BUNALIMLARDA (KRİZLERDE) MÜDAHALE
Ölümcül Hastalık
Ani Ölüm
ABÖS
Şiddet
Hırpalama
Tecavüz
Paramedik ve Stres
Stres
KRİZ
: (TDK)Sözlük anlamı: Bir
organda birdenbire ortaya çıkan fizyolojik bozukluk. Paramedik, görevi gereği
çeşitli bunalım/buhran durumlarıyla karşılaşabilir. O nedenle, bu gibi durumlara
yol açan nedenleri ve nasıl başa çıkabileceğini öğrenerek hazırlıklı olmak
zorundadır. GENEL BAKIŞ Bazı özel durumlar,
bireyde, ailede ve/veya çevrede bunalıma neden olabilir. Bunlar:
ANİ ÖLÜM
ÖLÜMCÜL HASTALIK
BİREYE ZARAR VERİLMESİ
ÇOCUĞA ZARAR VERİLMESİ
Ani Bebek Ölümü Sendromu(ABÖS), gibi
nedenlerdir.
ÖLÜMCÜL HASTALIK Kanser veya uzun süren
(kronik) bir hastalık nedeniyle ölmekte olan bir hastaya çağrıldığınız zaman,
hastanın ve ailesinin, duygusal/psikolojik tepkilerine hazırlıklı olmalısınız. Duygusal açıdan
bakıldığında, AABT için, ölümcül hastalık nedeniyle beklenen bir ölüm,
beklenmedik bir anda gerçekleşen ani ölüm kadar zordur. Ölümcül hastalıkta
genellikle aşağıdaki tepkiler görülmektedir:
İnkar
Kızgınlık, öfke
Depresyon
Kabullenme İNKAR:
Ölümcül hastalık haberine gösterilen ilk tepkidir. Kişi/ler inanmak istemez,
teşhisin yanlış olabileceği düşünülür ya da bu hastalığın iyileşebileceğine
inanılır ÖFKE:
İnkarı çoğu kez kızgınlık izler; “bu neden benim başıma geldi”, “bunu hak edecek
ne yaptım” gibi. Hasta kuşkuludur. Ölmekte olan hastalar genellikle öfkelidir ve
düşmanca tavırlar sergiler İÇE KAPANMA
(DEPRESYON): İçinde bulunulan durum nedeniyle en sık gösterilen tepkilerden
biridir. Hasta artık hiçbir şeye ilgi göstermez. Herhangi bir etkinliğe
katılmaz, çoğu kez boşluğa bakar. KABULLENME:
Hasta sonunda durumunu kabullenir ve kendi anlayışı doğrultusunda, kalan ömrünü
mümkün olduğunca iyi değerlendirmeye çalışır ÖLÜMCÜL HASTALIKTA
MÜDAHALE
• AABT,
hastanın ve ailesinin, yaklaşan ölüme hazırlıklı olup olmadıklarının farkında
olmalıdır
• Ölümün
kaçınılmaz ve yakın olduğunu (hipotansiyon, bradikardi, bilinç kaybı vb) tespit
ettiğinizde bunu aileye bildirmelisiniz
•
Hastayı ailesinden ve dostlarından ayırmayın, yalnız ölmesine izin vermeyin
• Eğer
hasta ve ailesi istekli ise, hastayı hastaneye nakledin
• Hasta
ve ailesi hastaneye gitmek istemezlerse, nasıl müdahalede bulunmanız gerektiği
konusunda tıbbi danışma merkezine danışın
•
Hastanın mahremiyetine saygı gösterin Hastanın kalbi durduğunda
• Temel
yaşam desteğine başlayabilirsiniz
• Ya da
(henüz Türkiye’de yasal düzenleme yok ama) kişinin bu konuda (yeniden
canlandırma konusunda) bir şey yapılmaması yönünde yazılı vasiyeti varsa ve
aile buna uyulmasını istiyorsa veya istemiyorsa bu gibi durumlarda mutlaka tıbbi
danışma merkezi ile iletişim kurun ANİ
ÖLÜM Ani ölümün genel
sebepleri:
YARALANMALAR
KALP KRİZİ (MİYOKARDİYAL ENFARKTÜS)
BEYİN DOLAŞIMI SORUNLARI (SEREBROVASKÜLER
OLAYLAR)
İNTİHAR
CİNAYET
ABÖS Ani ölüm nedeniyle ailede,
çevrede(hatta AABT de) görülebilecek genel tepkiler
İNKAR
SUÇLULUK HİSSİ
ÜZÜNTÜ
DÜŞMANLIK
İÇİNE KAPANMA
DONA KALMA
BAYILMA
BAŞ DÖNMESİ,MİDE BULANTISI,KUSMA
GEÇ GÖRÜLEN (ÇOK SONRA ORTAYA ÇIKAN) TEPKİLER PARAMEDİKLERDE ANİ ÖLÜM
SONUCU GÖRÜLEBİLECEK TEPKİLER Yukarıda sıralanan ölüm
tepkilerini, sadece, aile ve çevresi yaşamaz; Paramedik ve diğer sağlık
personeli de yaşayabilir:
•
Çaresizlik, suçluluk, kızgınlık sıklıkla rastlanılan tepkilerdir. Paramedik bu
gibi durumlarla başa çıkmak için gerçeklerden kaçmak, inkar etmek veya olay
yerini bir an önce terk etmek gibi savunma yöntemlerine baş vurur.
•
Duygusal sarsıntısını önlemek amacıyla bazı Paramedikler olayın tıbbi ve teknik
yönlerini diğer sağlık personeli ile ayrıntılarıyla tartışırken, diğer bazıları
olay ve kişilerle ilgili “hasta şakaları” yapabilirler.
•
Bazıları ise, ani ölümle ilgili trajik olayları tekrar tekrar hatırlayarak,
kabuslar görüp, uyumakta zorlanabilirler
• BU
DUYGU VE DAVRANIŞLAR NORMALDİR.
• Ancak,
profesyonel kişilerin diğer insanlardan farkı, bu tepkilerle başa çıkabilme
becerisine sahip olmasıdır. Ani ölümü takiben bu tepkilerin görülebileceği kabul
edilmeli ve başa çıkabilmek için hazırlıklı olunmalıdır. ANİ ÖLÜMDE MÜDAHALE •
“ÖLÜ” tanısı sadece doktorun dile getirebileceği tanıdır, başka hiç kimse bu
tanıyı koyamaz. •
Kesin ölüm belirtileri olan:
lividite(renk değişimi), rigor mortis (vücudun katılaşması),
çürüme, başın vücuttan ayrılması gibi durumlar varsa yapılacak bir işlem
kalmamış demektir. Ölü, ya ailenin isteğiyle hastaneye götürülür, doktor
tarafından rapor yazılıp morga kaldırılması için. Ya da rapor yazılması için eve
doktor çağırmaları önerisinde bulunabilirsiniz. •
Kesin ölüm belirtileri yoksa ve kişinin henüz öldüğü söyleniyorsa, canlandırma
girişimlerine başlayabilirsiniz. •
Aileyi ve çevrede gereksinim duyan kişileri teselli edin ANİ ÖLÜME MÜDAHALEDE
AİLE İLE İLETİŞİM
• Aile
bireylerinin sorularını mümkün olduğunca doğru cevaplayın. Soruların yanıtını
bilmiyorsanız bunu açıkça söylemekten korkmayın
• Dürüst
olun, hoş olmayan gerçekleri saklama çabasına girmeyin
• Sadece
doğru olduğundan emin olduğunuz bilgileri verin
•
Bilmediğiniz ya da emin olmadığınız konularda tahminde bulunmayın ya da yorum
yapmayın
•
Ailenin duygularına saygılı olun; ölenin yanında olmak ya da ölenle yalnız
kalmak isterlerse bu isteklerini yerine getirmeye çalışın
• Kendi
duygularınızı kontrol edin, bir profesyonel olduğunuzu hiçbir zaman göz ardı
etmeyin. İşinizi serinkanlılıkla ve gerektiği gibi yerine getirirken; aileye
şefkat ve ilgi göstermeyi ihmal etmeyin.
ANİ
BEBEK ÖLÜMÜ SENDROMU Nedeni halen çözülemeyen,
çok üzücü bir ölüm şeklidir. Akşam sapasağlam yatırılan bebeğin, sabah ya da
geceleyin yatağında ölü olarak bulunmasına Ani Bebek Ölümü Sendromu(ABÖS)
denilmektedir. 2.-4. aylarda daha sık görülürken, 6. aydan sonra görülme sıklığı
azalır.12 aylık olana kadar görülen ölümlerin üçte birinden ABÖS sorumludur. Tüm
dünyada görülür ve ölüm nedenleri arasında kazalardan sonra ikinci sırayı alır.
(Türkiye'de maalesef bu konuda yeterli çalışma yapılmadığı için görülme sıklığı
bilinmemektedir.) Ölüm genellikle uykuda ve genellikle de kış aylarında
görülür. Erkek bebeklerde kızlara oranla daha sık görülür
(http://www.populermedikal.com/anibebek.asp). Birkaç neden öne
sürülmüşse de, ABÖS ün gerçek nedeni halen bulunamamıştır. Öne sürülen nedenler:
• Sırt
sütü yatırılan bebek kustuğunda, kusmuğun soluk yolunu tıkaması nedeniyle
boğulması
• Yüz
üstü yatırılan bebek başını kaldıramadığından, yastığa gömülerek soluksuz
kalması sonucu boğulması Öne sürülen bu nedenler
dikkate alınarak, bebeklerin beslendikten sonra sağ yan yatırılması, uyurken de
sırt üstü yatırılması önerilmiş ve bu nedenle olan ölümler azalmıştır. Ancak,
gerçek neden bu olmadığından ABÖS engellenememiştir. •
Aile asla bebeğin öldüğünü kabullenemez, yapabilecek bir şey olmadığından aileye
psikolojik destek sağlanması önemlidir •
Bebek halen sıcaksa, hemen temel yaşam desteğini başlatıp hastaneye nakledin.
AÖBS VE HIRPALAMA
ARASINDAKİ FARKLAR Bazen bebeğin ölümü
şüpheli görünebilir, bu gibi durumlarda ABÖS veya hırpalama arasındaki farkları
araştırmanız gerekir: ABÖS •
Bir yaşın altında genellikle 2-4 ay arasında görülür •
Bebekte herhangi bir yaralanma ya da darp izi yoktur •
Kardeşleri sağlıklıdır •
Aniden ölmüştür HIRPALANMA •
Her yaşta görülür •
Çocukta yara, bere, çürük izleri, sigara izleri, yanık-kırık bulguları olur •
Kardeşleri de sağlıksız görünümdedir •
Ölüm öyküsü tutarlı değildir, şüphelidir
ŞİDDET/SALDIRI VE HIRPALANMA
ŞİDDET YAYGINLIK Saldırı ve Hırpalanmanın
yaygınlık oranının (insidansının) sanıldığından daha fazla olduğu; çünkü,
dövülen kadınların sadece % 10 nun şikayetçi olduğu düşünülüyor. Yine,
1 milyondan
fazla çocuğun hırpalandığı ya da ihmal edildiği sanılıyor. Şiddete maruz kalan
kurbanlar, ya ölüyor ya da bedensel ve duygusal olarak zarar görüyorlar.
• Toplum
tarafından olağan karşılanmasa da, aile içinde şiddet her zaman var olan
bir sorundur, düşük sosyoekonomik çevrelerde daha fazla görülmektedir
•
Birbirine şiddet uygulayan kadın veya erkek, büyük olasılıkla çocuklara da
şiddet uygulamaktadır
•
Sevginin olmadığı aileden gelen hırpalanmış çocuklar, gelecekte şiddet
uygulamaya yatkın kişiler olmaktadır.
•
Aile içi şiddetin özelliği ;
ØDayak
hiç bitmez
Ø
Dayağın sıklığı ve şiddeti gittikçe
artar
Ø
Herhangi bir nedene bağlı olmadan da dayak atılır
Ø
Şiddet çocuklara da yönelebilir Şiddetin Önlenmesi
için: Olayın hemen fark
edilmesi ve sosyal hizmetler desteğinin sağlanması önemlidir. ŞİDDET UYGULAYANLARIN
KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ:
Çok çabuk sinirlenir, her şeye tepesi atar
Kıskançtır, kendine güveni yoktur
Şiddet sonrası, sevgi dolu insan görüntüsüne
bürünebilir
Parası yoktur, bir işte uzun süre çalışamaz,
başı yasalarla sürekli derttedir; benzeri sorunları olabilir
Kendisine yeterli saygısı yoktur
Kendi kendisinden hiç mutlu değildir
Şiddeti ailesinden öğrenmiştir
Çoğu kez şiddet uygulayarak disiplini
sağladığını savunur
Kontrolden çıkmış insan izlenimi yoktur
Farklı seçenekler olabileceğinin farkında
değildir ya da başka ne yapacağını bilmemektedir
Taraflar, çatışmadan nasıl
kaçınabileceklerini bilmediklerinden bu sonuca gitmektedirler
Çoğu, değişmek için kendinde güç bulamadığını
düşünmektedir
Alkol kullanımının şiddeti körüklediği
sanılıyor
% 10 unda akıl hastalığı olduğu saptanmıştır ŞİDDETE
YOL AÇAN NEDENLER
Erkeğin işsiz olması
Erkeğin, son bir yılda yasa dışı
uyuşturucu/ilaç/madde kullanıyor olması
Farklı dinlere sahip olmaları
Ailenin gelirinin yoksulluk sınırının altında
olması
Eşlerin evli olmaması
Çocuklukların da kendilerinin de şiddete
maruz kalması
Erkeğin yüksek tahsilli olmaması
İşsiz olan erkeğin gündelik işlerde çalışması
Erkeğin
18-30
yaş arasında olması
Erkeğin babasının da annesini dövmüş olması ŞİDDETE MARUZ KALAN
KADIN Dayak yiyen (şiddete maruz
kalan) kadın genellikle şikayetçi olmamaktadır, şikayet son seçeneğidir.
Şikayetten kaçınma nedenleri:
Ø
Kendisi için, çocuğu için korkmaktadır
Ø
Kocasının bu davranışını değiştireceğine
inanmaktadır
Ø
Kendi başına yaşayabilecek kadar
ekonomik gücü yoktur
Ø
Kendisine yol gösterecek kimsesi yoktur
Ø
Şikayet edebileceği, gidebileceği bir yer olduğunu bilmemektedir
Ø
Kendi hatası yüzünden dayak yediğini sanmaktadır
Ø
Her şeye rağmen ailesini bir arada tutmak zorunda olduğuna inanmaktadır ŞİDDETE MARUZ KALAN
ERKEK Şiddete maruz kadınlarla
ve çocuklarla sınırlı değildir, erkeklerde şiddete maruz kalırlar.
•
Ancak erkekler için daha utanç verici bir durumdur
•
Erkeklerde kadınlar kadar
etkilenmektedir
•
Bazı psikolojik ve duygusal etkileri : Suçluluk, Kendi kontrolünü kaybetme, Kontrolden çıkma
•
Homoseksüel ilişkilerde, erkekler şiddete maruz kalabilmektedir ŞİDDETE MARUZ
KALANLARIN TEŞHİSİ Oldukça zordur, çünkü;
Yaraların teşhisi güçtür
Kişiler tedavi olmayı reddederler
Göz temasından kaçınırlar
Yaralanmanın ayrıntıları hakkında kaçamak ve
bazen çelişen bilgi verirler
Size yardımcı olabilecek bir ipucu :
“Evde
bazı sorunlar vardı" türü
konuşmalardır ŞİDDETE
MARUZ KALAN KİŞİYE YAKLAŞIM
•
En doğrusu doğrudan sorgulamaktır
•
Yargılayan davranışlardan ya da sorgulamaktan kaçının: “ne
kadar korkunç bir durum!” , “neden
terk etmiyorsun?” gibi
• Kişiye
destek olun, dikkatle dinleyin ve cesaretlendirin
HIRPALAMA ABUSE:
sövgü, küfür, sövüp sayma,suiistimal etmek(fiil), suiistimal(isim), küfür etmek,
çirkin sözler söylemek,kötüye kullanmak, zarar vermek, incitmek, tecavüz
ASSAULT:
aniden ve vahşice saldırmak, ani saldırı, hücum, atak, tecavüz SUİİSTİMAL:
(görevini, yetkisini vb.ni) kötüye kullanmak, yolsuzluk KÖTÜYE KULLANMA
: 1)Yetkisini yasalara aykırı yolda kullanmak. 2)Birinin iyi davranışından
istenilmeyen yolda yararlanmak: "O benim dinlemekteki sabrımı, saflığımı
kötüye kullandı."- H. R. Gürpınar İngilizce kelimelerin
Türkçe karşılıklarını ve bu karşılıklardan en çok kullanılan iki kelimenin TDK
sözlüğüne göre Türkçedeki anlamlarını verdim. Abuse:
sözlük anlamı birçok kavramı birlikte içerdiğinden, genelde kullanılan “kötüye
kullanma” nın da bu kavramlardan sadece birisi olması ve tümünü kapsamaması
nedeniyle, HIRPALAMA kelimesini abuse karşılığında kullanmayı tercih
ettim; çünkü hırpalama hem sözlü hem de bedensel incinmeyi birlikte
kapsamaktadır. Assault
ise acil bakım kaynak kitaplarında genellikle
tecavüzün karşılığında kullanılmıştır. Hırpalama:
dövme/dayak/darp, yakma(kendisini, başkasını, evi vs.), tecavüz etme, cinayet vd
yollarla kişilere zarar verme eylemidir; (şiddet, hırpalamanın bir parçasıdır). •
Genellikle aile içi ilişkilerde daha sık rastlanmaktadır •
Genellikle kadın, çocuk, yaşlı kişiler hırpalanmaya maruz kalmaktaysa da
erkeklerde hırpalanma kurbanı olarak karşınıza çıkabilir •
Hırpalamanın nedeni tam olarak açıklanamamıştır •
Hırpalama bir suçtur •
Bu gibi durumlarda Paramedik, polislerle işbirliği yapmak zorundadır •
Kanıtları korumak zorundadır •
Paramedik acil bakım verdiği hırpalanma olayları nedeniyle mahkemede tanıklık
yapmak zorunda kalabilir; o nedenle, hırpalanma vakalarında raporların yazılı
olarak muhafaza edilmesi zorunludur •
Raporların eksiksiz ve okunaklı olması önemlidir HIRPALANAN KİŞİDE
GÖRÜLEBİLECEK TEPKİLER
KIZGINLIK , ÖFKE
SALDIRGANLIK
KİMSEYE GÜVENMEME, İNANMAMA
İÇE KAPANMA/DEPRESYON
HİSTERİ HIRPALANAN KİŞİDE ACİL
BAKIM Öncelikle kişinin
gereksinimi olan acil bakımı sağlayın :
Soluk yolunun açıklığının ve devamlılığının
sağlanması
Kanamaların durdurulması
Yaraların kapatılması
Varsa kırıkların saptanması ve desteklenmesi
vb gibi Acil Bakım verirken göz
ardı etmemeniz gereken önemli birkaç sorundan biri de kanıt olabilecek her şeyi
korumak ve bu konuda polise yardımcı olmaktır. O nedenle,Tıbbi nedenlerle
gerekmedikçe
Olay yerinde değişiklik yapmayın, hiçbir şeye
dokunmayın
Yaralama amaçlı kullanılmış olan bıçak,
tabanca, kırık şişe vd. malzemelere dokunmaktan kaçının
Hastanın giysilerinin yırtılmış olup
olmadığına dikkat edin ve rapora yazın, giysiyi siz kestiğinizde de neresini
ne kadar kestiğinizi belirtin
Yaralanmaların nerede, ne boyutlarda olduğunu
mutlaka yazın
Yaralar fazlaysa bir liste oluşturun
ÇOCUĞUN HIRPALANMASI Çocuğa yönelen şiddet ya
da hırpalama, son yıllarda giderek artış gösteren ciddi bir sorundur. Tüm
sosyoekonomik seviyelerde görülmektedir.. Genellikle çocuklar,
Ebeveynleri (anne-babası),
Koruyucu aileleri,
Üvey anne-babaları,
Çocuk bakıcıları, tarafından bedensel veya
ruhsal olarak hırpalanmaktadırlar Hırpalanan çocuk; 6 yaşın
altında ise aşırı derecede pasif, 6 yaşın üzerinde ise saldırgan olur Çocuğa yönelik
hırpalama çeşitleri :
Dayak, tekme, tokat atarak bedene zarar
vermek
Çocuğun vücudunda sigara söndürmek; kaynar su
dökerek haşlamak
Cinsel olarak zarar vermek; taciz veya
tecavüz
Çocuğu ihmal etmek İHMAL
•
Bedensel gereksinimlerini karşılamamak:
Ø
Besinini(yemeğini) ihmal etmek
Ø
Barınmasını ihmal etmek (evden
atmak gibi)
Ø
Giyim ihtiyacını karşılamamak
•
Duygusal gereksinimlerini karşılamamak
Ø
İlgilenmemek, kayıtsız kalmak,
umursamamak
Ø
Aşağılamak ÇOCUĞUN
HIRPALANDIĞINA DAİR İPUÇLARI
Çocuktaki yaralar, anlatılan yaralanma
öyküsüne uymaz
Anlatılan yaralanma öyküsü şüphelidir
Çocuk, dayağı hak ettiğini savunabilir
Çocuk çekingendir, konuşmaktan kaçınır
Çocukta eski yaralar, çürükler vardır
Kırıklar olabilir
Aynı çocuk için daha önce de acil bakım
çağrısı yapılmıştır HIRPALANMIŞ ÇOCUKTA
ACİL BAKIM
Çocuğun ihtiyacı olan acil bakımı verin
Şüphelerinizi aileye fark ettirmeden, çocuğun
hastanede tedavi edilmesi konusunda aileyi ikna ederek çocuğu hastaneye
nakletmeye çalışın
Gerektiğinde tıbbi danışma merkezi ile
iletişime geçerek danışın
Çocuğa zarar vermenin suç olduğunu unutmayın
Soğukkanlı bir şekilde mesleğinizin
gereklerini yerine getirmeye çalışın
Aileyi kesinlikle suçlamayın, azarlamayın,
yargılamayın ki çocuğu hastaneye götürebilesiniz YAŞLILARA YÖNELİK
HIRPALAMA Hırpalan yaşlılar
genellikle, bedensel ve zihinsel olarak sorunu olan kişilerdir. Hırpalayan kişiler de
genellikle, geçmişte hırpalanmış kişilerdir Çoğunlukla aile bireyleri
tarafından hırpalanan yaşlılar, yardım isteyecek durumda değildirler Yaşlılar genellikle
aşağıda belirtilen şekillerde hırpalanmaktadırlar:
Bakımının ihmal edilmesi
Dayak, darp
Psikolojik baskı yapılması
Bireysel haklarının baskı altına alınması
Hırsızlığa maruz kalması
Özgürlüğünün kısıtlanması Yol açan nedenler:
Daha uzun süre yaşayacağı beklentisi
Bedensel ve zihinsel sorunların ortaya
çıkması
Uzun ömür yaşayacağı beklentisine karşılık,
birinin bakımına gittikçe daha fazla ihtiyaç duyar hale gelmesi
İş yapma gücünün gittikçe azalması
Yaşlıların bakımı ile ilgili yeterli kurum ve
kuruluşların olmaması
Ekonomik yetersizlikler
Orta yaş grubundaki bakım veren kişinin, hem
yaşlıya hem de çocuğa/bebeğe bakmak zorunda kalmasıyla ortaya çıkan stres
Hırpalayanlar ise;
Yetişkin çocukları, eşi, diğer akrabaları,
torunları, kardeşi, arkadaşı, komşuları, olabilmektedir Yaşlılar sadece aile
ortamında değil kurumsal ortamlarda da hırpalanabilmektedir. Evinde ya da yaşlı
bakım evlerinde görev yapan:
Ücretli bakım veren yardımcılar
Profesyonel meslek grupları (sağlık personeli
vb kuruma bağlı çalışan görevliler)
Yardımcı görevliler, işçiler vb yaşlıları
hırpalayabilmektedirler BAŞTAN AYAĞA MUAYENE Hırpalanmış birine bakım
vermeniz gerektiğinde veya hırpalanma olayından şüphelendiğinizde:
•
Mümkünse iş arkadaşınızla birlikte muayene edin
•
Nazik olun; gerek muayene ederken
gerekse acil bakımı verirken şefkatli yaklaşın
•
Bilgileri rapora olduğu gibi yazın; kişisel algılamalarınızı ve yorumlarınızı
rapora kesinlikle yazmayın
•
Rapor kısa, öz ve okunaklı olmalıdır Hırpalanan kişide
öncelikle en sık görülen aşağıdaki bahsedilen şekillerde oluşmuş, yumuşak doku
yaralanmalarıdır :
Birçok çürük izi ve morluklar
Savunma yaraları
Vücudunu bir çok yerinde çeşitli yaralar
Kalıp şeklinde yaralar (terliğin yaptığı iz
vd gibi)
Isırıklar
Yanıklar, önceden olmuş yanık izleri İkinci olarak en sık
rastlanan sorun ise kırıklardır: kolun veya bacağın döndürülmesi/burkulması
sonucu oluşan kırıklar, kaburga kırıkları, birden çok kırıklar, gibi TECAVÜZ (CİNSEL
SALDIRI) Tecavüz genellikle,
kişinin karşı koymasına rağmen, saldırganın cinsel ilişkiye girmesidir. Cinsel
saldırı kavramı içinde; zorla cinsel ilişkiye girmek, ağız yoluyla veya elle
sarkıntılık da yer almaktadır. Görülme sıklığı:
•
Her geçen gün artmaktadır
•
Kurbanların yaşı 9 ay ile 90 yaş arasında
değişirken; sadece kadınlara yönelik değildir; özellikle homoseksüellerde
erkekler de tecavüze uğramaktadır
•
Kurbanlar
Ø
Saldırı nedeniyle aldıkları
yaralar sonucu ya ölmekte
Ø
Ya da bedensel veya ruhsal olarak
yaralanmaktadır Tecavüz kurbanlarının,
duygusal desteğe olan ihtiyaçları çok fazladır. Onun dışında Paramedik şunlara
dikkat etmelidir:
•
Kişilerin mahremiyetine saygı göstermeli ve onları yabancı bakışlardan
korumalıdır; giysileri parçalanmışsa sarınacak birşeyler verilmelidir
•
Parçalanmış giysiler; yaralar, çürükler ve berelenmeler varsa raporuna
yazmalıdır
•
Bariz kanama olmadıkça genital muayene yapılmamalıdır
•
Erkekseniz ve (varsa) bayan paramediklerden ya da bayan polislerden hastaya
duygusal destek olması açısından yardım isteyin
•
Tecavüze uğramış kişiye, mümkünse vajinal bölgesini yıkamaması, idrar
yapmaması söylenmelidir. Hastanede sperm testi yapılabilmesi açısından bu
önemlidir. Çünkü sperm testi mahkemede kullanılabilecek önemli bir kanıttır
•
Kurbanı eleştirmekten ve suçlamaktan kesinlikle kaçının
•
Hekim muayenesi için her tecavüz kurbanı hastaneye götürülmelidir
•
erhangi bir sorunda mutlaka tıbbi danışma merkezini arayın
PARAMEDİK VE STRES STRES(TDK): Ameliyat
şoku, aşırı yorgunluk, üzüntü, travma, soğuk, heyecan vb. etkenlerin
organizmada, iç organlarda ve metabolizmada oluşturduğu bozuklukların tümü.
Özü itibariyle stresli bir
işte çalışan Paramedik, bu stresten bir şekilde etkilenir :
Her gün yeni ve farklı bir olayla karşılaşır;
bazen ciddi yaralanma ve hastalıklarda yapabileceği bir şey yoktur
Hastanın veya yakınlarının haline ve
sorunlarına üzülebilir
Hastaların, hasta yakınlarının, çevredeki
insanların, toplumdaki diğer bireylerin, meslektaşların, amirlerin yaptığı
haksız (yanlış bilgilenmeye dayanan) eleştiriler… KRONİK STRESİN
BELİRTİ VE BULGULARI
ÇABUK SİNİRLENME
DUYARSIZLIK, HER ŞEYE İLGİSİZ KALMA
SÜREKLİ YORGUNLUK
KENDİSİNE DEĞER VERİLMEDİĞİ İNANCI
UYKU BOZUKLUKLARI
AŞIRI İÇKİ İÇMEK
İLAÇ KULLANMA
SOSYAL ETKİNLİKLERE KATILMAMA
İŞTAH DEĞİŞİKLİKLERİ
İŞİNİ BIRAKMA İSTEĞİ
BEDENSEL YAKINMALAR(baş ağrısı, mide –barsak
şikayetleri gibi)
SABİT FİKİR Bu belirti ve bulgulardan
herhangi birinin ortaya çıkması ve gittikçe olumsuz seyir göstermesi kronik
stresin belirtisi olabilir KRONİK STRESLE
BAŞEDEBİLMEK İÇİN Yardım edilen hastalar
için empati yapmak, üzülmek doğaldır ve yanlış değildir. Ancak, aşırı duygusal
yaklaşım, etkili ve doğru acil bakım vermeyi engelleyebilir. O nedenle, tüm
sağlık personelinde olduğu gibi Paramedik de,
üzüntüyü paylaşmakla duygusal etkilenme
arasındaki dengeyi korumaya çalışmalıdır. İş ve
özel yaşamının etkilenmesine izin vermemelidir. Bunun için:
•
Stresin belirti ve bulgularını kendisinde fark ettiğinde hemen onlarla baş etme
yollarını araştırmalıdır. Yardım alabilmelidir:
Ø
Paramediğin meslektaşlarıyla
konuşarak duygularını paylaşması, bu sorunun ne kadar yaygın olduğunu fark
etmesine ve arkadaşlarının deneyimlerinden yararlanmasını sağlar; bu da
psikolojik olarak rahatlamaya neden olabilir.
Ø
Rahatlama olmadığını fark
ettiğinde stresin daha ciddi sorunlar yaratmasına izin vermemek için, mutlaka
bir hekime başvurmakta yarar vardır. •
Vaktinde önlem alınmadığı takdirde, stresle baş etmeniz imkansızlaşabilir Stresle baş etmek üzere
daha fazla bilgi için bakınız :
http://www.mcaturk.com/stres.htm STRES Yüzyılımızda çok sık
kullanılan stres kelimesi, genellikle olumsuzluğu ifade eden bir kavram olmasına
rağmen yaşamımızın kaçınılmaz bir parçasıdır. 19 yüzyılın ikinci
yarısında fransız fizyolog Claude Bernard, stresi ”organizmanın dengesini bozan
uyaranlar”, belçikalı fizyolog Frederico (1877) ise “organizmanın zararlı
etkenlere karşı gösterdiği tepki” olarak tanımlamışlardır. 1935 yılında Hans
Selye tarafında yapılan stres tanımı “organizmanın her türlü uyarıya verdiği
tepkidir”. Selye, stres konusunda yaptığı çalışmalar nedeniyle, stresin babası
olarak anılmaktadır. Stres, içten veya dış
çevreden kaynaklanan ve vücudun iç dengesini (homeostazisi) bozan ya da bozma
yönünde tehdit oluşturan; gözlenebilir ve kimyasal değişikliklere neden olan
olaylardır. Kavram olarak stres: baskı
yapmak, bastırmak, yüklemek, zorlamak anlamında kullanılmaktadır. DİSTRES ise,
aşırı gerilme anlamında kullanılmaktadır; bazen stresle eş anlamlı olarak da
kullanılabilmektedir. STRESÖRLER Stresör, strese neden olan
veya stresi artıran ya da organizmanın uyumunu sağlayan etkendir; sonuçta bireyi
etkisi altına alır. Organizmada stres, bazı bedensel değişiklikler yaratan
stresörler:
Ø
Fiziksel
etkenler: Yaralanma, yanık, saldırı, radyasyon, x-ray, cerrahi girişim,
anestezi, yetersiz oksijen, sıcak, soğuk vb.
Ø
Kimyasal
etkenler: İlaçlar, hormonlar vb.
Ø
Biyolojik
etkenler: Bakteriler, viruslar, parazitler vb.
Ø
Psikolojik
etkenler: Organ kayıpları(bacağın kesilmesi
vd.), duyu yoksunlukları, evlilik, emeklilik vd.
Ø
Günlük yaşam:
Hava kirliliği, gürültü, beslenme tarzı, vb.
Ø
Fizyolojik
değişimler: Ergenlik, mensturasyon, gebelik, menopoz, andropoz, yaşlılık vb.
Ø
Teknoloji (DİPNOT: Çeşitli stres
kaynaklarını ve onların etki oranlarını gösteren ilginç bir stres çizelgesini
görmek için
tıklayın) ORGANİZMANIN STRESE
VERDİĞİ VERDİĞİ TEPKİLER:
1.
Lokal Adaptasyon Sendromu (LAS):
Organizmanın, stres yaratan etkene, etkilediği yerde verdiği tepkidir. Genel
olarak yaralanmalardaki görülen tepkilerdir. Dokular hasara uğradıklarında,
inflamasyon, rejenerasyon, onarım, dejenerasyon, nekroz, atrofi, hipertrofi,
hiperplazi, metaplazi, neoplazi ve alerji gibi tepkiler verebilirler.
2.
Genel Adaptasyon Sendromu (GAS):
Selye’ye göre, üç dönemden oluşur; 1)Alarm dönemi, 2)Direnç dönemi, 3)Tükenme
dönemi, olmak üzere.
Alarm dönemi, kısa sürer(birkaç dakika ya da
saat gibi). Hayat koruyucu bir dizi tepkilerden oluşur. Bu dönemde, sempatik
sinir sisteminin hakimiyeti vardır.
Direnç döneminde de yine organizmanın strese
karşı koyabilmesi için bir dizi olay gerçekleşir.
Tükenme döneminde, ilk iki dönemdeki olaylar
dizisi sonucunda oluşan enerji bir yere kanalize edilmezse, organizmanın
çalışması zorlanır.
Vücut genellikle, içten ve dıştan gelen
stresörlerle baş etmeye çalışır; ancak bu süreçte içten ve dıştan gelen
tepkilere uyum sağlamada yetersiz kalırsa, bitkinlik ortaya çıkar. Organizmanın
savunması giderek zayıflar; sonuçta bedensel ve duygusal sorunlar görülür.
STRESİN BELİRTİ VE BULGULARI
Ø
Hızlı ve dolgun nabız
Ø
Yüksek kan basıncı
Ø
Hızlı ve derin solunum
Ø
İrileşmiş göz bebekleri(dilate
pupiller), görme keskinliğinde artış
Ø
Kaslar gergindir, titreme(tremor)
oluşur
Ø
Soğuk ve terli cilt
Ø
Ağız ve dudaklarda kuruluk,
susama
Ø
Vücut ısısında artış
Ø
Huzursuzluk, tetikte olmak
Ø
Uyku bozuklukları
Ø
Kan şekerinde yükselme, glikozüri
Ø
Uzun süreli streste: idrar
miktarında azalma, idrar yoğunluğunda artma, serumdaki sodyum ve klor miktarının
artması-potasyum miktarının azalması, lenfosit-eozinofil-bazofillerin azalması,
kilo kaybı oluşabilir.
Vücudun Strese Karşı Gösterdiği Fizyolojik Tepki Duyu organlarından gelen
sinir demetleri, talamusta
birleşir. Talamus, bir tehlike uyarısı geldiği zaman, (korku merkezi olan)
amigdalayı ve stres tepkisini hareket geçiren beyin sapını etkinleştirir. Beyin sapı,
bütün organlara, kaslara ve damarlara bilgi taşıyan sempatik sinir sistemini
uyarır. Çok kısa bir süre sonra sinir uçlarından; kimi sistemlerin çalışmasını
hızlandırırken, kimi sistemlerin çalışmasını yavaşlatan noradrenalin hormonu
"salgılanmaya" başlar. Böbreküstü
bezinden, kortizol benzeri stres
hormonları salgılanır. Sempatik sinir sisteminin uyarısıyla, böbreküstü
bezindeki adrenal medulla bölgesi, adrenalin ve noradrenalin hormonlarını
salgılamaya başlar. Bu hormonlar, beden hücrelerindeki "alfa" ve "beta" olarak
adlandırılan iki farklı alıcıya bağlanırlar. Organlardaki bu farklı alıcılara
bağlanan hormonlar, organın etkinliğini azaltırlar ya da artırırlar. Sinir sistemi ile
organlar arasında işbirliği sağlayan
hipotalamusun
uyarılmasıyla, stres tepkisinin en önemli bölümü başlar. Hipotalamustaki sinir
hücreleri, "Kortikotropin Salgılayıcı Faktör" adı verilen hormonu
(corticotrophinreleasingfactor, kısaca CRF) salgılar. CRF, kan yoluyla
hipofiz
bezine taşınır; buradan çıkan uyarıcı
hormonlar yine, kan yoluyla böbreküstü bezlerine giderler ve daha fazla
kortizol üretimi için burayı uyarırlar. Kortizolun kandaki miktarı, belli bir
düzeye ulaştığında; CRF üretimini durdurması için hipotalamus uyarılır. CRF
üretimi durunca, kandaki kortizol miktarı da azalır. Bir süre sonra
noradrenalin düzeyi de düşer; böylece gerilen beden rahatlar. Adrenalin ve
noradrenalinin, mide ve kalp gibi düz
kaslardan oluşan organlara etki edebilmesi için kanda kortizol olması gerekir;
sadece kortizol ile birlikte etki edebilirler. Stres hormonları, organları
ileri derecede uyarılmış halde tutarlar: kalp atışı hızlanır, beyne,
akciğerlere, karaciğere, kalbe daha fazla kan gider. İnsülin salgısı
etkilenir, kandaki şeker miktarı normalin üstüne çıkar; bu şekilde beyne
enerji desteği sağlanır. Stres tepkisinde, kaslar şeker yerine yağ depolarını
yakmaya başlarlar. Sindirim sistemindeki organların enerji gereksinimleri
düşer. Açlık, susuzluk ve cinsellik dürtüleri bastırılır. Akut stres, bağışıklık
sistemindeki fagositleri (yutar hücreleri) etkinleştirir. Sitokinlerin
(bağışıklık sistemi hücreleri arasında aracılık yapan hücrelerin) etkisi
noradrenalinle güçlenir. 30-60 dakika sonra kortizolün etkisiyle tekrar
frenlenir. (http://www.denizce.com/stres.asp)
Mecazi anlamı: Bir
toplumun, bir kuruluşun veya bir kimsenin yaşamında görülen güç dönem; bunalım,
buhran.
Burada ele almadığımız, toplu gösteriler / toplantılar sonucunda ortaya çıkan
kargaşalar ve kavgalar, sosyal bunalım çeşididir. Kargaşa nedeniyle bir çok kişi
bedensel ve duygusal olarak zarar görebilmektedir ve Paramediğin de bu
durumlarda acil bakım vermesi beklenmektedir. Toplulukta müdahaleler, çok
kişinin etkilenmesi nedeniyle, triaj bahsinde ele alınacaktır.
Başa Dön