sonrasıdır,
hastanın veya herhengi bir kişinin bilekten nabzını sayarken elinizi hastanın
göğsüne dayayın, nabzı saydıktan sonra (hasta halen nabzını saydığınızı
sanarken) siz solunumu da sayın.
SOLUNUM
HIZINI BELİRLEYEN ETKENLER
ETKEN
ETKİSİ
VÜCUT ISISI
Vücut ısısı yükseldiğinde solunum hızlanır (sayısı/hızı artar).
Her
0.6°C ısı artışına,
karşılık dakikadaki solunum sayısı 4 artar
HAREKET
Vücudun oksijen ihtiyacı arttığı için solunum sayısı artar / solunum
hızlanır
AĞRI
VE ENDİŞE
Solunum sayısı artar
İLAÇ
ETKİLERİ
Solunum merkezini baskılayan ilaçlar kullanıldığında : solunum yavaşlar
SİGARA İÇME
Uzun
süre sigara içen kişilerde solunum sayısı artar
HASTALIKLAR
Hastalığın etkisine göre yavaşlama, hızlanma ya da düzensiz solunum
oluşabilir. Özellikle beyinde bir sorun varsa düzensiz solunum görülür
Solunumla ilgili daha fazla bilgi için
"Solunumun anatomi ve fizyolojisi" bölümünü de okumanızı öneririm.
KAN BASINCI
(arteryel tansiyon): Kalpten pompalanan kanın ataradamar (arter) duvarına
yaptığı
basıncın aletle ölçülmesidir. Kalp kasılıp kanı damarlara attığında
hissedilen basınç ilk duyulan (sistolik basınç, büyük tansiyon); kalp
gevşediğinde basınç düşer ve son duyulan ses (diyastolik basınç, küçük
tansiyondur). Kişi kendi kan basıncını elektronik aletlerle ölçebilir. Ölçüm
birimi: milimetre civa(mmHg) dır.
KAN BASINCINI
ETKİLEYEN FAKTÖRLER:
1-
Kalbin pompalama gücü
2-
Periferik direnç
3- Kanın
vizkozitesi
4- Arter
duvarının esnekliği (elastikiyeti)
1- KALBİN
POMPALAMA GÜCÜ arttıkça arteryel basınç yükselir; kalbin pompalama gücü düştükçe
azalır. Kalbin pompalama gücü kardiyak out put ile ölçülür; kardiyak out-put:
bir ventrikülden pompalanan (diğer bir deyişle kasılma sonucu damara atılan) bir
dakikadaki kan miktarıdır.
2-
PERİFERİK DİRENÇ:
KAN DOLAŞIMI
BASINÇ (mmHg)
KANIN AKIŞ HIZI
(cm/saniye)
KÜÇÜK ARTERLER
80-100
5-10
ARTERYELLER
70-80
2
ARTERİYOLLER (uçlarda)
30-35
0.2-0.3
KAPİLLERLER : ARTERYEL BAŞLANGICI
ARTERYEL ORTASI
VENÖZ SONU
30-35
20-25
12-20
0.5
EN
KÜÇÜK VENLER
10-20
0.5-1
Vücutta dolaşan
toplam kanın, yüzde olarak dağılımı;
% 84 ü sistemik dolaşımda, bunun
da: % 64 venlerde
% 13 arterlerde
% 7 arteriyol ve
kapiller
% 7 kalpte
% 9 pulmoner damarlarda
3- KANIN
AKIŞMAZLIĞI (VİZKOSİTESİ): Kandaki hücre (hematokrit) yüzdesidir. Kandaki hücre
oranı arttıkça, kanın akış hızı yavaşlayacaktır (hematokrit arttıkça akışmazlık
artar). Akışkanlık azaldıkça (yani akışmazlık arttıkça) kan basıncı da artar
4-
ATARDAMARLARIN ÇEPERİNİN
ESNEKLİĞİ: Yaşla birlikte ya da hastalıkların etkisiyle dammar çeperleri
esnekliğini yitirir. Damar sertleştikçe kan basıncı artar.
(“kan
basıncını etkileyen faktörler” kısmının kaynağı olarak sadece “Physiologie,
s:162 “ olarak not almışım, yazarlarını yazmamışım. Bilgiler ilgi çekici olduğu
için buraya yerleştirdim.)
Amerikan
kalp, akciğer, kan enstitüsüne(2003) göre :
Ø
Sistolik basınç
140 mmHg ve diyastolik basınç
90 mmHg üzerinde ise
yüksek kan basıncı
(hipertansiyon)
Ø
Sistolik basınç
120 – 139 mmHg ve diyastolik basınç 80 – 89
mmHg arasındaysa öncü hipertansiyon
Ø
Sistolik basınç
120 mmHg ve diyastolik basınç
80 mmHg dan düşükse
normaldir.
Bu
rakamlar sadece birer rehberdir. Bir kere ölçülerek kan basıncı hakkında karar
verilemez.
Yüksek
tansiyon (hipertansiyon) kararının verilebilmesi için kan basıncının birkaç gün,
günün belirli ve aynı saatlerinde; en az birkaç kez ölçülmesi gerekir.
Ayrıca
kan basıncı normalde düşük olan bir kimsede (örnek: 100/60 mmHg) 140/90 mmHg
yüksek kabul edilebilir.
O
nedenle kişilerin normal kan basıncının, her iki koldan ölçülerek saptanmasında
yarar var.
İki kol
arasında 10-15 mmHg fark olması sorun yaratmaz, eğer bundan daha fazlaysa hekime
danışılmasında yarar var. (Çevirenin notu: eğer her iki kol arasında basınç
farkı varsa; yüksek tansiyonlularda yüksek olan koldan, düşük tansiyonlularda
düşük olan koldan kontrol edilmelidir.)
Sistolik
basınç ile diastolik basınç arasındaki farka
NABIZ BASINCI
denilir ve normal değeri 30-40 mmHg arasındadır.
SB – DB = NB
F
30- 40 mmHg
Yüksek
tansiyon (hipertansiyon) doğrudan koroner kalp hastalıkları(kalp krizi) ile felç
olasılığını artırmaktadır. Yüksek kan basıncında, atardamarlar kan akımına
gittikçe artan dirençle karşı koyarlar, bu ise kalbin pompalamasını ve kanı
dolaştırmasını zorlaştırır. Hipertansiyonu olan kişilerin, kullandıkları
ilaçlara göre ve doktorun önerisine göre günde birkaç kez tansiyonlarını
ölçmeleri gerekebilir.
Dijital,
havalı ve civalı tansiyon ölçme aletleri mevcuttur. Evde ölçümlerde en sık
kullanılan dijital tansiyon aletleridir, küçük ekranda hem kan basıncı değerleri
hem de nabız sayısı yer alır, ayrıca sağır kişiler açısından da steteskopa göre
daha kullanışlıdır. Ancak, vücut hareketiyle etkilendiklerinden ve kalbin atma
düzenindeki bozukluklarda ölçüm hatasına neden olabilmektedirler.
KAN
BASINCINI BELİRLEYEN BAZI ETKENLER
Kişinin
kan basıncı normal değerlerin üzerinde olmasına HİPERTANSİYON; normal değerlerin
altında olmasına ise HİPOTANSİYON denilir. HİPERTANSİYON:
Sistolik
basıncın 140-150 mmHg üzerinde olmasına SİSTOLİK TİP HİPERTANSİYON;
Diastolik basıncın 90 mmHg üzerinde olmasına ise, DİASTOLİK TİP HİPERTANSİYON
denilir.
HİPOTANSİYON:
Ayağa
kalkıldığında ortaya çıkan kan basıncı düşmesine ORTOSTATİK veya POSTÜRAL
HİPOTANSİYON denilir. Özellikle uzun süre yatmış olan(günlerce, haftalarca) ya
da ameliyat ve kaza sonrası kişilerin ayağa kaldırılması sonrasında ortostatik
hipotansiyon nedeniyle kişi bilincini kaybedebilir(bayılma/senkop); O nedenle bu
gibi kişiler yavaş yavaş kaldırılır, yatıyorsa önce kısa bir süre oturtulur
sonra yağa kaldırılır. Yine bu gibi kişilerde göz kararması ve baş dönmesi
oluyorsa “YERE BAKMAMALARI sağlanır: başlarını kaldırarak TAM KARŞIYA BAKMALARI
söylenir.
Bazı
ilaçlar, belirli bir miktarın üzerindeki kan kayıplarında, geniş ve derin
yanıklarda, aşırı kusma ve ishallerde HİPOTANSİYON oluşabilir.
ORTOSTATİK TANSİYON:
Hipovolemi olup olmadığını belirleyen değerlendirmelerden biri ortostatik nabız
ve KB ölçümleridir. Bunun için hasta sırt üstü yatarkan KB ve nabzı ölçülür;
sonra ayağa kaldırılır iki dakika ayakta durduktan sonra KB ve nabız tekrar
ölçülür. Fark 20 den yüksekse hipovolemi olduğu düşünülebilir.
KAN
BASINCININ PARMAKTAN VEYA BİLEKTEN ÖLÇÜMÜ: Araştırmalar göstermiştir ki,
parmaktan ve/veya bilekten ölçen tansiyon aletleri diğerleri kadar doğru
ölçmemektedir.
KAN
BASINCININ(KB) ÖLÇÜLMESİ:
Normal
hallerde, kan basıncı ölçülecek kişinin sakin(dinlenmiş) ve rahat olması
gerekir. Kişi yarım saat öncesine kadar fazla bir şey yiyip – içmemiş, yorucu
herhangi bir çaba içine girmemiş (mesela çok katlı merdiven çıkması, koşması
gibi) olması gerekir. Endişe ve kaygılarını azaltmak üzere hastaya/kazazedeye
açıklama yapmanız sizin yararınızadır. Ortam ısısının çok sıcak ya da soğuk
olmaması, kolunda sıkan giysi olmaması gerekir. Manşet kıvrılma nedeniyle sıkan
giysi kolunun üzerine sarılmaz, doğrudan çıplak kola sarılır. Tansiyon aletinin
manşetinin(kumaş kısmı) normalden kalın veya ince olması, kısa ya da uzun
olması, çok sıkı veya gevşek sarılması, manşetin yavaş şişirilmesi, steteskopun
manşetin altına sokulması ölçüm sonuçlarının hatalı olmasına yol açar.
ADIM
ADIM ÖLÇME İŞLEMİ VE DİKKAT EDİLECEK NOKTALAR
1.
Öncelikle hastaya
uygun ölçülerdeki manşeti
bulun. Unutmayın ki erişkinler için dar, geniş, uzun, kısa boyutlar olup; çocuk
ve bebek boyutları da vardır. Bebeğin KB nı erişkin manşeti ile ölçmeye
kalkarsanız, elde ettiğiniz sonuç doğru olmayabilir.
2.
Kişi
konuşturulmadan üç-beş dakika dinlendirilir. Mümkünse oturtularak ölçüm yapılır.
Bunun için: rahat bir sandalyeye dik ve bacakları çapraz yaptırılmadan
oturtulur.
3. Tansiyon
ölçülecek kolda:
F
açılmış damar yolu,
F
böbrek hastalarında şant olmamalıdır;
F
ölçülecek tarafta lenf hastalığı,
F
geçirilmiş meme ya da koltukaltı ameliyatı olmamalıdır.
4. Seçilen
kol
kalp seviyesinde
olacak şekilde masa veya benzeri bir yere uzatılır.
Kol kasları gergin olmamalıdır (kişi kolunu germemeli ve elini sıkarak yumruk
yapmamalıdır)
5.
Tansiyon aletinin manşeti düzgün olarak, dirsekten üç parmak (ya da dirsek
içinden bir parmak) yukarıda olacak şekilde üst kola sarılır. İki parmaktan
fazlası içeri girmeyecek sıkılıkta ise doğru sarılmış demektir. Manşetin
içindeki şişen kısım, kolun % 80 nini sarmalıdır, yine manşetin yüksekliği kolun
% 40 nı kapsamalıdır. Çok küçük manşet, (düşük olduğu halde!) KB nın yüksek
çıkmasına neden olur. Manşet çok büyük olduğunda ise KB düşük alınır.
6. DİKKAT:
Her iki koldan da ölçmek mümkün değilse
bacaktan
ölçülebilir. Manşet diz üstüne sarılır ve steteskop popliteal arter üzerine
konur. Hasta sırt üstü ya da yüzü koyun yatarken ölçülebilir.
7. Steteskopun
kulaklığı silinerek kulağa takılır, diyafram(sesi algılayan zarımsı) kısmına
parmaklarla vurularak sesin duyulup duyulmadığı kontrol edilir.
8. Brakiyal
arter
parmakla hissedilerek,
bulunduktan sonra, diyafram kısmı arter üzerine konur.
9. Tansiyon
aletinin puvarı/plastik balonu kapatılır. Puvar elle hızla sıkılarak manşet
şişirilmeye başlanır. Kişinin normal tansiyonunun 20-30 mmHg üzerine çıkıncaya
kadar şişirilir. Normalde 160 ise 190-200 e kadar; 120 ise 150-160 a kadar;
bilinmiyorsa 160 kadar şişirilir, indirilirken ses duyulursa havası hemen
tümüyle boşaltılır ve bu sefer 200 e kadar şişirilir.
10.
Puvar açılır, manşetin içindeki hava yavaşça boşaltılır, saniyede 2-3 mmHg
düşecek şekilde ayarlanır (alışkanlık kazanana kadar, önceleri saatin saniyesi
ile eşzamanlı olarak düşürülür). Bu arada manometre dikkatle gözlenir. Net
olarak duyulan ilk ses SİSTOLİK BASINÇ, son ses ise DİASTOLİK BASINÇtır.
11.
Son duyulan sesten sonra kişinin kolunda oluşan basıncı ortadan kaldırmak için
hava hızla boşaltılır.
12.
Sonuçtan emin olamadıysanız bir dakika kadar bekledikten sonra tekrar ölçüm
yaparsınız. Aynı koldan duyamama nedeniyle birkaç kere ölçüm yapılmaya
çalışılması hem hasta açısından hem de ölçümün doğruluğu açısından doğru
değildir.
13.
Manşet çıkarılır. Sonuç gerekli yere yazılır. Önce sistolik basınç, sonra
diastolik basınç yazılır. Örnek: “120 / 70 mmHg, sağ kol, oturarak” şekilde
yazılır.
KAN
BASINCINI ÖLÇERKEN YAPILAN HATALAR HATA
SB YÜKSEK OKUMA
DB YÜKSEK OKUMA
SB DÜŞÜK OKUMA
DB DÜŞÜK OKUMA
Bacak bacak üstüne atma
X
X
Kolun gergin olması
X
X
Dirsek çukurunun kalp hizasının altında olması
X
X
Manşetin çok uzun olması
X
X
Manşetin kısa olması
X
X
Manşetin gevşek sarılması
X
X
Manşetin yavaş şişirilmesi
X
Manşetin fazla şişirilmesi
X
X
Manşetin havasının çok yavaş boşaltılması
X
Manşetin havasının çok hızlı boşaltılması
X
Steteskopun çan kısmının iyi tutulmaması
X
SB :
Sistolik Basınç ; DB : Diastolik Basınç
Steteskopla yapılan ölçümde olduğu gibi tüm kurallar geçerlidir. Kol daha
doğrusu dirsek aynı şekilde kalp hizasında tutulur ve manşet sarılır. İşaret ve
orta
parmak uçları radyal nabız
üzerine yerleştirilir. Parmaklar radyal nabız
üzerindeyken puvar nabız hissedilemeyene kadar şişirilir. Sonra yavaşça hava
boşaltılmaya başlanır, gözünüz manometrede nabzı hissedene kadar devam edin.
Nabzı hissetmeye başladığınız basınç sistolik basınçtır. Palpasyonla sadece
sistolik basınç ölçülebilir.
Palpasyonla, diz arkasındaki popliteal arterden kan basıncı ölçülebilir. Koldan
KB nın ölçülmesi mümkün olmayan durumlarda bacaktan da KB ölçülebilir.
Alışkanlık kazanana kadar steteskopla yaptığınız ölçümde bulduğunuz sistolik
basınçla, palpasyonla bulduğunuz sonucu karşılaştırın. KAN BASINCI İLE
İLGİLİ BİRKAÇ İPUCU 1. Kan basıncını
kolay hesaplamak için:
Erkeklerde 50 yaşına kadar kullanılabilir : (100 + yaş) : 80
Kadınlarda 50 yaşına kadar kullanılabilir : (90 + yaş) : 80 2. Nabza göre kan
basıncını tahmin etmek için:
Radyal nabız alınabiliyorsa sistolik kan basıncı 80 mmHg üzerindedir
Femoral nabız alınabiliyorsa
sistolik kan basıncı 70 mmHg üzerindedir (ya da: radyal nabız alınamıyorsa,
sistolik kan basıncı 80 mmHg altındadır)
Karotis
nabız alınabiliyorsa sistolik kan basıncı 60
mmHg üzerindedir
(ya da: femoral nabız alınamıyorsa, sistolik
kan basıncı 70 mmHg altındadır)
Aşağıdaki bulgular bize kişinin yaşam bulgularını değerlendirirken ilave ipucu
veren bulgulardır. Bazıları dolaşımı hakkında bilgi verirken bazıları beyinde
bir sorun olup olmadığını gösterir. Biliyoruz ki beyinde bir soru olduğunda,
solunum ve dolaşım da etkilenebilir. Deriye
rengini veren pigment tabakası ve dolaşımdaki kandır. Derinin rengindeki
değişiklikler bize, hastanın dolaşımı ve oksijenlenme durumu hakkında ipucu
verir. Derinin
olağandışı renk değişimi ve nedenleri :
Kırmızı Cilt Rengi:
-
Yüksek kan basıncı
- Vücut ısısının yükselmesi (Ateş)
- Sıcağa maruz kalma (sıcak
çarpması)
-
Karbon monoksid
zehirlenmesinde,
geç ortaya çıkan bir bulgu
Beyaz Cilt Rengi
: -
Şok (soluk,
kül rengi) -
Korku
-
Soğukta kalma
Morumsu
- mavi (Siyanotik)
Cilt Rengi
: - Oksijen
eksikliğinin
göstergesidir. Siyanoz
®
özellikle mukozalarda çok kısa sürede ortaya çıkar (dudak ve tırnaklarda hemen,
kulak memesinde biraz daha geç).
KAPİLLER GERİ DOLUM
PALPASYONLA SİSTOLİK KAN
BASINCININ ÖLÇÜLMESİ
Ø Dolaşım sisteminin, kanı damarlara pompalayabilme gücünü yansıtır.
Ø Tırnak altındaki kapiller yataktan saptanır. Bunun için, tırnağın dibine bastırılır ve