SOLUNUM ACİLLERİNDE ACİL BAKIM

  • SOLUNUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ
  • SOLUNUM YETMEZLİĞİ
  • SOLUKYOLUNUN AÇILMASI
  • SUNİ SOLUNUM
  • SOLUK YOLU TIKANMALARI (HEİMLİCH MANEVRASI)
  • SOLUNUM ÇEŞİTLERİ
  • SOLUNUM SESLERİ
  • SOLUNUM ACİLLERİ
  • DİSPNE
  • PULMONER EMBOLİ
  • OKSİJEN TEDAVİSİ
  •  

    SOLUNUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ

     Solunumun değerlendirilmesi ilk muayene ile başlar. Amaç, ilk anda hastanın yaşamını tehdit eden bir sorun varsa, sorunu  saptayarak ortadan kaldırmak  ve  soluk yolunun devamlılığını sağlamaktır. İlk muayeneyi  pratik açıdan uygunsa baştan ayağa (ikinci ) muayene takip etmelidir.

    İLK  DEĞERLENDİRME

    İlk  muayenede amaç, hastanın yaşamsal fonksiyonlarını tehdit eden bir unsur varsa onu saptamaktır. Öncelikle bak - dinle - hisset  yöntemiyle solunum değerlendirilir. Kişinin solunumu horlama veya hırıltı şeklindeyse, muhtemelen soluk yolunda  sorun  vardır. İkinci olarak solunumun yeterli olup olmadığı değerlendirilir. Hasta bilinçli ise ve zorlanmadan konuşabiliyorsa, hastanın soluk yolu açık  ve solunumu  yeterli demektir.

    Bilinç düzeyi değişken hastalarda ileri değerlendirme yapılmalıdır. Hastanın göğüs hareketleri değerlendirilmelidir. Normalde kişinin göğsü her nefes alışta yükselir, her nefes verişte alçalır. Erişkin kişinin solunum  sayısı  genelde dakikada 12 ila 20 arasındadır. Düzenli aralıklarla ve kendiliğinden gerçekleşir (spontan ). Düzensiz solunum, ciddi bir sorun olduğunu düşündürür ve oksijen desteği gerektirir. Göğüs bölgesi asimetrik hareketler açısından izlenmelidir. Göğsün bir tarafı yükselirken diğer tarafı yükselmiyorsa buna paradoksal solunum denir ve yelken göğsü düşündürür.

    Hastanın solunumu yoksa yada soluk yolunda bir sorunu olduğunu düşünüyorsanız, yaralanma durumuna uygun olarak başa pozisyon verilen manevralardan birini kullanarak soluk yolunu açın.  Soluk yolunun açıklığı sağlandıktan sonra solunumu değerlendirin. Solunum yeterliyse, oksijen verildikten sonra dolaşım değerlendirilir. Solunum yetersizse veya yoksa, suni solunuma başlanır. Hastanın solunumunu desteklemek üzere bag valv mask (balon maske ), demand valv resüsitatör; nazofarengeal airway, orofarengeal airway, endotrakeal tüp gibi araç gereçler kullanılmışsa, göğüs hareketleri izlenir. Amaç, işlem doğru yapılıyor mu, malzeme doğru yerleştirilmiş mi onu saptamaktır. Solunumun değerlendirilmesi, soluk yolunun açıklığının sağlanması, solunumun desteklenmesi ve kullanılan araç gereçler daha sonra anlatılacaktır.

     

    İKİNCİ DEĞERLENDİRME

    İlk muayenede amaç, yaşam bulgularını hemen değerlendirerek, varsa yaşamı tehdit eden unsurun ortadan kaldırılmasıdır. İkinci muayene daha ayrıntılıdır.

    Öykü Alma: Öncelikle var olan sorunla ilgili kısa bir öykü almaya çalışın. Henüz yenilmiş veya içilmiş bir şeyin ardından mı gerçekleşmiş? Yaralanma olmuş mu? Bu sorulara alınan yanıtlar, soruna yol açan nedeni bulmaya yarayabilir. Sorun aniden mi  yoksa artarak mı  ortaya çıkmış ? Alerji veya anaflaksi öyküsü var mı ? Yaralanma söz konusu ise nasıl olmuş ? Bu sorulara alınan yanıtlar sorunun tedavisini etkileyebilir. Örneğin, boyundaki künt bir yaralanma, larengeal  yaralanmaya dolayısıyla solunum sıkıntısına neden olabilir.

    Baştan Ayağa Muayene: Öykü aldıktan sonra, dikkatinizi fiziksel muayeneye vermelisiniz. Solunumun yeterliliğini değerlendirirken deriye de göz atın. Çünkü deri rengi, hastanın oksijenlenme durumu hakkında oldukça önemli bilgiler verecektir. Solunumun bozulduğu erken dönemde, oksijen eksikliği sempatik sinir sistemini uyarır. Daha sonra deri rengi soluk bir hal alır ve terleme görülür. Siyanoz, solunum yetmezliğinin diğer bir bulgusudur. Hemoglobine oksijen bağlandığında kanın rengi parlak kırmızı olurken, oksijensiz hemoglobin kana koyu renk verdiğinden derinin rengi koyulaşarak, özellikle mukozalar morumsu bir renk alır, buna siyanoz denir.  Ancak, dokuda şiddetli hipoksi olmadıkça bu güvenilir bir bulgu değildir. Siyanoz genellikle dudaklar, tırnaklar ve deride görülür. Kırmızı deri döküntüsü, özellikle arı sokmasında  olduğu gibi,  alerjiyi gösterirken, derinin  kiraz kırmızısı renge dönüşmesi karbon monoksit zehirlenmesinin son döneminin göstergesi olabilir.

    Solunum sayısının doğru belirlenmesi önemlidir. Solunum sayısındaki artma yada azalma solunum yetmezliğinin en erken bulguları olabilir.

    Solunum yetmezliğinin bir başka belirtisi ise, yardımcı solunum kaslarının kullanılmasıdır. İnterkostal veya suprasternal çekilmelerin olması yada karın kaslarının kullanılması, yardımcı solunum kaslarının solunuma katıldığını gösterir. Bebek ve çocuklarda, burun kanatlarının solunuma katılması ve hırıltılı solunum, yetmezlik belirtisidir. Çomak parmak, özellikle uzun süreli kalp yetmezliği ve/veya solunum yetmezliği olan hastalarda görülür.

    Solunumun değerlendirilmesindeki diğer aşamalar inspeksiyon ve oskültasyondur. Önce ağız ve burundaki hava hareketi dinlenir. Daha sonra göğüs steteskopla dinlenir. Hastane öncesi oskültasyonda steteskop sağ ve sol apekse  (klavikulaların hemen altına), sağ ve sol orta kısma (sekizinci veya dokuzuncu interkostal aralığa, klavikula orta hattına), sağ ve sol aksilla orta hattına (dördüncü veya beşinci interkostal aralığa, göğsün yan tarafına) yerleştirilir.  Sırtta da steteskop altı noktaya yerleştirilerek akciğer sesleri dinlenebilir. Hastanın durumu uygunsa,  sırttan dinleme önden dinlemeye tercih edilmelidir. Çünkü sırttan dinlerken kalp sesleri ile akciğer sesleri birbirine karışmaz. Ancak hastanın soluk yolunu açık tutmak üzere hasta sırt üstü yatıyorsa önden ve yandan dinleme tercih edilir.

    Steteskop Olmadan Hastanın Yakınında iken Duyulabilecek sesler:

    *Horlama ( Snoring ): Üst soluk yolunun, dil ile kısmen tıkanması sonucu duyulur.

    *Çağıldama ( Gurgling ): Kan, kusmuk veya diğer sekresyonların üst soluk yolunda birikmesi sonucu gargara yapar gibi duyulan sestir.

    *Stridor  (horoz ötüşü veya köpek havlaması şeklinde tanımlanır): Larenks ödeminde veya soluk yolunun aşırı daralmasında, soluk alırken ( inhalasyon ) duyulan kaba, yüksek sestir.

    *Sessizlik : Solunum sesinin olmamasıdır. Oldukça kötü bir bulgudur, soluk yolunda veya solunumda ya da her ikisinde birden sorun olduğunu gösterir. 

    Başa Dön

    SOLUNUM YETMEZLİĞİ

    [Solunum yetmezliği = dispne = kesik kesik soluma = nefes darlığı = hava açlığı = solunum güçlüğü şeklinde de tanımlanabilir.]

    Herhangi bir nedenle solunumun yetersiz olmasına ve yaşamın devamı için gerekli olan oksijenin vücuda alınamamasına, solunum yetmezliği denilmektedir. Solunumun tamamen durmasına  SOLUNUM ARRESTİ   (DURMASI ) denir. Kalp krizi, felç, soluk yolunun yabancı cisimle tıkanması, suda boğulma, elektrik çarpması, aşırı doz uyuşturucu alımı, zehirlenme, beyin hasarı, ağır göğüs yaralanması, havasızlıktan( dumandan, zehirli gazlardan vb ) boğulma ve uzun süreli solunum yetmezliği sonucu solunum durması görülebilir. Solunum acilleri, üst veya alt solunum  yollarında ortaya çıkan sorunlar, solunum kaslarının  yada beyindeki solunum merkezlerinin işlev bozukluğu sonucu görülebilir. Solunum acillerine yol açan bazı durumlar:

     

    Soluk yolu tıkanıklığı

    Soluk yolunun kapanması hastanın yaşamını tehdit eden en önemli acillerdendir. Özellikle üst soluk yolu dil, yabancı cisim, kusmuk, kan, dişler vb. nedenlerle tıkanabilir. Soluk yolu, kısmi yada tam tıkanabilir. Kısmi tıkanmada az yada yeterli hava değişimi vardır. Yeterli hava değişimi hastanın etkili öksürmesine olanak sağlarken, yetersiz hava değişimi öksürmeyi engeller ve sonuçta kişide siyanoz gelişir. Tam tıkanmada hasta soluk alamaz, öksüremez, konuşamaz. Tam tıkanmada kısa sürede bilinç kaybı gelişir ve hemen müdahale edilmezse ölümle sonuçlanır. Tam tıkanma, hastanın soluk alma çabasının artması ve soluk alırken zorlanması ile teşhis edilebilir. Hemen müdahale ile kurtarılabilir.

    Dil, soluk yolu tıkanmasının en sık rastlanan nedenlerinden biridir. Normalde submandibular kaslar dili doğrudan, epiglottisi ise dolaylı olarak desteklemektedir. Kas tonüsü kaybolduğunda gevşeyen dil geriye posterior pharynx (arka farenks; boğaz, yutak ) e kayar ve soluk yolunu tıkar. Epiglottiste bu sırada larynx (larenks; gırtlak ) seviyesinde tıkanmaya neden olur. Dil ve epiglottis(gırtlak kapağı) bu durumda iken hava girişi en aza iner, hatta tümüyle engellenir. Dile bağlı olarak ortaya çıkan tıkanma, baş ve çene pozisyonu ile bağlantılı iken; hastanın sırt üstü, yüz üstü veya yan yatıyor olmasının tıkanmaya etkisi yoktur.

    Yabancı cisim: Büyük, az çiğnenmiş yiyecekler larengofarenkste kalarak üst soluk  yolu tıkanmasına neden olabilmektedir. Alkol kullanımı ve takma dişler de olaya katılabilmektedir. Bu tip aciller sıklıkla yemek esnasında görülmektedir ve bazen kalp krizi ile karıştırılabilmektedir. Yabancı cisim tıkanmalarında hasta öksüremez, konuşamaz, soluk almada zorlandığından eliyle  boğazını kavrar; bu davranış tipiktir ve olayı kalp krizinden ayırt etmeyi sağlar.

    Travma(yaralanmalar): Genellikle hasta bilinçsizse,  soluk yolu dişler, yüz kemiği kırıkları, doku parçaları ve kan pıhtıları ile tıkanabilir.  Ayrıca larenks kırıklarına veya larenksin yer değiştirmesine neden olan penetran yada künt yaralanmalar  tıkanmaya  ve vokal kordların  kollapsına yol açabilir.      

    Larengeal spazm veya larengeal ödem: Glottis, erişkinde soluk yolunun  en dar  yeri olduğundan vokal kordlardaki  herhangi bir spazm yada ödem ölümcül olabilmektedir. Hatta orta dereceli bir ödem bile vokal kordlardan hava geçişini engelleyerek asfiksiye ( boğulmaya ) neden olabilir. Larengeal spazma neden olan etkenler: anaflaksi, epiglottitis, çok sıcak hava / buhar inhalasyonu, duman veya toksik maddelerin solunması.  

    Aspirasyon: Erişkinlerde takma dişler ve kusmuk soluk yolunu tıkayabilir. Kusmuk, besin parçacıklarından, protein çözücü enzimlerden ve hidroklorik asitten oluşmaktadır; mide içeriğinin, mideden orofarenkse geri gelmesi (regürjitasyon ) tıkanmaya neden olabilir. Bu  karışımdan oluşan kusmuk eğer akciğerlere geçerse, dokular arası sıvı birikimine,  pulmoner ödeme ve aynı zamanda alveollerde şiddetli hasara neden olabilir. Bunun sonucunda alveol/ kapiller seviyesinde gaz değişimi bozulur, hipoksemi ve hiperkapni ortaya çıkar. Kusmukla aspire olan hastaların %60-80’inde bu komplikasyonlar görülmektedir. Ancak uygun acil müdahale ve aspiratörle erken aspire edilerek önlenebilir.

    Diğer:Solunum merkezinin hasarı veya baskılanması; uyuşturucu kullanımı ( narkotikler, barbitüratlar ), kafa yaralanmaları, felç, elektrik çarpması ya da kalp durması sonucunda solunum durabilir.

     

    SOLUNUM  YETMEZLİĞİ  OLAN  HASTANIN  DEĞERLENDİRİLMESİ:

     Bir kişide solunumun yeterli olup olmadığını saptamak üzere izlenecek  yol:

    *BAK, göğüs kafesi yükselip alçalıyor mu ?  Her iki göğüs eşit hareket ediyor mu ? 

    *DİNLE, ağız veya burundan solunum sesi duyuluyor mu ?  Solunum sesli ise, çağıldama ( sıvı içinden geçen gazın oluşturduğu ses ), kesikli, ötme veya ıslık şeklinde mi ?

    *HİSSET. Hastanın ağzından  veya burnundan çıkan havayı  yanağınızda hissedin.

    *Mukozalar morumsu mu yoksa doğal renginde mi ?

    *Dinlenme durumunda olan kişide  solunum hızı ve derinliği nasıldır ? Kıyas yapabilmek için normal solunumun özellikleri saptanmalıdır.

     

    Solunum Yetmezliği Bulguları:

    * Göğüste hareket yoktur yada en düşük düzeydedir.

    * Karın ( abdominal ) solunumu vardır.

    * Havanın ağız ve burundan  giriş - çıkışı hissedilemez.

    * Solunum seslidir; ıslık  şeklinde, hırıltı, kesikli yada gürültülü olabilir.

    * Solunum çok derin veya  yüzeysel  olabilir. Kişi  soluk alıp verirken zorlanabilir.

    * Kişinin cildi, dudakları, dili, kulak memeleri veya tırnak dipleri  siyanotiktir ( morumsudur ).

    * Üst solunum yolu tıkanıklığı olasılığı  sonucu inspirasyonları ( soluk alışları )  veya  alt soluk yolu tıkanıklığı olasılığı  sonucu ekspirasyonları ( soluk verişleri )  uzayabilir.

    * Kesik kesik  solunum  nedeniyle kişinin konuşmaya gücü yoktur  veya cümlelerini  zorlukla tamamlayabilir.

    Solunum Yetmezliği Olan Hastada Acil Bakım:

    Hastada yetersiz solunum varsa veya solunumu durmuşsa, hemen müdahale edilmelidir, aksi halde sonuç ölümdür. Yaşamı  tehdit eden solunum sorunlarında yaklaşım:

    1. Soluk yolunu aç
    2. Solunum durmuşsa suni solunuma başla

     Solunumun değerlendirilmesi, soluk yolunun açılması ve suni solunum gibi işlemler, hasta sırt üstü yatarken en iyi  şekilde yapılabilir. Eğer hasta farklı bir pozisyonda ise, hastanın değerlendirilebilmesi ve tedavi edilebilmesi için, hasta sırt üstü, düzgün bir zemine yatırılır  veya sedyeye alınır.

    Yaralanma ( travma ) söz konusu ise, hasta değerlendirilmeden önce kesinlikle hareket ettirilmemeli ve sabitlenmelidir. Çünkü spinal omurlarda zedelenme olabilir. Bu nedenle hemen boyunluk takılmalı ve hasta sırt tahtasına alınmalıdır. Solunum, birinci derece aciliyeti olan  ve hemen düzeltilmesi gereken  bir yaşam  belirtisidir, o nedenle çok hızlı hareket edilmelidir. Baş, boyun veya omurga yaralanması olasılığını düşündürebilecek durumlar- özellikle de hasta bilinçsizse ve size neler olduğunu anlatacak durumda değilse- söz konusu ise:

    dikkatli olun,  boynu ve omurgayı mutlaka koruyun(bunun için baş, sırt,  kalça ve bacaklar aynı düzlemde olacak şekilde aynı anda çevrilerek sırt üstü yatırılabilir ve taşınabilir).

    Başa Dön

    SOLUKYOLUNUN AÇILMASI

    AABT  olarak, ilk  muayenede soluk yolunun açıklığını sağlamalısınız. Özellikle yarı bilinçli, bilinçsiz, solunum yada kalp durması nedeniyle kendiliğinden gerçekleşmesi olanaksız durumlarda solunumu  sağlayacak kişi sizsiniz.

    Daha öncede bahsedildiği gibi, solunum yetmezliğinin sebebi genellikle dildir. Baş öne düştüğünde dil geriye kayarak soluk yolunu tıkar. Eğer hasta bilinçsizse, dil kasları ve alt çene kasları gevşer. Dil, alt çeneye bağlı olduğundan bilinçsiz hastada dilin soluk yolunu tıkama  olasılığı vardır. Soluk yolunu açmak üzere yapılabilecek en basit işlem dilin pozisyonunu düzeltmektir. Bunun için bazı  manevralardan yararlanırız.

    Soluk yolunu açmak ( dilin pozisyonunu düzeltmek ) üzere kullanılan iki değişik uygulama vardır: baş-çene pozisyonu, alt-çene pozisyonu, olmak üzere. Hastada baş, boyun veya omurga yaralanması varsa alt çene pozisyonu uygulanmalıdır.

    1- Baş-çene pozisyonu: Başın bu pozisyonu soluk yolunun maksimum açıklığını sağlayacaktır. Özellikle solunumun veya  soluk yolunun açıklığının sürdürülmesinde yardıma gereksinim duyan hastada  önemlidir.Yine dilin soluk yolunu tıkadığı durumlarda soluk yolunu açmak üzere kullanılır.

    UYARI: Baş, boyun yada omurga zedelenmesi olasılığı varsa, baş-çene pozisyonu kullanılmaz. Bilinçsiz veya bilinçli travmalı hastalarda  bu olasılığın, her zaman  varsayıldığını aklınızdan çıkarmayın. Uygulanışı:

    2- Alt-çene pozisyonu: Bu pozisyon bilinçsiz yada baş, boyun, omurga yaralanması olasılığı olan hastada uygulanması önerilen tek pozisyondur. Uygulanışı:

    Başa Dön

    SUNİ SOLUNUM

    Yapay solunum, kurtarıcı soluk, pulmoner resüsitasyon adı da verilen ancak daha çok suni solunum olarak bilinen  bu işlemin amacı, vücudun karşılayamadığı oksijen gereksinimini dışarıdan destekleyerek karşılamaktır. Öğrenciler çoğunlukla, kurtarıcının akciğerlerinden gelen havanın  solunumu durmuş kişiye nasıl yeterli oksijen sağladığını merak etmektedirler. Atmosferde bulunan  % 21 oranındaki oksijenin sadece % 5 i  kullanılmakta ve soluk verirken % 16 sı atmosfere geri dönmektedir. Dolayısıyla solunumu durmuş olan kişiye,  kurtarıcıdan  yeterince oksijen ulaşmaktadır. Ancak suni solunumun etkin olabilmesi için ilave oksijen vermek gerekir. Böylece hastanın yaşama şansı  artacaktır. İlave oksijen olsun olmasın, suni solunum hemen başlatılmalıdır. Suni solunum birkaç şekilde yapılabilmektedir: ağızdan maskeye, ağızdan ağza, ağızdan buruna, ağızdan stomaya ve ağızdan ağza ve burna olmak üzere.

    Ağızdan maskeye suni solunum: Suni solunum için kullanılabilecek basit malzemeler mevcuttur. Bunları kullanmak suni solunum yapan kişiyi enfeksiyonlara karşı koruyacağından tercih edilmelidir. Ancak unutmayın ki  bu malzemelerin bulunmadığı  durumlarda bir AABT olarak ağızdan ağza suni solunum yapmak durumunda kalabilirsiniz. Bu malzemelerden biri cep maskesi diğeri ise bag valve mask veya diğer bilinen ve en çok kullanılan adıyla "ambu"dur. Cep maskesi, hastanın ağzını ve burnunu kapatacak şekilde yerleştirilir  ve üstteki delikten soluk verilir.

    Ağızdan ağza suni solunum: Burada suni solunum, herhangi bir yardımcı  gereç kullanılmadan gerçekleştirilmektedir. Ağızdan ağza suni solunum, hastanın solunumu durduğunda veya hastanın solunumunun derinliği ve sayısı yaşamını sürdürebilmesi için yeterli olmadığı durumlarda  uygulanır. Unutmayın: suni solunum öncesi soluk yolu açık olmalıdır. Bunun için, yukarıda bahsedildiği  şekilde hastanın başına durumuna uygun pozisyon verilmelidir. Suni solunum için izlenecek adımlar:

    1. Hastanın bilinç durumunu saptayın; hastanın omuzlarından hafif kavrayarak “ iyi  misiniz ? “ diye sorun.

    2. Tepki yoksa, yalnızsanız  SUNİ SOLUNUMA BAŞLAMADAN ÖNCE  112’ yi veya bağlı olduğunuz haberleşme merkezinizi arayarak yardım isteyin.

    3. Hastanın durumuna uygun baş pozisyonunu vererek soluk yolunu açın.

    4. Hastanın soluk alıp almadığını ( bak-dinle-hisset ile ) kontrol edin.

    5. Baş pozisyonunu koruyarak hastanın burnunu işaret ve baş parmaklarınızla kapatın. Eğer cep maskesi kullanacaksanız; maskenin tepe kısmını burnun üzerine, yuvarlak olan alt kısmını ise dudak ile çene çıkıntısı arasındaki çene çukuruna yerleştirin.

    6. İki  yavaş soluk ( her bir soluğu 1 saniyede ) verin. Soluk vermek üzere:

    7. Başladığınız suni solunuma rağmen hastanın spontan solunumu geri dönmezse, karotid nabza bakın. Eğer nabız alınamıyorsa, hemen TYD ne (kardiyopulmoner  resüsitasyona; CPR, KPR ) başlayın. Eğer nabız alınıyor ama solunum yoksa; her 5 saniyede bir soluk verin ve her iki dakikada bir nabzı değerlendirin.

    Suni solunuma, hastanın solunumu döndüğünde veya  başka eğitimli / ilgili kişiye devrettiğinizde son verebilirsiniz. Ağızdan ağza suni solunumda rastlanan bazı sorunlar:

    Bu sorunlardan herhangi biri söz konusuysa, verilen solunumun anlamı yoktur çünkü soluk hastaya gitmediğinden hiç solutulmamış olacak ve çabalar boşa gidecektir.

    Ağızdan burna suni solunum: Genellikle ağızdan ağza suni solunum yapılamadığında; örneğin, ağzında veya alt çenesinde ağır yaralanması olan hastalarda, tercih edilir. Yine ağzında diş olmayan kişilerde ağzı kapatmak mümkün olmadığından ağızdan burna suni solunum tercih edilmektedir. Uygulama ağızdan ağza suni solunum ile aynı olmasına rağmen bir kaç farklılık vardır:

    Ağızdan stomaya suni solunum: Nadiren de olsa stomalı hasta ile karşılaşabilirsiniz. Stoma, hastanın trakeasının kısaltılarak boyun kısmından dışarıya delik şeklinde açılmasıdır. Birkaç milimetre çapındadır. Bazen stomada iç içe geçmiş iki tüp vardır. Bu tüpler plastik veya  metaldendir. Tüp olsa da olmasa da suni solunum işlemi aynıdır. Öncelikle stomayı  kontrol edin tıkanma olabilir ve temizlenmesi gerekebilir. Sakın tüpleri yerinden çıkarmayın. Tüpleri yerindeyken temizleyin, bunun için bir gazlı bez veya mendil kullanabilirsiniz. Stomanın çevresindeki mukus veya yabancı cisimleri temizleyin. Stomanın içini temizlemek üzere, steril  aspirasyon sondası  ile trakeayı aspire edebilirsiniz. Sondayı  7 - 12 cm’ den fazla içeri sokmayın. Birkaç saniye içinde aspire edin. Stomanın kısmen de olsa açıklığını sağladıktan sonra ağızdan stomaya  suni solunumu başlatın. Eğer elinizde bebek cep maskesi varsa enfeksiyondan korunma önlemi olarak  suni solunum için onu kullanabilirsiniz. Maskenin stomayı yeterince kapattığından ve verdiğiniz soluğun hastaya ulaştığından emin olun. Uygulama ağızdan ağza suni solunum ile aynıdır.

    Çocukta ve bebekte suni solunum: izlenecek adımlar  ve solunumun veriliş yolu erişkinle aynıdır.  Dakikada vereceğiniz soluk sayısı erişkinde 8-10 iken, çocukta ve bebekte ise 12- 20  olmalıdır. Ayrıca bebekte baş ekstansiyonda olmalıdır. Çünkü erişkinde olduğu gibi baş hiper ekstansiyona getirilirse, bebekte soluk yolu tıkanır. Yine erişkinden farklı olarak bebekte, soluk ağızdan ağız ve burna birlikte verilir. Nedeni, ağız ile burun arasındaki mesafe bebkte kısadır.

    Gastrik distansiyon: Bazen soluk yolunun kapalı olması nedeniyle ya da farkında olmadan çok kuvvetli(basınçlı) veya fazla miktarda soluk verildiğinde, hastanın midesine dolabilir ve şişkinliğe sebep olabilir. Gastrik distansiyon özellikle bebeklerde ve çocuklarda sıklıkla görülmekle birlikte, erişkinlerde de görülebilir. Hafif bir şişkinlik önemli değilken ileri derecedeki mide şişkinliğinde iki sorunla karşı karşıya kalabiliriz:

    Gastrik distansiyonu önlemenin en doğru yolu hastanın başına uygun pozisyonu vermek, çok kuvvetli ve fazla miktarda soluk vermekten kaçınmaktır. Soluk yolunun kapanmasına başın yanlış pozisyonu  neden olur.

    Gastrik distansiyon gelişmişse kusmaya karşı hazırlıklı olun. Kustuğunda hemen hastayı yan yatırın ki kusmuk soluk yolunu tıkamasın. Aspirasyona hazırlıklı olun, hastanın ağız içini  ve boğazını aspire edin.

    Başa Dön

    SOLUK YOLU TIKANMALARI

    Soluk yolunun tıkanma nedenleri :

    Bir AABT,  soluk yolu tıkanmalarını hemen tanıyarak müdahale etmelidir. Birçok etken hastanın soluk yolunu tamamen veya  kısmen tıkayabilir. Daha öncede bahsedilen  bu etkenler:

    Alt soluk yolundaki  tıkanmalarda  AABT’ nin  yapabilecekleri  sınırlı  iken, üst soluk yolu tıkanmalarına neden olan dil veya yabancı cisimler  AABT’ nin uygulayacağı birkaç basit manevra ile soluk yolundan uzaklaştırılabilir ve soluk yolu  açılabilir.

    Belirtileri:

    - Olağan olmayan solunum sesleri:

    - Derinin  rengi : Hasta soluduğu halde, deri belirgin bir şekilde mavimsi  veya  grimsi  renk almıştır; özellikle de  deri, dudaklar, dil, kulak memeleri  veya tırnak dipleri.  Bu renk değişikliği siyanoz olarak kaydedilmektedir. 

    - Solunumda değişiklikler: Hastanın solunumu  normalden  çok güç solunuma  kadar değişiklik gösterebilir.

    Soluk yolu tıkanmaları hafif veya tam tıkanma şeklinde oluşur, ikisinin de  kendine özgü bulguları vardır ve acil bakım farklılık gösterir. O nedenle ayırt edilmesi önemlidir.

    TIKLAYIN: Erişkinde yabancı cisim tıkanması, çocukta ve bebekte yabancı cisim tıkanması iş akış şemaları.

    YABANCI CİSİM TIKANMASI(YCT, BOĞULMA)

    YCT çok yaygın olmayan, müdahale edilebilir bir sorun olmakla birlikte, kazaen ölüm sebeplerinden biridir. İngiltere’de acil servislerde, yılda 16000 erişkin ve çocuk YCT nedeniyle tedavi edilmektedir. Bu olguların %1 den az kısmı ölümle sonuçlanmaktadır. Erişkinlerde meydana gelen YCT, genellikle et (balık, kümes hayvanları ve diğer) gibi yiyeceklerle oluşmaktadır. Çocuklarda ise, bildirilen YCT olgularının yarısı birşeyler yerken (çoğunlukla şekerleme, çerez gibi), diğer yarısı da madeni para/jeton veya oyuncak gibi yiyecek özelliği taşımayan nesnelerle oluşmaktadır. İngiltere’de 1986-1995 yılları arasında bildirilen YCT nedeniyle ölen bebek ve çocuk sayısı 24 olup, bunların yarısından fazlası 1 yaşın altındaki bebeklerdir. Çocuk ve bebeklerde YCT nedeniyle oluşan ölüm nadirdir (ÇN: Türkiye için rakamlar var mı?????)

    Birçok tıkanma/boğulma olguları yiyecekle oluşmaktadır ve genellikle de bu kişilerin yanında bu olaya tanıklık eden birileri vardır. O nedenle, kişiye hemen müdahale edilme olasılığı da vardır.

     

    YCT nın ANLAŞILMASI/FARK EDİLMESİ/TANINMASI

    Olayın fark edilmesi başarılı bir sonucun anahtarıdır; önemli olan bu acil durumu fenalık geçirme, kalp krizi, nöbet geçirme veya ani solunum yetmezliğine, siyanoza ya da bilinç kaybına neden olabilecek diğer olgularla karıştırmamaktırYabancı cisimler hafif ya da şiddetli tıkanmalara neden olabilirler. Bu ikisi arasındaki farklılıklar, belirti ve bulgular akış şemasında özetlenmiştir. Bilinci açıkken kişiye “tıkandın mı?” sorusunu sormak önemlidir.

    Hafif tıkanmada kişi konuşabilir, öksürebilir, tıkandığını ifade edebilir ve solunumu vardır. Tam tıkanmada kişi konuşamaz, öksüremez, soruya ancak başını sallayarak yanıtlayabilir, solunumu ıslık şeklindedir, kişi panik halinde elleriyle boğazını kavrar, ilerledikçe soluk alamaz ve bilinci kapanabilir; hemen müdahale edilirse bilincini kaybetmeden yardımcı olunabilir.

     

    ERİŞKİNDE YCT MÜDAHALESİNİN AŞAMALARI

     

    Bu aşamalar, bir yaşın üstündeki çocuklardan itibaren her yaş grubuna uygulanabilir:

    1. Eğer kişide hafif soluk yolu tıkanması bulguları varsa,

    Ø Öksürmeye devam etmesi için kişi teşvik edilir, başka bir şey yapılmaz.

    2. Eğer kişide şiddetli soluk yolu tıkanması bulguları varsa ve kişinin bilinci açıksa;

    Ø Sırtına beş kez aşağıda anlatıldığı şekilde vurun

    F    Tıkanan kişinin, hafifçe sırtına doğru olacak şekilde yanında durun

    F    Bir elinizle kişinin göğsünden desteklerken, kişinin mümkün olduğunca öne doğru eğilmesini  söyleyin ki, tıkanmaya neden olan yabancı cisim bu şekilde soluk yolundan aşağı gitmek yerine ağza doğru hareket etsin

    F    Diğer elinizi topuk kısmıyla, kürek kemiklerinin arasından 5 kez sert şekilde vurun

    Ø Yabancı cisim tıkanması, bu 5 darbenin her birinin etkisiyle açılmış mı, kontrol edin. Sert vuruşların amacı beş sayıdan ziyade tıkanmayı açmaktır

    Ø Eğer sırttan vurulan beş darbe ile yabancı cismi çıkarma çabaları başarılı olamamışsa, aşağıda belirtildiği şekilde, beş kere “karından itme” uygulayın:

    F    Tıkanan kişinin arkasına geçerek, kollarınız (kişinin) üst karın bölgesine(ÇN:göbek çukurunun yukarısına) gelecek şekilde kişiyi sarmalayın

    F    Kişinin öne doğru eğilmesini sağlayın

    F    Yumruk haline getirdiğiniz bir elinizi, göbek çukuru ile ksifoid çıkıntı arasındaki boşluğun ortasına yerleştirin

    F    Diğer elinizle, önceki koyduğunuz elinizi kenetleyerek; içe ve yukarı doğru sert darbeler uygulayın

    F    Beş kere tekrarlayın

    Ø Tıkanma halen açılmadıysa, beş kez sırttan vurma ve beş kez karından itme şeklinde devam edin

    3. Tıkanan kişinin herhangi bir anda bilinci kapanırsa:

    Ø       Bilinci kapanan kişiyi destekleyerek yere yatırın

    Ø       Hemen 112 yi arayın

    Ø       TYD ne başlayın (bölüm 5b deki erişkin TYD basamaklarına göre)

    Karotis nabzı hissetme konusunda eğitim almış ve deneyimli sağlık personeli, nabız olsa bile, tıkanma nedeniyle bilinci kapanan kişide göğüs basısına başlamalıdır.

    GÖĞSE BASI  

    Çok  şişman kişide veya ileri dönem hamilede, batın yerine göğüs kemiğinden ( sternum ) bastırılır.

    Bilinçli ve ayakta durabilen kişide uygulanışı:

    1. Yine hastanın arkasına geçin, kollarınızı  koltuk altlarından geçirerek ellerinizi önde kenetleyin.

    2. Ellerinizi tam sternumun üzerine, ksifoid çıkıntının iki  yada üç parmak üstüne gelecek şekilde yerleştirin. Kostalarla sternumun birleşme yerine kesinlikle yerleştirmeyin!

    3. Yine içe doğru hızlı beş darbe yapın. Ve yabancı cisim çıkana kadra bu darbeleri tekrarlayın

    Bebeklerde, yabancı cisim tıkanmalarında, soluk yolunu açmak üzere farklı bir yöntem kullanılmaktadır. Bu yöntemin uygulanışı:

    1. Bebeği yüz üstü  ön kolunuza  başı aşağı gelecek şekilde yatırın Bebeğin başını, elinizle çenesinden  tutarak destekleyin. Bebeği yatırdığınız kolunuzu bacağınıza dayayarak destek alın. Bebeğin başı vücudundan aşağıda olmalı. Elinizin sırtı ile, bebeğin sırtına, kürek kemiklerinin arasına, beş kez hızla vurun.

    2. Boşta olan kolunuzu bebeğin sırtına yerleştirin. Elinizle başı destekleyin, bebeği sandviç gibi iki kolunuz arasında tutun. Bebeği sırt üstü diğer kolunuza yatırın, yine başı vücudundan aşağıda olsun. Kolunuzu bacağınıza dayayarak destek alın.

    3. Bebeğin sternum kemiğinin ortasına; iki meme başı arasında çizilen hayali çizginin orta kısmından aşağı doğru iki veya üç parmakla, hızlı bir şekilde beş kez bastırın. Ve bu işlemi yabancı cisim çıkana kadar tekrarlayın.

     

    Yabancı Cisim Tıkanması ile Oluşan Hafif Soluk Yolu Tıkanmaları

    Öksürme, yüksek ve sürekli bir basınç oluşturarak yabancı cismi dışarı atmaya çalışır. Öksüren kişilere uygulanacak sırttan vurma, karından itme ve göğüs basısı; ciddi sorunlara yol açabilecek olasılıklardır ve hatta soluk yolu tıkanmasının daha kötüleşmesine neden olabilirler. O nedenle bu uygulamalar şiddetli soluk yolu tıkanmalarına saklanmalıdır. Hafif tıkanmalarda kişi göz önünde tutulmalı tıkanıklık geçene ya da şiddetli soluk yolu tıkanması oluşana kadar.

        

    Yabancı Cisim Tıkanması ile Oluşan Şiddetli Soluk Yolu Tıkanmaları

    Tıkanma sonucu boğulmalarla ilgili klinik veriler, çoğunlukla, geriye dönük ve fıkra/kısa hikayeler niteliğindedir. Bilinci açık erişkinlerle, 1 yaşın üstündeki çocuklarda oluşan tam YCT ile ilgili vaka kayıtları, sırttan vurmanın, karından itmenin ve göğse bastırmanın ne kadar etkili olduğunu göstermektedir. Aşağı yukarı olguların % 50 sinde, tek yöntem kullanılarak soluk yolu açılamamıştır. Oysa, sırttan vurma, karından itme ve göğüsten itme uygulamaları birlikte kullanıldığında daha başarılı olunmuştur. Anestezistlerin gönüllü olarak gerçekleştirdikleri iki (prospektif) araştırma ile kadavralar üzerinde yapılan araştırmalarda; yapılan kıyaslamada göğüsten itmede karından itmeye göre soluk yolunda daha yüksek basınç oluştuğu saptanmıştır.

    Göğüsten itme ile göğse bası aynı gibi olsalar da; YCT nedeniyle bilincinin kapandığı bilinen ya da YCT nedeniyle kapandığından şüphelenilen kişilere, TYD başlanmasının gereği kurtarıcılara öğretilmelidir. TYD esnasında, soluk yolunu açarken, yabancı cismin çıkma olasılığı nedeniyle her seferinde, kişinin ağız içi, zaman kaybına fırsat vermeden kontrol edilmelidir.

    Tıkanma şüphesi olmayan bilinç kapanmalarında ve kalp durmalarında TYD uygulanırken, ağız içini alışkanlı haline getirip kontrol etmek gereksizdir.

     

    PARMAKLA TEMİZLEME

    Görünen bir yabancı cisim olmadığı halde, düzenli olarak ağız içini parmakla temizleme konusunda, herhangi bir çalışma yapılmamıştır; ancak dört vakada hastanın ya da kurtarıcının zarar gördüğü bildirilmiştir.  O nedenle, körleme olarak ağız içini parmakla temizlemekten kaçının; soluk yolunu tıkayan katı madde görülüyorsa sadece o zaman çıkarın.

     

     

    OLAY SONRASI BAKIM VE TIBBİ OLARAK GÖZDEN GEÇİRİLME GEREKSİNİMİ

    Yabancı cismin başarıyla tıkandığı durumlarda, yabancı cisim soluk yolunda kalmayacağı için alt veya üst soluk yolunda bu nedenle ilerde herhangi bir sorun olmaz. Ancak kişi sürekli öksürüyorsa, yutkunurken zorlanıyorsa veya boğazına sanki birşeyler batıyormuş gibi hissediyorsa; bir doktora görünmesinde yarar vardır.

    Karından itme sırasında, içte çok ciddi yaralanmalar oluşabilir; o nedenle yabancı cismi çıkarmak üzere karından itme basıncı uygulanan kişilerin bir doktor muayenesinden geçmesinde yarar vardır.

     

    Başa Dön

     ALERJİK REAKSİYON  SONUCU  OLUŞAN  AKUT LARENKS  ÖDEMİNDE  ACİL BAKIM :

    ·   Soluk yolu açılır.

    ·   % 100 Oksijen verilir.Geridönüşsüz torbalı maske ile.

    ·   1: 1000 ‘ lik  Adrenalin ‘ den 0.3 - 0.5 ml, subkutan olarak verilir. Gerektiğinde bu doz, 10 - 20 dakika ara ile tekrarlanabilir.  Eğer Adrenalinin aerosol şekli varsa, hastaya 2-3 derin  soluk aldırarak verilir.

    ·   Difenhydramine ( Benadryl ), 25 mg intramuskular olarak verilir.

    ·   Hastada adrenalin ve antihistamine cevap vermeyen şiddetli soluk yolu obstrüksiyonu varsa, hemen acil soluk yolu açılır. Eğitimini aldıysanız, KRİKOTİROTOMY  yapın. Aksi halde, en kısa zamanda hastaneye ulaştırın.

    ·   Tüm akut, hayati tehlike altında olan hastalarda olduğu gibi larenks ödeminde de hemen  damar yolu açılır. 

       DİKKAT:  1:1000 adrenalin = 1 ml içinde 1 mg adrenalin (1/1 lik) ;  Adrenalin = Epinefrin

     

    SOLUNUM ÇEŞİTLERİ

    Solunum çeşitlerini ve özelliklerini görmek için  TIKLAYIN

    Başa Dön

    SOLUNUM SESLERİ

    NORMAL (VEZİKÜLER) SOLUNUM SESLERİ:

    Göğüs steteskopla dinlenirken duyulan; havanın normal akciğer dokusundan geçerken oluşturduğu sese, veziküler (normal) akciğer sesleri denilmektedir.   

    Normal sesin  yoğunluğu, inspirasyon esnasında düzenli artar, ekspirasyon esnasında üçte bire azalarak hemen biter.                

    Normal sesin kalitesinin ve yoğunluğunun bilinmesi ve tanınması çok önemlidir, böylece anormal sesler duyulduğunda   daha kolay tanınacaktır.

    Veziküler sesler, bronşlarda, akciğerde ve plevradaki hastalıklarda da

    duyulabilir. Sesin duyulması azalabilir ancak yoğunluğu aynıdır, buna

    solunum seslerinin azalması denilmektedir.

    Solunum sesleri, hasta yatarken veya otururken dinlenebilir; bu özellikle, kalkmaya veya yatmaya gücü olmayan hastalar açısından kullanışlıdır. Akciğer seslerini önden ve sırttan hangi noktalarda nasıl dinleyebileceğinizi görmek için TIKLAYINIZ

    Akciğerdeki normal seslerin önden ve arkadan nasıl dinleneceğini, özelliklerini; anormal sesleri anlatan bir başka şema için tıklayınız.

     

    ANORMAL SOLUNUM SESLERİ :                                                            

    RALLER ( CRACKLES, ÇITIRTILI SES )

    Sınırlı, süreksiz çıtırtılar (veya sürekli oluşan küçük patlamalardır; gazoz içine pipetle hava üflendiğinde benzer ses oluşur). Genellikle inspirasyonda (veya bazı durumlarda soluk verirken) duyulan sestir. Akciğerlere (alveollere, bronşiollere) havanın girişi ve çıkışı sırasında spazm nedeniyle sekresyonların yer değiştirmesinde veya birikmiş sıvıdan hava geçerken oluşan seslere RAL denilmektedir. Konjestif kalp yetmezliği, bronşit, pnömoni ve pulmoner fibroziste duyulabilir. Akciğerde sıvı olduğunun ifade ettiği için Acil Bakımda tanıya götüren  önemli bir bulgudur.

    Krepitan Ral:  Çoğunlukla akciğer tabanında duyulan, eksüda(sıvı) ile dolu, kollaps halindeki veziküllere hava girişi esnasında (inspirasyonda da- hava çıkışı esnasında) duyulur.

    Kuru Ral: Genellikle bronş lümeninde, spazm nedeniyle oluşan daralma sonucu duyulan sestir.    

    Yaş Ral: Bronşlarda sıvı toplanması sonucu duyulan sestir.

    Sibilan Ral: Sekresyonla dolu bronşlara hava girişi sırasında duyulan sestir. 

     WHEEZİNG / RONKÜS

    Solunum esnasında duyulan ıslık şeklindeki sestir. Bronş ve bronşioller üzerinde duyulur; tıkanan veya daralan soluk yollarından geçen havanın, inspiryum sonu ekspiryum başında neden olduğu seslerdir. Yüksek ve düşük frekanslı müzikal sesler olarak tanımlanan wheezing  ve ronküs arasındaki farklar:

    Ronküs (Rhoncus, hırıltı): Bronş ve bronşiollerdeki sekresyonlar düşük frekanslı sese (hırıltıya) neden olurlar. Süreklidir. Soluk alışta, soluk verişte veya her ikisinde birden duyulabilir. Öksürme sonucu sekresyon atıldığında ses  düzelir, örneğin kronik bronşit. Daralma nedeniyle de duyulan bu ses wheezinge göre daha geniş bir alandan geçtiği için ona göre daha kalın bir sestir

    Wheezing ( Islık ): Havanın iyice daralmış soluk yollarından geçerken oluşturduğu yüksek frekanslı sestir (dudaklarımızı büzerek ıslık çaldığımızda çıkan ses gibi), ekspirasyon süresi uzamıştır. Astım krizi, anaflaktik şok vb gibi bronkospazma neden olan durumlarda yüksek frekanslı ses (wheezing) oluşur.

                                          

     PLEVRAL SÜRTÜNME  

    Solunum esnasında, inflamasyon nedeniyle plevral zarların  birbirine

    sürtünmesiyle oluşan çıtırtılı sestir. Çıtırtıların sıklığı nedeniyle sürekli

     ses izlenimi verirler. İnspirasyonda ( ekspirasyonda da) duyulma

    olasılığı daha fazladır.

    Başa Dön

     

    SOLUNUM ACİLLERİ

    1- TIBBİ ACİLLER (DİSPNEYE YOL AÇAN NEDENLER)

    PQRST  nin dispneik hastada öykü alırken  kullanılması :

     

    P - Provake eden (arttıran) etkenler var mı? Herhangi bir olgudan sonra mı ortaya çıkıyor?

         Paroksismal Nokturnal Dispne (PND - gece ortaya çıkan ve tekrarlayan dispne), genellikle kalp yetmezliği veya KOAH belirtisidir. Sebebi alveollerde biriken sıvı veya bronşlarda  biriken sekresyonlardır.

          Palyatif (hafifleten) etkenler var mı? Örneğin, ortopne hasta yattığında ortaya çıkan dispnedir. O nedenle hasta oturmayı veya hafif öne eğilmeyi tercih eder, böylece daha rahat nefes alır. Özellikle konjestif kalp yetmezliğinde görülür.

    Q - Dispnenin özelliği nedir? Hasta hava açlığı hissediyor mu, nefes alırken mi yoksa verirken mi zorlanıyor?

    R - Rekurrens (tekrarlama sıklığı) nedir? Daha önce benzeri sorun yaşadı mı, yaşadıysa bu

           seferki dispne ile önceki arasında ne fark var, ne kadar önce oldu, sebebi ne idi?

    S - Dispne ne kadar şiddetli, öykü alırken bulgular nelerdi fiziksel muayene yaparken   değerlendirebilirsiniz. Hastanın astım veya kronik bronşit gibi kronik bir sorunu varsa, daha  önce geçirdikleri ile kıyaslamasını isteyin. Ya da bu hafta soluk alma molası vermeden kaç merdiven çıkmış, geçen hafta kaç merdiven çıkıyormuş?

    T - Dispne ne zaman başlamış, aniden mi başlamış yoksa birkaç günden beri artış mı göstermiş?

          Astım ve konjestif kalp yetmezliğinde dispne, dereceli olarak birkaç saatte artar.

          Pulmoner emboli ve spontan pnömotoraksta çarpar gibi aniden başlar.

     

    PQRST nin yanı sıra hasta sigara içiyor mu, öksürüyor mu, balgam çıkarıyor mu, balgamın özelliği nasıl? Bunlar solunum güçlüğü (dispne) olan hastada tanı koymada önemli bilgilerdir.

     

    KOAH (KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI): koyu kıvamlı, beyaz balgam çıkar. Eğer hasta balgam çıkaramazsa, balgamın miktarı artar, pürülan ( sarımsı-yeşilimsi renkte olması) ve kötü kokulu olabilir.

     

    PNÖMONİ: hasta pürülan ve pas renginde balgam çıkarır.

     

    PULMONER ÖDEM: hasta köpüklü, kanla karışmış balgam çıkarır. Miktarı korkutacak kadar fazla olabilir.

    Kalp hastalığı, tuberkuloz veya akciğer travmasında  hastada öksürükle taze kan gelebilir.

    Hastada ağrı var mı, ağrı dispne ile ilgili mi? araştırılmalıdır.

     

    SPONTAN PNÖMOTORAKS  ve  PULMONER ÖDEM de ani ve keskin göğüs ağrısıyla başlayan dispne görülür.        

    DİSPNE

    HASTADA  DİSPNEYE  YOL AÇAN BAZI ACİL DURUMLAR, VE ACİL BAKIMI İÇİN  TIKLAYIN

    Başa Dön

     

    2- TRAVMALARA BAĞLI NEDENLER

    PULMONER EMBOLİ

     

    TİPİ

     

    EMBOLİNİN SEBEBİ OLUŞUMU
    YAĞ EMBOLİSİ
    • Uzun kemik kırıkları
    Yağ parçacıkları, sistemik dolaşıma karışarak pulmoner damarları tıkar. Pulmoner kanamaya neden olur ve diğer organlara kan akışını engeller  
    HAVA  EMBOLİSİ
    • Pnömoperitoneum (karın içine hava dolması)

    • Damar yolundan (IV) yanlışlıkla hava verilmesi

    Belirgin bir miktarda ( 5-15 ml / kg ) havanın dolaşıma katılarak, sağ kalbe veya pulmoner damarlara yerleşerek kan akımını engeller  

    AMNİYOTİK  SIVI  EMBOLİSİ
    • Doğum

    Doğum esnasında amniyotik sıvı, maternal dolaşıma geçerse içindeki katı parçalar ( lanüga, mekonyum, vb ) pulmoner damarlara yerleşerek tıkanmaya neden olabilirler  

    TROMBOEMBOLİ
    • Şişmanlık

    • Geçirilmiş karın   ameliyatı

    • Sigara içme alışkanlığı

    • Östrojenli bileşikler (doğum kontrol hapı)

    • Uzun süreli yatak istirahati

    • Alt ekstremitelerdeki venöz hastalıklar

    • Konjestif kalp yetmezliği

    • Koagülasyon problemleri

    Kan pıhtısının pulmoner damarlara yerleşerek tıkaması ile oluşur

     Asıl şikayetler:

     Fiziksel bulgular:

    Sık  Rastlananlar:
    • Taşipne

    • Taşikardi

    • Ateş

    Nadiren  Rastlananlar:
    • Raller

    • Anormal kalp sesleri

    • Sistolik kardiyak murmurlar

    • Kardiyak aritmiler

    Pulmoner Emboli’ de  Acil Bakım :

    Başa Dön

    OKSİJEN TEDAVİSİ

    Acil bakımın en önemli bileşenlerinden biri olan oksijen tedavisi için gerekli malzemeler: ambulansta orta büyüklükte  ve çantada küçük oksijen tüpü; oksijen tüpüne takılacak basınç ayarlayıcı (regülatör) ve akım düzenleyici (flowmeter); akım düzenleyici ile maske arasında bağlantıyı sağlayacak bağlantı tüpü; nazal kanül, basit maske, geri dönüşsüz torbalı maske(rezervuarlı nonrebreathing mask) veya  ambu bag valve mask(balon maske).

    Acil bakım verilirken hastanın yaşam bulguları ve genel durumu ile uyumlu oksijen verilmelidir. Yaşam bulguları normal sınırlarda, ancak ağrı ve anksiyetesi olan hastalarda, psikolojik rahatlama sağlamak amacıyla düşük yoğunlukta (konsantrasyonda; dakikada 2-6 litre) oksijen verilebilir.

    Yaşam bulguları normal sınırların altında veya üstünde ise, ancak hayati tehlike oluşturacak boyutta değilse (örneğin : solunum dakikada 20-30 arasındaysa) orta yoğunlukta (% 50-70 oranında) oksijen verilebilir. Yaşam bulguları hayati tehlike oluşturacak boyuta geldiğinde yüksek yoğunlukta (% 70-90 oranında) oksijen verilmelidir. Solunum ve kalp durmasında verilecek oksijen oranı % 99 dur ( hangi maske ile hangi yoğunlukta oksijen verilebileceği ekteki listede görülmektedir).     

    Oksijen verilirken dikkat  edilecek noktalar:

    1. Oksijen verilirken dikkat edilmesi gereken kurallar için bakınız : acil bakım-oksijen tedavisi bölümü.

    2. Basit maske ile dakikada  6 litreden düşük oksijen verilmesi sakınca yaratacağından 6 litreden düşük yoğunluktaki oksijen kullanımı için nazal kanül tercih edilmelidir.

    3. Yüksek yoğunlukta oksijen verilmek istendiğinde mutlaka oksijen torbası(rezervuar) takılmalı ve hastaya verilmeden önce torbanın üçte biri boş kalacak şekilde torba oksijen ile doldurulmalıdır.

    4. KOAH(kronik obstrüktif akciğer hastalığı) vb durumlarda tercihen venturi maske ile hastanın genel durumuna uygun ancak düşük yoğunlukta oksijen verilmelidir (bakınız: Paramedik kitabı , oksijen tedavisi bölümü).

    Yan Etkileri: Oksijen tedavisinin tıbbi olan ve olmayan yan etkileri için bakınız : Paramedik kitabı Oksijen Tedavisi bölümü.

    Çağrı öncesi portable(taşınabilir) oksijen tüpünün basınç ayarlama vanası açılarak tüp basıncının yeterli olup olmadığının kontrol edilmeli, eğer ibre kırmızı uyarı işaretine yakınsa tüp dolusu ile değiştirilmelidir.

    Ambulansın  içindeki yerleşik(merkezi sisteme bağlı) orta büyüklükteki tüpün basıncı kontrol edilmeli ve gerekiyorsa yenisi ile değiştirilmelidir.

    Hastaya gidildiğinde , oksijen verilirken: Hastaya oksijen verilecek kanül veya maskenin ucu, bağlantı tüpü aracılığıyla oksijen tüpü üzerindeki oksijen çıkış yerine bağlanmalıdır

    Nazal kanül ile verilecekse;

    1. Nazal kanülün uçları,  hastanın burun deliklerine iyice yerleştirilmeli,
    2. Kanülün uzantıları her iki kulağın arkasından geçirilerek boyunda ve çenenin altında basınç yapmayacak şekilde sıkıştırılmadır (bakınız şekil).

    Yüz maskesi ile verilecekse;

    1. Yüz maskesinin (çeşitli boyutları varsa) hastaya uygun olanı seçilmeli,

    2. Sivri kısmı hastanın burun kemiğinin üzerine yerleştirilmeli, yuvarlak olan alt kısmı hastanın alt çenesine yerleştirilmeli,

    3. Kanülün veya maskenin oksijen tüpü ile bağlantısının yapılmalı, akım düzenleyicisi açılmalı ve verilecek miktar ayarlanmalıdır

    Hasta ambulansa alındığında;

    Hastanın oksijen bağlantısı taşınabilir tüpten, merkezi sisteme bağlanmalıdır.  Merkezi  sistemin akım ayarlayıcısı istenen miktara kadar açılmalı ve taşınabilir tüp kapatılmalıdır.

     

    Başa Dön
    Geri Dön