OKSİJEN TEDAVİSİ                                                

Oksijen tedavisi, hastaneöncesi acil bakımın en önemli kısmını oluşturmaktadır. Atmosferdeki oksijen oranı bilindiği gibi  % 21 dir. Bu oran sağlıklı bir insanın yaşamını sürdürmesi için yeterli olurken, hasta veya yaralılara ilave oksijen gerekmektedir. İlave oksijen gerektiren durumlar:

·      Solunum ve/veya kalp durmasında ( kardiyopulmoner arrest ) uygulanacak TYD,  normal dolaşımın(kardiyak out-put’un) ancak % 25-33 ünü sağlayabilecek kadar etkin olabilmektedir. Bu nedenle yüksek yoğunlukta verilecek oksijen hastanın yaşama şansını artıracaktır.

·     Kalp krizi ve ani bilinç kayıpları; kanın kalbe veya beyne gidişinin herhangi bir nedenle engellenmesi sonucu ortaya çıkan bu acil durumlarda, oksijen tedavisinin yaşamsal önemi vardır.

·     Şok; kalp-damar sistemindeki (kardiyovasküler sistem) dolaşımın, herhangi bir nedenle yetersiz kalması nedeniyle, yaşamsal dokuların yeterince kanlanamamasıdır. Bütün şok olgularında, dokulara ulaşan oksijenlenmiş kan miktarı azaldığından, oksijen tedavisi ile dokuların oksijen gereksinimi en üst düzeyde karşılanabilir.

·       Kan kaybı; ister iç kanama isterse dış kanama olsun, dolaşan kan ve alyuvar miktarı azalacağından dolaşımdaki doymuş oksijen miktarı da azalacaktır; oysa kanın oksijene doymuş olması gerekir. Bunun için, dışarıdan oksijen desteği gereklidir.

·       Akciğer hastalıkları; akciğerler solunan oksijenin, kana ve dokulara ulaşmasından sorumludur. Eğer akciğerlerin, herhangi bir nedenle ( pulmoner ödem, amfizem  vd) görevlerini yapmaları güçleşirse, oksijen desteği ile bu sorun hafifletilerek, dokuların yeterince oksijenlenmesi sağlanabilir.

·       Kemik kırılmaları, kafa yaralanması, ve diğer yaralanmalar; birçok acil durumda oksijen tedavisine gerek olmayabilir. Ancak, vücudun tüm sistemleri işbirliği içinde çalıştıklarından, herhangi bir yaralanma şoka neden olabilir. Şok durumunda ise tüm vücut etkilenir, dolayısıyla dışarıdan oksijen desteğine gereksinim vardır.

HİPOKSİ

Hipoksi, dokuların yeterince oksijenlenememesidir.  Zaman zaman anoksi ile karıştırılmaktaysa da, anoksi dokuların tamamen oksijensiz kalmasıdır.  Hipoksiye neden olan bir çok sebep vardır:

·       Kişi yangın olan ortamda kalmışsa, duman soluyacak ve oksijensiz kalacaktır. Yetersiz oksijen nedeniyle de hipoksi gelişecektir.

·       Hasta Amfizemli ise, bu akciğer hastalığı, oksijenin atmosferden dolaşıma geçişini zorlaştırır. Dolayısıyla akciğerler görevlerini yeterince yapamadıklarından hipoksi gelişir.

·       Aşırı doz uyuşturucu (veya ilaç) alınmışsa, bu durumda hastanın solunum sistemi baskılanır. Hastanın solunum hızı dakikada 5’ e kadar düşebilir. Hasta yeterince soluyamadığı için vücudun oksijen desteğine gereksinimi vardır.

·       Hasta kalp krizi geçiriyorsa; akciğer görevini  yerine getirmesine rağmen, kalp hasarı nedeniyle oksijenlenmiş kan vücuda pompalanamamaktadır. Dolayısıyla da hipoksi oluşmaktadır.

Ayrıca felç, şok ve diğer bazı durumlarda da hipoksi gelişebilir. Hipokside  önemli  olan, bulguların hemen tanınması ve anında müdahale edilmesidir. Hipoksi tanısı, derideki siyanoz ile konabilir. Eğer beyinde hipoksi gelişmişse, hastanın bilinç düzeyi  bozulur. Taşikardi, huzursuzluk veya konfüzyon görülebilir. AABT, hipoksinin oluşmasını veya artmasını, oksijen vererek önleyebilir.

 

OKSİJEN  TEDAVİSİNİN  ZARARLARI:

Her ne kadar  çok yararlıysa da, oksijen kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Oksijenin zararlarını tıbbi ve tıbbi olmayan  şeklinde, iki başlık altında inceleyebiliriz.

Oksijen kullanımının tıbbi olmayan zararları:

·       Acil bakımda kullanılan oksijen, yüksek basınç altında, tüplerde depolanmıştır. Tüpteki herhangi bir delinme, zedelenme, ya da vanasındaki bir kırılmanın tüpü hızlı bir mermiye dönüştürdüğünü biliyor musunuz? Bu tüpün ambulans içinde yaratacağı hasarı hayal edebiliyor musunuz?

·       Oksijen yanıcı özelliğinden dolayı çok kısa sürede yangına neden olabilir. Oksijen, havluların, çarşafların ve giysilerin içine yayılma özelliği sonucu, yangının büyümesini hızlandırır.

·       Yüksek basınç altında oksijen ve akaryakıt karışmaz. Ancak bir araya geldiklerinde birçok tepkime meydana gelir, en şiddetlisi ve bizi etkileyebilecek olanı patlamadır. Bu nadiren olabilecek bir durumdur, sebebi dağıtım veya vana sisteminin petrol ürünleri ile yağlanması ya da petrol kökenli yapışkanlar kullanılmasıdır.

Tıbbi olmayan zararlar nadiren görülmektedir, oksijen kaynağının ve cihazların kurallara uygun kullanımı ile bu zararlar önlenebilir.

Oksijen kullanımının tıbbi zararları:   

Alanda, oksijenin tıbbi zararları nadiren  görülmektedir. Çünkü, oksijenin olumsuz etkileri, uzun süre ve yüksek yoğunlukta  oksijen verildiğinde ortaya çıkar. Alanda çok az görülmesine rağmen, oksijen tedavisinin daha iyi anlaşılması için tıbbi zararlarının bilinmesi gerekir. Bunlar:

·       Oksijen zehirlenmesi yada hava kesesi kollapsı - Bazı hastaların akciğerleri, oksijen verildiğinde veya yüksek yoğunlukta uzun süre oksijen verildiğinde, istenmeyen tepki gösterirler. Aşırı miktardaki oksijene tepki olarak akciğer aktivitesi azalır veya hava kesesi kollapsı ( atelektazi ) gelişir.

·       Yenidoğanda  körlük - Şayet  yenidoğan bebeğe çok yüksek konsantrasyonda oksijen verilirse, kandaki  yükselen oksijen seviyesi sonucunda bebeğin lens tabakasının arkasındaki dokuda skar ( retrolental fibroplazi) oluşur. ve kalıcı körlüğe neden olur.

·       Solunumun baskılanması ( depresyonu ) veya solunumun durması ( arresti) - Bu durum özellikle kronik bronşit, amfizem, kronik obstrüktif akciğer hastalığı ( KOAH ) olan hastalara, uzun süre ve yüksek yoğunlukta oksijen verildiğinde görülebilir.

İlk ikisi alanda çok az görülmesine rağmen, akılda tutulması gereken durumlardır.

KOAH olan hastaların özellikleri vardır: Bu hastalar sürekli hipoksiktirler. Dolayısıyla bu hastalarda karbondioksit seviyesine tolerans gelişmiştir ve hastada solunum gereksinimi, karbondioksit yerine oksijen seviyesi ile ayarlanmaktadır. Oksijen verildiğinde, kandaki oksijen seviyesi yükseleceğinden beyne, solunumun azalması veya durması, yönünde sinyaller gidecektir. O nedenle, KOAH’ lı hastalarda oksijen verirken dikkatli olmak gerekir.

 

Hafif belirtilerde: - Normal yaşam bulguları

                            - Cümle kurarak konuşabilme        ®    ®   2-4 litre/dakika oksijen, 

                            - Solunum seslerinin iyi olması                        nazal kanül ile

Orta derece ağır belirtilerde:

                            - Solunum sayısı dakikada 24 ün altında

                          - Kısa cümle kurabilme                  ®    ®     % 50 yoğunlukta oksijen

                          - Solunum seslerinde azalma                         venturi maske veya eşdeğeri ile

Şiddetli KOAH belirtilerinde:

                           - Solunum sayısı dakikada 24 ün üstünde

                           - Güçlükle konuşma                        ®  ®      8-15 litre/dakika oksijen,

                           - Bilinç düzeyinde değişmeler                        geridönüşsüz torbalı maske ile

                           - Solunum seslerinde duracak kadar azalma  (solunum durmasına karşı hazırlıklı olun)                                                                                          

KURAL: Hastanın oksijene gereksinimi varsa, tıbbi olan veya olmayan zararlar, sizi oksijen vermekten alıkoymasın.

 OKSİJEN  TEDAVİSİNDE KULLANILAN ARAÇ - GEREÇLER

Hastane öncesi acil bakımda kullanılacak oksijen sistemleri  emniyetli, hafif, taşınabilir  ve güvenilir olmalıdır.

Hastane öncesinde kullanılan iki tip oksijen sistemi vardır:

1-Alanda  kullanılan ve her yere taşınabilen,                    

2- Ambulansın içine yerleştirilmiş, daha geniş hacimli ve sabit olan.

Oksijen verme sistemleri, çeşitli elemanlardan oluşur. Bunlar: oksijen tüpü, basınç ayarlayıcı (regülatör) ve hastaya oksijenin ulaştırıldığı gereçlerdir (nazal kanül, maske vb ).

Oksijen  tüpleri: Birleşme yeri  olmayan çelikten veya hafif metalden yapılmış olan bir tüptür. Oksijen basınç altında bu tüplere doldurulur. Bu tüpler kullanıldıkları  yere göre çeşitli büyüklüktedirler:

Amerika’ da kullanılan tüplerin özellikleri ve hacımları:

·       D tüpü - içinde   350 litre civarında oksijen vardır. 

·       E tüpü  - içinde   625 litre civarında oksijen vardır.

·       M tüpü - içinde 3 000 litre civarında oksijen vardır.

·       G tüpü - içinde 5 300 litre civarında oksijen vardır.

·       H tüpü - içinde 6 900 litre civarında oksijen vardır.

Genellikle ambulanslarda, M veya daha büyük olan tüpler  kullanılmaktadır.

 

Türkiye’de,  TSE  11 169. standardına göre, çekme çelikten yapılma üç çeşit  tüp kullanılmaktadır. Bunların  çeşitleri ve hacimleri:

·       Küçük boy  tüp ; 10 litre su hacimli  1500 litre ( 2  m 3 ) oksijen kapasiteli.

·       Orta boy tüp      ; 40   “    “        “        6000  “    ( 4  m3 )         “             “

·       Büyük boy  tüp ; 50   “   “        “        10000  “   ( 10 m3)         “              “                                                                 

 

 AABT olarak sizin sorumluluğunuz, tüpleri dolu ve kullanıma hazır bulundurmaktır. Türkiye’ deki genel eğilim tüpleri boşalana kadar ( tüpün % 98 ini ) kullanmak  yönündedir. Ancak, AABT, ambulansta hiç beklenmedik ve çok gereksinim duyulan bir anda, oksijeninin bitmesi gibi bir sürprizle ASLA karşılaşmamalıdır. O nedenle, tüp boşalmadan dolusu ile değiştirmelidir. Bunun için basınç göstergesinden  yararlanabilir veya tüpteki oksijen miktarını hesaplayabilir. Çünkü AABT, tüpü eline alıp şöyle bir tartarak dolu ya da boş diyemez.  Aşağıdaki  formül Amerika ‘da  oluşturulmuş standartlar doğrultusunda kullanılmaktadır. Türkiye ‘de henüz standartlar oluşturulmadığından bu formülü şimdilik, ne yazık ki kullanamıyoruz ve basınç göstergedeki kırmızı uyarı çizgisine gelince her an boşalabilir düşüncesiyle değiştiriyoruz.

 

Tüpteki  oksijenin  kullanım  süresinin hesaplanması:

 

                                Gösterge basıncı  (  atmosfer  basıncı ) --  Güvenlik miktarı  x  faktör

Akış süresi ( dakika ) =------------------------------------------------------------------------------------------ 

                                                                 Akış  hızı  ( litre / dakika )     

 

Gösterge basıncı ( GB): Tüpe bağlı basınç göstergesinde görülen miktar.

Güvenlik miktarı (GM):  Tüpte bulunması gereken en az miktardır.  ABD’nde standard rakamlar geliştirilmiştir . Oysa bizde böyle bir standard yok, sadece tüpteki oksijenin  % 98 inin kullanılabildiği söyleniyor. O halde Tüpün büyüklüğüne göre % 2 sini  güvenlik miktarı olarak düşünebiliriz.

Faktör (F): Yine ABD’ de tüp büyüklüğüne göre belirli faktörler saptanmıştır :

D = 0.16,   E = 0.28,   M = 1.56,   G = 2.41,   H = 3.14,   K = 3.14 

Örnek: 2000 psi GB olan M tüpünde, 10 lt/dk  akış hızına göre, ne kadar sürelik oksijen vardır ?  GM = 200 psi

 

Akış süresi ( dk)=   (2000 - 200 )  x    1.56   = 2808       =  281 dakika  =  4  saat  41  dakika               

                                                   10                        10       

Oksijen tüpü ile çalışırken, öncelikle dikkat edilmesi gereken unsur emniyettir :

·       Tüpü ASLA düşürmeyin veya bir şeyin üstüne düşmesine fırsat vermeyin. Oksijen tüpünün emniyetli bir şekilde bağlandığından veya yerleştiğinden emin olun.

·       Güvenliğini sağlamadan oksijen tüpünü  ASLA ayakta tutmayın.

·       Oksijen kullanılan çevrede ASLA sigara içmeyin. Ve oksijen araç gereçlerinin bulunduğu yere (Oksijen Var - Sigara İçilmez, gibi ) uyarıcı levha asın.

·       Oksijen araç ve gereçlerinin çevresinde ateş kullanmayın.

·       Oksijen tüpü ile ilişkisi olan gereçlerde motor yağı, petrol ürünü veya yağlı sabun ASLA kullanmayın. Veya  motor yağı ile bulaşmış elinizle  bu  gereçlere dokunmayınız.

·       Oksijen tüpünün dış kısmını  veya oksijen vermek için kullanılan araç gereçleri  etiketlemek veya korumak üzere,  ASLA  yapışkan bant ( adhesive tape ) kullanmayın. Çünkü oksijen yapıştırıcı ile reaksiyona girerek, yangına neden olabilir.

·       Oksijen tüpünü  yan yatırıp yuvarlayarak veya dibinden sürüyerek ASLA  kullanmayın.

·       HERZAMAN  basınç düzenleyiciyi, akım ölçeri ve tüpleri  önerildiği şekilde kullanın.

·       Göstergeyi veya ayarlayıcıyı değiştirirken demir içermeyen ingiliz anahtarı kulanın. Aksi halde kıvılcım oluşabilir.

·       HERZAMAN  vananın doğru yerleştirilmiş olduğundan emin olun. Böylece kaçaklar önlenebilecektir.

·       HERZAMAN  tıbbi amaçlı oksijen kullanın, oksijen beş yıldan eski olmamalıdır. Sanayi oksijeni kirlidir.

·       HERZAMAN  oksijen tüplerini serin, havalanan bir odada önerilen emniyetli koşullarda saklayın.

·       HERZAMAN  oksijen tüplerini hidrostatik açıdan kontrol ettirin.  Bu kontrol  HER  5  YILDA  BİR  yapılmalıdır. Bazı tüpler on yılda bir kontrol edilebilmektedir. O nedenle tüplerin üzerindeki işarete dikkat edin, örneğin, 4M96 * .  Bu tüpün kontrol yılı yıldızın yanındaki tarihtir: 1996.

 

Aşağıdaki bilgilere "TEMEL VE İLERİ SOLUK YOLU AÇMA VE SOLUTMA YÖNTEMLERİ" bölümünde daha özet olarak değinilmiştir. Oraya da göz atmanızda ve reimlerine bakmanızda yarar var.

Basınç  düzenleyiciler ( regülatörler):  Oksijen tüpündeki basınç, hastaya oksijen vermek için çok yüksektir. O nedenle basıncı düzenlemek üzere, göstergeli düzenleyiciler kullanılır. Regülatör, tüpe tam oturtulmalıdır. Gevşek yerleştirilmiş bir regülatör, tüpü öldürücü  füzeye dönüştürebilir. İki çeşit regülatör vardır: 1- Tek yönlü, 2- İki yönlü, olmak üzere. Tek yönlü olanlar demand valve ile kullanılmaya daha elverişli olduğundan, kullanımları daha yaygındır.

Akım ölçerler ( flowmetreler): oksijenin litre olarak dakikadaki akış hızını ayarlar; örneğin, dakikada 3 litre gidecek şekilde vb. gibi. Bununda çeşitleri mevcuttur. Çalıştığınız yerde hangi tip kullanılıyor, özellikleri nedir ? Araştırın.

Nemlendiriciler: akım ölçerlere bağlı olarak kullanılırlar  ve tüpten kuru olarak gelen oksijeni nemlendirilirler. Kuru oksijen, uzun süreli kullanımlarda soluk yolu ve akciğerlerdeki mukoz membranların  kuruyarak tahriş olmasına neden olurlar. Kısa süreli kullanımlarda  sorun yaratmamasına rağmen, kuru oksijen hastayı rahatsız edeceğinden nemlendirilmiş oksijen verilmesinde yarar vardır. Özellikle de KOAH, krup ya da epiglotiti  olan hastalarda oksijenin nemlendirilerek verilmesi gerekir.

Nemlendirici, genellikle kırılmaz cinsten bir kap ve üzerine yerleştirilmiş akım ölçerden oluşur. Oksijen, kabın içindeki sudan baloncuklar oluşturarak geçer. Bu su kabı temiz tutulmazsa, yosun bağlayarak çeşitli bakterilerin ve mantarların üremesine yol açar. Ve bu mikroplar doğrudan hastanın akciğerlerine yerleşir. Bu nedenle, her şiftte  kabın yıkanarak, temiz su ile doldurulması gerekmektedir. 

 

OKSİJEN  VERME  ARAÇ - GEREÇLERİ

Oksijen tedavisi, solunumu olan hastalara çeşitli koşullarda uygulandığı gibi, solunumu olmayan ve suni solunum yapılan hastalara da uygulanmaktadır. Her koşula uygun olan çeşitli oksijen verme araç gereçleri vardır. Biz bu bölümde, hangi durumda hangisinin kullanılmasının en uygun olacağını öğreneceğiz.

Solunumu  olan  hastaLARda  kullanılabilecek araçlar:

·       Nazal   kanül - düşük yoğunluklu ( % 24 - 44  oranında ) oksijen vermek için kullanılır. İki tane burun deliği çıkıntısı olan ince bir hortum şeklindedir. Bu çıkıntılar burna yerleştirildikten sonra, hortum kısımları kulak arkasından geçirilerek , çene altında birleştirilir. Nazal kanül  genellikle tıbbi acili olan, ancak distreste olmamasına rağmen, oksijenle rahatlayacağı düşünülen hastalarda kullanılır. Bir de rahat nefes almasını engellediği için maske kullanamayan hastalarda tercih edilir.  Nazal kanül kullanıldığında verilecek oksijen miktarı  dakikada 4 - 6 litreden fazla olmamalıdır. Aksi halde hastayı rahatsız eder. KOAH olan birçok hasta evinde nazal kanül  kullanmaktadır. Evde dakikada 1-2  litre olarak kullanılırken, siz hastaneye götürürken bu miktarı  2-3 litreye yükseltebilirsiniz.

·       Basit  maske - yumuşak, şeffaf,  plastik maskedir. Orta yoğunlukta ( % 35 - 60 oranında ) oksijen vermek üzere kullanılır. Bebekler için kullanılan basit maske, stoması olan hastalarda kullanılabilir. DİKKAT: Dakikada  6 litreden az vermeyin. Örneğin, dakikada  1 litre verdiğinizde, hasta havada bulunandan daha az oksijen alacaktır, çünkü maskede karbondioksit birikecektir.

·       Partial  rebreather mask ( kısmi geri dönüşlü maske ) - bir basit maske ve ona bağlı şeffaf torbadan (rezervuar) oluşmaktadır. Maske ile torba arasında iki yönlü hava geçiren bağlantı tüpü vardır. Bu maske hastanın yüzüne doğru yerleştirildiği  zaman işe yarar. Önce, oksijen torbaya bağlanır sonra maske hastanın yüzüne takılır. Torbaya doldurulan oksijenin miktarı, hasta soluduğunda torbanın üçte ikisi  dolu kalacak kadar olmalıdır. Çünkü hastanın verdiği soluk torbaya dolacak, torbanın içindeki oksijenle karışacak ve oksijen yüzdesi hasta soluk alırken, verdiği soluğa yakın olacaktır. Dakikada  6 - 10 litre arasında bir akış hızı ile verildiğinde, yoğunluğu  %  35 - 60 arasında değişen oksijen sağlar.

·       Nonrebreather mask ( geri dönüşsüz maske ) -  oksijen bağlanmış bag valve mask (ambu ) ve demand valve resuscitator hariç, AABT’ nin yüksek  yoğunlukta oksijen verebileceği en uygun maskedir. Bu da  bir maske ve şeffaf torbadan oluşmaktadır. Geri dönüşlü maskeden farkı, maske ile torba arasındaki bağlantı tüpü tek yönlüdür, dolayısıyla sadece torbadan hastaya geçiş vardır. Maske hastanın yüzüne yerleştirilmeden önce torbası oksijen ile doldurulmalıdır. Daha öncede anlatıldığı gibi, torbaya doldurulacak oksijen miktarı, hasta en derin soluğunu aldığında bile torbanın üçte ikisi dolu kalacak şekilde olmalıdır. Bunun amacı oksijen akış hızını düzenlemektir. Zira, bu maske tek yönlü olduğundan hastanın verdiği soluk torbaya gitmez, sadece torbadan hastaya oksijen gider. Hastanın verdiği soluk, maske kısmında bulunan deliklerden dışarı çıkar. Dakikada 12- 15 litreye kadar ( %  99 yoğunlukta ) oksijen verilebilir. Bu maske özellikle hipoksi  veya şokta olan hastalarda kullanılır. KOAH’ nda kullanılmamalıdır ( solunum durması hariç ).

·       Venturi  maske - düşük yoğunlukta ( %  24 - 50 oranında ) oksijen vermek üzere, özel olarak geliştirilmiş maskedir. Basit maske ve oksijeni aktarmak üzere değişik oranlarda oksijen geçişine izin veren değişik renkli adaptörlerden oluşmaktadır. Adaptörler, hastanın verdiği soluğun bir kısmının dışarı çıkmasına olanak sağlarken, diğer kısmının tüpten gelen oksijenle karışarak hastaya verilmesini sağlar. Böylece sürekli ve aynı yoğunlukta oksijen verilmiş olur. Venturi  maske özellikle hafif solunum sıkıntısı olan KOAH ‘ nda  kullanılmaktadır.

Alan uygulamalarında, basit maske ile kısmi geri dönüşlü maske nadiren kullanılmaktadır. Hastaya çok düşük yoğunlukta oksijen verilmek istendiğinde nazal kanül veya venturi maske kullanılmaktadır. Acil tıp hizmetlerinde, çoğunlukla geri dönüşsüz maske ( nonrebreather mask) kullanılmaktadır.

TABLO: Oksijen Tedavisi

Veriliş yolu

Akış hızı ( litre/ dakika)—Yüzde ( % )

 

NAZAL  KANÜL

                     1.................................. 24

                      2................................. 28

                      3................................. 32

                      4................................. 36

                      5................................. 40

                      6................................. 44

 

BASİT  MASKE

                   5 - 6............................... 40

                   6 - 7............................... 50

                   7 - 8............................... 60

 

KISMİ GERİ DÖNÜŞLÜ MASKE

( PARTİAL  REBREATHER )

                      6................................. 35

                      8............................ 45-50

                 10 - 15............................. 60                 

 

VENTURI  MASKE

Mavi              4.................................  24

Sarı               4.................................  28

Beyaz            6.................................  31

Yeşil              8.................................  35

Pembe/Kırmızı 8..............................  40

Turuncu         8.................................. 50

 

NONREBREATHER  MASK

( GERİ DÖNÜŞSÜZ MASKE ),

AMBU BAG MASK

                       6.................................  60

                       7.................................  70

                       8.................................  80

                       9.................................  90

                 10 - 15..............................  99 +

 

Solunumu  olmayan  hastalarda kullanılabilecek araçlar

Bir hasta solunumu durmuş ( apneik ) olarak bulunduğunda, hemen suni solunum başlatılmalıdır. AABT ‘ne bu durumda yardımcı olabilecek araçlar aşağıda sıralanmıştır.

·       Cep  maske ( pocket  mask) - bu maske hastanın ağzını ve burnunu kapatacak şekilde yerleştirilir. AABT, maskenin üzerinde bulunan yukarı doğru çıkıntı oluşturan delikten soluk verir. Birçok cep maskesinde, ilave oksijen vermek için bağlantı  yerleri vardır. Ve suni solunum esnasında, dakikada  10 litrelik bir akış hızı ile hastaya  % 50 yoğunlukta oksijen verilebilmektedir. Cep maskesi kullanım kolaylığı nedeniyle, alanda en çok tercih edilen bir maske türüdür. Hastanın yüzüne yerleştirildikten sonra, iki elle maske yerinde tutulmaya çalışılır.

·       Balon maske sistemi (Bag - valve mask, ambu  maske) - solunumu durmuş olan hastaya kuvvetle hava vermek için kullanılır. Bir maske ve bağlantıda olduğu balon şeklindeki torbadan oluşmaktadır. İlave oksijen vermek için bağlantı yeri vardır ve dakikada  15 litrelik bir akış hızı ile, hastaya  %  90  yoğunlukta oksijen verilebilir. Maske soluk alamayan hastanın yüzüne, tepe kısmı burun kemiğine alt kısmı  alt dudak ile çene çıkıntısı arasındaki girintiye gelecek şekilde yerleştirildikten sonra, bir el ile maske yüzde tutulmaya çalışılırken diğer el ile balon kısmı belirli aralıklarla sıkılarak hastaya hava verilir. Ambu maske, yaşamını sürdürebilmesi  için, solunumu yetersiz olan hastalarda, solunumu desteklemek üzere kullanılabilir. UYARI: Ambu maske kullanımı kolay olmayan bir maskedir. O nedenle, alanda sorun yaşamamak için, maske ile yeterince deneme yapmalısınız. Eğer maske yüze doğru yerleştirilmezse veya balon kısmı yeterince güçlü sıkılmazsa, etkili suni solunum gerçekleşmeyecektir. Bag valve mask, iki kurtarıcı olduğunda daha etkin kullanılabilir. Eğer kurtarıcının biri etkin kullanamazsa diğerinin kullanma olasılığı yüksektir. Tek kişi  olarak suni solunum yapmanız gerektiğinde, oksijen bağlanmış cep maskesinin kullanımı daha pratik olacaktır.

Otomatik solutucular ( resüsitatörler )

Oksijenin, tüplerde basınç altında depolandığını biliyoruz. Bazı oksijen verme araçları ile, bu basınçtan yararlanılarak hastanın akciğerlerine hava ulaştırılmakta ve suni solunum yapılmaktadır. Bu resüsitörlerin bir kısmı solunumu olan hastalarda da kullanılabilirken diğer bir kısmı sadece solunumu olmayan hastaları solutmak üzere kullanılmaktadır.

·       Demand  - valve resüsitatör - bu araç, oksijeni gereksinim doğrultusunda verir. Demand valve sistemine bağlı olan maske hastanın yüzüne kapatılır. Hasta soluk aldığında kapak açılır ve hastaya  % 100 oksijen gider. Hasta nefes verirken de oksijen akışı devam eder. Kapağın açılması ve hastanın oksijen alabilmesi için, HASTANIN SOLUNUMUNUN OLMASI GEREKİR.

·       Positive - pressure resüsitatör ( pozitif  basınçlı solutucu ) - AABT tarafından kullanılır.  AABT düğmeye bastığında, hastaya oksijen gider. Hastanın var olan akciğer basıncına ulaşılana veya basılan düğme eski halini alana kadar hava verme işlemi devam eder. Alanda kullanımı oldukça yaygındır. Nedenine gelince, iki elle maske yüzde tutulmaya çalışılırken, hava vermek için sadece bir parmakla düğmeye bastırmak yeterli. Pozitif  basınçlı araçlar kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Her ne kadar kullanımı  bag valve maskeye göre daha kolay olsa da, basıncı azaltıcı kapakla kullanılmalıdır. Aksi halde aşırı basınç nedeniyle gastrik distansiyon veya akciğerlerde hasar meydana gelebilir.

·       Multiple  - fonksiyonlu resüsitatörler ( çok amaçlı kullanılabilen solutucular) - oksijen gücü ile çalışan bir çok solutucu, demand valve sistemi ile pozitif basınçlı resüsitatörün birleştirilmesinden oluşur. Bu resüsitatör, solunumu olan hastada demand valve maske gibi kullanılabilirken, solunumu durmuş hastada pozitif basınç vermek için kullanılır. 

·       Otomatik transport  ventilatörü (OTV ) - bu AABT için oldukça yeni  bir araçtır. Pozitif basınç veren solutucuların geliştirilmiş şeklidir. OTV , entübasyon tüpüne bağlanacak şekilde yapılmıştır  ve hastayı istenen hacim, basınç ve aralıkta ventile eder. OTV, ilave olarak maske ile de kullanılabilir ve  hasta solutulduğu sürece maske, iki elle yüzde tutulmalıdır. OTV kullanılırken, ne bir balonun sıkılması ne de bir düğmeye basılması gerekiyor. Üstelik gastrik distansiyon olasılığı en aza inmiştir. Otomatik transport ventilatörünün, gelecekte hastane öncesi acil bakımda, önemli rol oynayacağı düşünülüyor.

 

UYARI:  Demand valve veya pozitif basınç resüsitatörleri  BEBEKLERDE  ve ÇOCUKLARDA kullanılmamalıdır. Aksi halde akciğer hasarı oluşabilir. Yine KOAH’ nda  kullanılması gerekiyorsa, çok dikkatli olunmalıdır.

 

DİKKAT:  Herhangi bir nedenle hasta solutulduğunda, orofarengeal  veya  nazofarengeal airway  takılmalıdır

 

Kaynakça:

1 -Bolgiano, C. S., et. Al., “Administering Oxygen Therapy: What You Need To Know ”, Nursing 90, June, p.48.

2 - Brady emergency Care, 

3- Brady Paramedic Emergency Care,

4- Hasta ve yaralıların Acil bakımı ve Nakli ,

5- İç Hastalıkları  Hemşireliği, 6-JEMS, July 1994, vol.19, nr.7, ss:44

 

Başa Dön Geri Dön