SU İLE İLGİLİ ACİL BAKIM GEREKTİREN SORUNLAR
Boğulma
Hipotermi
Nefes tutmaya bağlı bayılma
Bot pervaneleri, sivri kayalar vb nedenle oluşan yaralanmalar
Azot Narkozu
Hava Embolisi
Vurgun (dekompresyon hastalığı)
TANIMLAR
Boğulmak (drowning): Suya daldıktan sonra nefessiz kalma nedeniyle ölmektir
Boğulmak üzere olmak (boğula yazma, near drowning): Suya daldıktan sonra nefessiz kalındığında boğulmamak (yaşamak) için harcanan çabadır
BOĞULMA NASIL OLUŞUR ?
Sudaki kişi su yutma, halsizlik, akıntıyla baş edememe, yaralanma, kramp, yosunlara takılma, oryantasyon kaybı, vs. nedenlerle kontrolünü kaybedebilir (paniğe kapılabilir).
Çok az miktarlarda bile olsa (tatlı veya tuzlu) su yutulması larinksi etkiler ve larinks kasılır (laringospazm).
Laringospazmın amacı, yutulan suyun akciğerlere girmesini önlemek olsa da, hava giriş-çıkışını da engellediği için ortaya çıkan yetersiz solunum, oksijen yetersizliğine ve karbondioksitin atılamamasına neden olur. Bu ise bitkinliğe ve yüzme gücünün azalmasına yol açar. Devam eden solunum yetersizliği(hipoksi) bilinç kaybına ve larinks kaslarının gevşemesine, dolayısıyla da akciğerlere su dolmasına, kalbin/solunum durmasına neden olabilir.
Araştırma sonuçlarına göre, suda iken oluşan bilinç kayıplarının %85-90ında akciğerlere su girdiği saptanmıştır. Suyun tatlı ya da tuzlu olması acil bakım tedavisi açısından önemlidir.
BOĞULMA ÇEŞİTLERİ
KURU AKCİĞER
: TATLI SUHavuz ve göllerde bulunan tatlı su ile meydana gelen boğulmalarda, KURU AKCİĞER olarak tabir edilen patofizyoloji görülür:
Akciğerlere giren tatlı su hemen ozmotik basıncın etkisiyle alveollerden kana geçer
Hemodilüsyon olur; kandaki su miktarı artacağından içindeki elektrolitlerin yoğunluğu azalır,
Yoğunluk farkı nedeniyle su, alyuvarlara da girer ve alyuvarları şişirerek, patlatır.
- Dolayısıyla oksijen (O2) taşıma kapasitesi azalır
- Alyuvarların patlaması sonucu kanda miktarı artan Potasyum(K) Aritmilere neden olabilir
- Yine alyuvarın patlaması sonucu kana salınan hemoglobin böbrek yetmezliğine yol açabilir
Alveoller de bir süre sonra harabiyet başlar. Surfaktan kaybı oluşur, bunun sonucunda da alveoller kollabe olur (yapışır). Akciğerlerde geri dönüşsüz hasar oluşur.
Ozmotik basınçta sıvı, yoğunluğu düşük ortamdan yoğunluğun fazla olduğu ortama geçer
YAŞ AKCİĞER : TUZLU SU
Tuzlu deniz suyu ile meydana gelen boğulmalarda YAŞ AKCİĞER olarak tabir edilen patofizyoloji görülür:
Akciğerlere giren tuzlu su yoğun olduğundan ozmotik basıncın etkisiyle hemen dolaşımdaki sıvıları alveollere çeker, Pulmoner ödeme neden olur. Sıvı ile dolan alveollerden oksijen ve karbondioksit alış verişi giderek zorlaşır.
Kanın yoğunluğu artar (hemokonsantrasyon),
Bozulan sıvı elektrolit dengesi nedeniyle şok gelişir
BİRİSİ BOĞULMAK ÜZERE ÇIRPINIYORSA
Uygun eğitim (cankurtaran eğitimi) almadıysanız ASLA yüzerek kurtarmaya çalışmayın
Bu gibi durumlarda kural : at, uzat, kürek çek, yüz
İp, can yeleği, can simidi varsa kişiye onu AT
Tutunması için dal, kürek vb bir şey
UZATSandal ya da motorla kişinin yanına ulaş
Başka hiç bir seçenek yoksa, iyi yüzme biliyorsanız ve mümkünse can yeleği giyerek kişiye doğru
yüzünDaima, kişiye arkasından ve koltuk altlarından tutarak yanaşın ki, size sarılıp, sizi suya doğru çekmesin !!!
BOĞULMAK ÜZERE OLAN
KİŞİLERDE ACİL BAKIMOlası boyun yaralanmasına karşı önlem alın:
Dalma kazasında,
Yüzme havuzu kazasında,
Olayın öyküsü bilinmiyorsa, mutlaka boyunluk takın
Hastayı sırt tahtasına yatırın
Boğulmak üzereyken kurtarılan kişileri mutlaka hastaneye götürün; hatta iyi görünseler bile.
OLASI BOYUN YARALANMASINDA ACİL BAKIM
Özellikle dalma kazalarında; kişi yaralanmışsa, bilinci kapanmışsa, kol veya bacağını hareket ettiremiyorsa ya da kuvvet kaybı varsa; başın ve vücudun bir yere çarpması olasılığı fazladır, bu durumda omuriliğin korunması önemlidir. Dalma kazalarında genellikle boyun omurları etkilenmektedir. O nedenle, mümkünse, daha suda iken boyunluk takılması önerilmektedir.
Kazazedenin, suda, sırt üstü çevrilmesi gerekiyorsa, yine karada olduğu gibi, baş-sırt-kalça aynı düzlemde olacak şekilde aynı anda çevrilmelidir ki omurlar zarar görmesin.
Yine mümkünse, yüzen(suya batmayan) sırt tahtasına alınıp emniyeti sağlandıktan sonra (suya geri düşmemesi için sırt tahtasının şeritleri bağlanarak) sudan çıkarılmalıdır.
DİKKAT: Bu uygulamalar, derin olmayan havuzlarda kolaylıkla yapılabilirken; derin havuz veya denizde çok iyi yüzme bilmeden, suda kurtarma becerilerine sahip olmadan yapılamaz. Bu gibi durumlarda kazazedenin mümkün olduğunca kısa zamanda sudan çıkarılıp, sonra acil bakım verilmesi önerilmektedir. Ve, çok iyi yüzme bilseniz bile, mutlaka can kurtaran yeleği giyiniz.
Mümkünse, solunum desteğine suda başlayın (unutmayın ki derin sularda bu işlemi yapabilmek için, çok özel kurtarma eğitimi ve malzeme gereklidir)
Olay, derin havuz ya da denizde meydana gelmişse, en doğrusu hemen havuz kenarına/karaya çıkarmaktır
Her zaman olduğu gibi soluk yolunun açıklığı sağlanır(omurilik zedelenmesi olasılığı varsa boyunluk takma unutulmamalıdır). Özellikle ağız içinde su olup olmadığına bakılır ve varsa hemen aspire edilir. Aspiratör uzaktaysa baş yana çevrilerek Heimlich manevrası ile su boşaltılır.
Solunum değerlendirilir. Solunum yoksa suni solunuma başlanır; solunum var ancak sıklığı ve/veya derinliği yetersizse ambu ile solutulur ya da ambu el altında değilse ağızdan ağza suni solunum yapılır
Nabız değerlendirilir yoksa hemen kalp basısına başlanır.
Temel yaşam desteği başlanmış olan kazazedeye gerekli ekipman varsa ileri yaşam desteği de başlanır
Vücut ısısından daha soğuk (21° C altındaki) sularda oluşacak hipotermi metabolizmayı yavaşlatacağından hayati organları bir süre oksijensizliğe karşı koruyacaktır. İşte bu nedenle, kazazede kendine gelene ya da hastanede doktor tarafından ölü olarak kabul edilene kadar, temel ve ileri yaşam desteğini sürdürün. Soğuk suda boğulmuş bazı kazazedeler, inatçı CPR(TYD,İYD) çabaları sayesinde, hiçbir hasar kalmadan hayata dönmüşlerdir
Dalma Refleksi(Mammalian Diving Reflex): Çok soğuk suya atlayan ya da dalan kişilerde, vagus sinirleri ile ilgili olarak görülen bir reflekstir. Aniden oluşan kardiyak arrest veya bradikardi nedeniyle metabolizma yavaşlar ve kazazede uzun süre su altında kalsa bile ciddi bir temel ve ileri yaşam desteği ile geri döndürülebilir.
Başa Dön
TÜP (SCUBA; Self Contained Underwater Breathing Apparatus)
SCUBA, su altında solunum yapmayı sağlayan, basınçlı havayla doldurulmuş bir tüptür. Basınç altındaki hava, bir regülatör (hava akışını ayarlayan mekanizma) aracılığıyla belirli basınçla kişiye ulaştırılır. Böylece dalgıcın akciğerleri normalde olduğu gibi genişler; alveollere, sinüslere ve orta kulağa hava akışı sağlanmış olur. Ayrıca, çözünmüş gazların da (özellikle de nitrojen/azot) vücut sıvılarına karışması sağlanır. Dalgıç yüzeye çıkarken çok kontrollü olmalıdır. Çok hızlı yüzeye çıkarsa aşağıdaki sorunlar görülebilir: Akciğer, sinüs ve orta kulaklardaki hava birdenbire genleşir. Kanda ve dokularda azot kabarcıkları oluşur. Sinüslerde ve orta kulaktaki genleşen havanın basıncı, yüzeye birdenbire çıkıldığı için dengelenemediğinden şiddetli ağrıya yol açar. Yine orta kulaktaki dengelenemeyen basıncın etkisiyle timpanik zar yırtılır, dengesizlik ortaya çıkar
Başa Dön
Kişinin genel görünümü nedeniyle adına “Derinlik Neşesi/sarhoşluğu” da denilmektedir. Nedeni:
Havanın yaklaşık beşte dördü azottur. Deniz seviyesindeki basınçta azot, vücutta herhangi bir soruna neden olmazken; yüksek basınçta basıncın şiddetine göre çeşitli narkotik (uyuşturucu) etkilere sebep olmaktadır. Örnek:
Dalgıç 40 metre derinliğe indiğinde hafif narkoz belirtileri görülür; kişi neşelidir ve çevresine ilgisini kaybetmiştir.
50-60 metrede uyuşukluk başlar
60-80 metrede gücü ve becerisi azalır
80 metreden daha derinlikte (8.5 atmosfer basıncında) uzun süre kalırsa iş yapamaz hale gelir
Azot narkozunda, alkol zehirlenmesine benzer belirti ve bulgular görülür. Yüzeye çıkıldığında sorun da ortadan kalkar
AZOT: Önceden de bahsedildiği gibi, soluduğumuz havada ortalama % 79 oranında nitrojen(azot), % 21 oranında oksijen vardır. Solunum sırasında bu gazlar akciğerler aracılığıyla kana karışırlar. Oksijen, metabolizmada kullanılırken, azot metabolizma tarafından hiç kullanılmadan yine akciğerler vasıtasıyla dışarı atılır. Havanın içindeki azot yüksek oranda olduğundan doğal olarak vücuda da yüksek oranda girer. Dalışta, ortam basıncının artması nedeniyle, soluduğumuz havanın basıncı da artacaktır. Dolayısıyla havanın bileşenlerinin de kısmi basınçları artacaktır, yani vücut dokularına da daha fazla azot girecektir. Yüzeye çıkışta azalan dış basınç ile dokulardaki azot da yavaş yavaş atılmaya başlar. Süresi uzun tutulan bir dalışta, çok miktarda azotun dokular tarafından emileceği bir gerçektir. Oysa hızla yüzeye çıkıldığında aniden düşen basınç azotun normal atılım süresini zorlayacak ve azot sıvı hale geçerek, kabarcıklar oluşacaktır. Bu kabarcıkların oluşumu ile ortaya çıkan soruna Dekompresyon(vurgun) Hastalığı denilmektedir.
AZOTUN ATILMASI: Azot, kana ve vücut dokularına belirli bir süre içerisinde girdiğine göre, dışarı atılması da içinde aynı şekilde belirli bir süre gerekir. Bir dalışta, vücut hastalık oluşturmayacak kadar azot emmişse, sorunsuzca yüzeye çıkabilir ve bu arada vücut azot atma işlemini sürdürür. Hemen ardından yapılacak bir dalışta, kanda ve dokularda bir miktar artık azot var demektir. Araştırmalar, 6 metreden az derinliklerde yapılan dalışlarda vurgun olasılığının olmadığını göstermiştir. Yine yapılan birçok araştırmalar sonucunda, her derinlik için güvenli bir zaman sınırı ( Sıfır - Deko süresi ) bulunmuştur. Bu süreler aşıldığında dalgıç vurgun olasılığı ile karşı karşıya kalacaktır. Dalışlar, bu Sıfır-Deko süresi içerisinde tutulursa, vurgun olasılığı kuramsal olarak ortadan kalkar.
Bir dalışta, yüzeye çıkış esnasında görülen basınçtaki azalma hızı, çıkış hızı ile doğru orantılıdır. Dolayısıyla, çıkış hızı vurgun olasılığını doğrudan etkiler.
Başa Dön
HAVA EMBOLİSİ
Suya dalan
kişi, nefesini tutarak ve aniden yüzeye çıkarsa görülür.
O nedenle tüple dalan kişi
derinde soluduğu havayı yukarı çıkarken dışarı vermelidir. İniş sırasında
akciğerler basınç nedeniyle büzüşür (rezidüel hacme kadar).
Denizin derinliğindeki basıncın etkisiyle, alveollerde
sıkışmış halde bulunan hava, yüzeye birden bire çıkıldığında, basıncın da
birden bire azalmasıyla genleşir. Birden bire genleşen bu hava, akciğer
dokusunda yırtılmalara neden olur.
Örnek: dalgıç 30 metre
derinlikte 6 litre hava soluduğunda, basınç yüzeydekinden 4 misli fazla
olduğundan bu yüzeye göre 24 litre olacaktır. Hava,
yırtılan akciğer dokusundan diğer dokulara ve dolaşıma geçer,
bu duruma hava embolisi denir
ve hayati tehlike oluşturur.
Tüpsüz dalış yapılıyorsa:
dalgıç yüzeyde akciğerlerini tümüyle doldurup dalar ve çıkışta nefesini tutarsa
akciğer embolisi oluşmaz.
Aklınızda bulunsun, 1 metre kadar sığ derinliklerden çıkışlarda da oluşabilmektedir. Kısacası:
Hava embolisi yüzme havuzlarında da oluşabilir !
Yırtılan akciğer dokusundan çıkan hava;
Plevra boşluğuna geçtiğinde, Pnömotoraksa
Mediastinuma geçtiğinde, Pnömomediastinuma
Kan dolaşımına karıştığında, damar içinde kabarcıklar oluşturarak Hava Embolisine
Pulmoner dolaşımdan aracılığıyla beyne ulaşarak herhangi bir damarı tıkadığında beyin embolisine, neden olur, bunlara bağlı belirti ve bulgular ortaya çıkar
HAVA EMBOLİSİ: Kan dolaşımına karışan hava, tıkaç rolü oynayarak, vücudun belli bölümüne kan ve oksijen akışını engelleyen bir durumdur
BELİRTİ VE BULGULAR
Belirti ve bulgular yüzeye çıkar çıkmaz
Kollarda ve bacaklarda aniden ortaya çıkan halsizlik ve duyu kaybı
Hemipleji (vücudun yarısının felç olması)
Emboli oluşan taraftaki gözbebeğinde genişleme (dilate pupil)
Nöbet geçirme, koma
ACİL BAKIM
Yüksek yoğunlukta (geridönüşsüz balonlu maske ile % 90-100 oranında) oksijen başlanır
Gereksinmesi varsa; solunum sayısı ya da derinliği yeterli değilse, kazazedeyi solutun
Kişiyi sol tarafının üzerine ve başı 300 aşağıda kalacak şekilde yatırın
Damar yolu açarak SF veya RL başlayın
Bilinç durumunu sık aralıklarla izleyin ve kaydedin
Mümkünse, basınç odası olan bir merkeze nakledin
(dekompresyon hastalığı, basınçlı hava hastalığı, Caisson hastalığı, dalgıç paralizisi, disbarizm)
Genellikle dalgıç, çok derine inmişse veya çok uzun süre su altında kalmışsa görülür. Yine hızla yüzeye çıkma ile ilgili olmasına rağmen buradaki oluşumda etken azottur.
Dalarken ve dipte solunan azot, basınç altında olduğundan kanda çözünür. Hızla yüzeye çıkarken azalan basınç nedeniyle kanda çözünmüş haldeki azot küçük kabarcıklara dönüşür ve damarları tıkar. Ve emboli benzeri belirti ve bulgular görülür.
DİKKAT: vurgun, aynı zamanda basıncı ayarlanmamış uçaklarda ani yükselme esnasında da gelişebilir. İşleyiş aynıdır: vücut üzerindeki dış basıncın aniden kalkmasıyla azot kabarcıklarının oluşmasıdır…
BELİRTİ VE BULGULAR
Emboliye göre belirti ve bulgular daha geç (birkaç saat sonra)ortaya çıkar
Şiddetli eklem ağrıları (şayet eklemler etkilenmişse)
Merkezi sinir sistemi bulguları(şayet beyin etkilenmişse)
Boğulma bulguları(şayet akciğerlerde kan akımını engellerse)
Yine şiddetli karın ağrısı da görülebilir
ACİL BAKIM
Emboli ile aynıdır.
Yüksek yoğunlukta (geridönüşsüz balonlu maske ile % 90-100 oranında) oksijen başlanır
Gereksinmesi varsa; solunum sayısı ya da derinliği yeterli değilse, kazazedeyi solutun
Damar yolu açarak; SF, RL veya %0.9 NaCl içinde % 5 Dekstroz içeren sıvılardan birini başlayın
Basınç odası olan bir merkeze nakledin
VURGUNUN ÖNLENMESİ
Uzun ve derin dalıştan sonra dalgıç belirli derinliklerde, belirli süre beklediği takdirde basınç dengeleneceği için vurgun (dekompresyon hastalığı) oluşmayabilir
Bunun için hazırlanmış derinlik ve süre tablolarına uyulması önemlidir
Bilgi için: Dalgıç yüzeye yavaşça çıkarılırsa, erimiş nitrojen dekompresyon hastalığını önlemeye yetecek bir hızla akciğerlerden atılır. Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kuvvetleri güvenli dekompresyon için özel bir çizelge hazırlamıştır. Bu çizelgeye göre 57 metre derinlikte 60 dakika kalmış olan bir dalgıç için dekompresyon programı aşağıdaki gibidir:
15 metre derinlikte 10 dakika
12 metre derinlikte 17 dakika
9 metre derinlikte 19 dakika
6 metre derinlikte 50 dakika
3 metre derinlikte 84 dakika
Böylece, sadece bir saatlik bir çalışma için derinde kalan dalgıcın toplam dekompresyon süresi yaklaşık üç saattir.
BASINÇ ODASI
İçinde bir kişinin yatacağı kadar yer olan ve kişiye yüksek basınçlı ortam sağlayan odadır
Recompresyon: Havayı veya nitrojen (azot) gazını solunuma geri kazandırmaktır; ya da diğer deyişle “ Vücudu yüksek basınçlı ortama alıp, oluşmuş gaz kabarcıklarının çözünmesini sağlamaktır”. Bu yolla akciğerlerin iç ve dış basıncı eşitlenir. Daha sonra kontrollü şartlar altında yavaş dekompresyon yapılır.
Dekompresyon hastalığına bağlı hasar genellikle düzeltilebilir. Ama beyin, omurilik gibi özel organlara bağlı damarlarda tıkanıklık olmuşsa kalıcı beyin hasarı veya parapleji gelişebilir.
Başa Dön Geri DönKAYNAKLAR
http://www.kadikoysualtimerkezi.com/scuba/dekotable1.html
Amerikan Ortopedik Cerrahlar Akademisi; Hasta ve Yaralıların Acil bakımı ve Nakledilmesi 4.Baskı; Nassetti,1991
Bledsoe, B.E., Porter, R.S., Shade, B.R., Brady Paramedic Emergency Care, 2 nd Ed.,Prentice Hall,U.S.A.,1994
Guyton ve Hall, Tıbbi Fizyoloji, 9. Ed., Nobel Tıp Kitabevleri, 1996