GÖĞÜS ACİLLERİ
GİRİŞ
Göğüs acilleri, göğüs (toraks) boşluğundaki bütün organları (akciğer, kalp, soluk borusu, yemek borusu, büyük damarlar) kapsar. Tıbbi ve yaralanmaya bağlı olarak iki şekilde karşımıza çıkabilir. Bu bölümde önemli etkilenmeler ve bunların acil bakımı kısaca özetlenmiştir. Akciğer ve soluk borusu ile ilgili sorunlara solunum acillerinde kısmen değinilmiştir. Bilgileri bütünleştirmek üzere her iki taraftan da okumanızda yarar var.
DİSPNE
Dispne:
nefes darlığı, solunum güçlüğü, solunum sıkıntısı, nefes alırken zorlanma, kesik
kesik nefes alma anlamına gelmektedir. AKCİĞERLERİN
İŞLEVLERİ
Ø İnspriumla alınan havadaki
oksijenin kana geçişini sağlar
Ø Kandaki karbondioksitin ise
ekspriumla havaya geçişini sağlar
Ø Akciğerlerin bu işlevleri yerine
getirebilmesi için;
F
temiz havaya,
F
hasarsız alveollere,
F
sorunsuz pulmoner dolaşıma,
gereksinimi vardır AKCİĞERLERİN
İŞLEVLERİNİ BOZAN SORUNLAR
Ø Pulmoner damarlar
ile alveoller arasında sıvı birikimi ya da enfeksiyon olması nedeniyle, fiziksel
olarak birbirleriyle temasın engellenmesi
Ø Alveollerin fiziksel
olarak zarar görmesi
Ø Soluk yolunda
herhangi bir tıkanma (obstrüksiyon)
olması SOLUNUMUN
GERÇEKLEŞMESİ
Solunumun hızını ve derinliğini belirleyen en
önemli iki etken; arteryel kandaki karbondioksit ve oksijen miktarlarıdır.
Ancak, karbondioksit miktarının daha hassas ve etkili olduğu bilinmektedir. Arteryel Kan Gazında
Solunumun hızı ve derinliği CO2 arttığında à artar
CO2 azaldığında à
azalır
O2 arttığında
à
azalır
O2 azaldığında à artar KARBONDİOKSİT
NARKOZU Kronik obstrüktif akciğer
hastalığında(KOAH); çeşitli nedenlerle, yeterli oksijen sağlanamadığından
arteryel kandaki karbondioksit seviyesi sürekli yüksektir. Bu nedenle, normalde
solunumun gerçekleşmesini sağlayan CO2 ve O2 mekanizmaları
devre dışı kalır; diğer bir ifadeyle, KOAH da artan CO2
solunumu uyarmaz onun yerine kandaki düşük O2 miktarı solunumu
uyarır. Arteryel kandaki oksijen miktarı düştüğünde beyindeki solunum
merkezi uyarılır ve solunumun hızı ile derinliği artar. Solunumun stimulasyonu
hipoksiye bağlıdır; bu olaya CO2 narkozu denilmektedir.
DİKKATİNİZE !!!
KOAH olanlarda, yüksek yoğunlukta
oksijen verildiğinde, solunumu uyarıcı mekanizma olan oksijen düşüklüğü ortadan
kaldırılacağı için solunum baskılanarak durabilir. KOAH olanlarda, oksijen,
gereksinime göre düşük (%40-50) ya da orta(%50-60) yoğunlukta verilir. Hastanın
ciddi solunum sıkıntısı varsa ve yüksek yoğunlukta oksijen verilmesi
gerekiyorsa, hasta sürekli gözlenir ve entübasyona hazırlıklı olunur. DİSPNENİN NEDENLERİ
F
Üst ya da alt soluk yollarında
enfeksiyon
F
Akut akciğer ödemi
F
KOAH
F
Astım, alerjik reaksiyon,
anaflaktik şok
F
Soluk yolu tıkanmaları
F
Pulmoner emboli
F
Hiperventilasyon SOLUNUM GÜÇLÜĞÜNE
NEDEN OLAN ENFEKSİYONLAR
Ø Viral kaynaklı üst solunum yolu
enfeksiyonları(ÜSYE), grip
Ø Difteri
Ø Epiglottit
Ø Krup
Ø Pnömöni ENFEKSİYONA BAĞLI
OLUŞAN DİSPNEDE ACİL BAKIM
Ø Oksijen desteği (ısıtılmış,
nemli)
Ø Hasta yutkunamıyorsa, dikkatli,
nazik ve sık aspirasyon
Ø Acilen hastaneye nakledilir PULMONER ÖDEM
(AKUT AKCİĞER ÖDEMİ)
Başa Dön
Akciğer dokusunda değişik nedenlerden dolayı sıvı toplanması olayıdır. Sıvı nedeniyle alveoller ile kapillerler arasındaki gaz değişimi engellenir. Kandaki oksijen miktarı azalıp, karbondioksit miktarı arttığından solunum uyarılır, ancak sıvı nedeniyle çaba sonuçsuz kaldığı için solunum güçlüğü ortaya çıkar.
YOL AÇAN NEDENLER
Ø AMI
Ø Toksik gazların inhalasyonu
Ø Boğulmalar
Ø Toraksta oluşan ciddi yaralanma
PULMONER ÖDEME BAĞLI DİSPNEDE ACİL BAKIM
Ø Yüksek yoğunlukta ve tercihen nemli oksijen desteği
Ø Rahat ettiği pozsiyonu almasına olanak tanıyın (hastalar çoğunlukla daha rahat solunum nedeniyle ortopne/oturur pozisyonu tercih ederler)
Ø AMI belirti ve bulguları varsa, uygun acil bakımı verin
Ø Acilen hastaneye nakledin
KOAH (KRONİK OBSTRÜKTİF AKCİĞER HASTALIĞI)
KOAH, tekrarlayan enfeksiyonlar ya da tahriş edici etkenlerin solunması (inhalasyonu) sonucunda; soluk yollarının, alveollerin ve pulmoner kan damarlarının yavaş yavaş hasar görmesiyle oluşan bir kronik hastalıktır. Nedenleri; sigara, endüstriyel gazlar ve tekrarlayan pnömoni ataklarıdır
BELİRTİ VE BULGULARI
Hastalar, genellikle yaşlı, zayıf, fıçı göğüslü ve sigara içen kişilerdir
Ø Kısa, kesik solunum
Ø Takipne(30↑, çok hızlı ve yüzeysel solunum) ya da bradipne (10↓, yavaş ve yüzeysel solunum)
Ø Dispne arttıkça bilinç düzeyinde bozulma
Ø Taşikardi
Ø Wheezing(ıslık sesi), ronkus(hırıltı)
Ø Sarı, yeşil balgam
Ø Normal kan basıncı
Ø Soğuk algınlığı öyküsü
KOAH’a BAĞLI DİSPNEDE ACİL BAKIM
Ø Hastaya güven verilmesi önemlidir
Ø Oksijen tercihen Venturi maske ile verilmelidir
Ø Her 5 dakikada bir sonucun ve vitallerin izlenmesi ve kaydedilmesi gerekir
Ø Gereksinim halinde, hastanın kendi bronkodilatatör etkili ilacı varsa ondan yoksa Ventolin ‘den 2 sıkımlık verilir
Ø Acilen hastaneye nakledilmelidir
KOAH ‘da OKSİJEN TEDAVİSİ
Hafif belirtilerde:
- normal vital bulgular
- cümle kurarak konuşabilme ® 2-4 litre/dakika oksijen, nazal kanül ile
- solunum seslerinin iyi olması
Orta şiddetli belirtilerde:
- solunum sayısı dakikada 24 ün altında
- kısa cümle kurabilme ® % 50 yoğunlukta oksijen, venturi maske veya eşdeğeri ile
- solunum seslerinde azalma
Çok şiddetli KOAH belirtilerinde:
- solunum sayısı dakikada 24 ün üstünde
- güçlükle konuşma ® 8-15 litre/dakika oksijen, geridönüşsüz torbalı maske ile
- bilinç düzeyinde değişmeler
- solunum seslerinde duracak kadar azalma (solunum durmasına karşı hazırlıklı olun)
ASTIM
Hastanın duyarlı olduğu
(alerjik) bir maddeye gösterdiği tepki(reaksiyon) nedeniyle soluk yolunda oluşan
kasılma(spazm) ve mukus salgılanmasında(sekresyonunda) artma olayıdır. Atak
halinde ortaya çıkar. Ataklar arasında hasta normaldir. En şiddetli tepki
anaflaktik şoktur. Atak:
bir etkene bağlı olarak hastalığın tüm belirti ve bulgularının birden
bire ortaya çıkması ve etkenin etkisi geçtiğinde hastanın düzelmesi
durumudur BELİRTİ VE BULGULAR
Ø Endişe, korku,belirgin distress
Ø Şiddetli dispne, ekspiratuar
wheezing (soluk verirken duyulan ıslık sesi)
Ø Nabız ve kan basıncı genellikle
normal sınırlardadır
Ø Aralıklı ataklar halinde
tekrarlar; ataklar arasında kişi normal yaşamını sürdürür atakla ilgili sürekli
bir sorunu yoktur
Ø Olayın öyküsünde sigara dumanı,
iritan gaz (parfüm, oda sprayi, boya vb olabilir) inhalasyonu, şüpheli yiyecek
/içecek, enjeksiyon ya da böcek sokması vardır. ASTIM’a BAĞLI DİSPNEDE
ACİL BAKIM
Ø
Hastayla iletişim kurarak ve
profesyonelce davranarak güven vererek, sakinleşmesini sağlamak
Ø
Yüksek yoğunlukta(% 90) oksijen
desteği (nemli)
Ø Rahat ettiği pozisyonu almasına
olanak sağlamak (genelde oturur pozisyonu tercih ederler)
Ø Hastanın atak halinde kullandığı
ilaçlarını almasına yardımcı olmak
Ø Anaflaktik şokta anaflaktik
tedavi uygulamak
Ø Yaşamsal bulguların sık
değerlendirilmesi ve kaydı
Ø Acilen hastaneye nakil
YARALANMA OLMAKSIZIN (NONTRAVMATİK), DİSPNEYE NEDEN OLAN SOLUK YOLU OBSTRÜKSİYONLARI
Ø Epiglottit
Ø Krup
Ø Difteri
Ø ÜSYE
Ø Kan pıhtısı
Ø Yiyecekler
Ø Kusmuk
Ø Larinks tümörü
Ø Farinks tümörü
Ø Dil ya da farinks (flaccid)
Ø Ağızdaki yabancı cisim
Ø Baş pozisyonu (bilinçsiz hastada)
ACİL BAKIM
Ø Yüksek yoğunlukta oksijen desteği (nemli, ısıtılmış)
Ø Öyküye ve hastanın gereksinimine yönelik acil bakım (başa pozisyon vermek, yabancı cismi uzaklaştırmak, entübe etmek, airway takmak, aspire etmek vs)
Ø Acil transport
PULMONER EMBOLİ
Emboli, dolaşım sisteminde
oluştuğu yerden başka bir yere giderek yerleşen ve tıkanmaya neden olan pıhtı,
hava, yağ veya aterom plağıdır(daha fazla bilgi için bakınız "solunum acilleri") Emboli, arteriyel ya da
venöz olabilir. Obstrüksiyonun distalinde dolaşım (doku perfüzyonu) bozulur. Hareketli, sağlıklı
kişilerde nadiren görülür. Özellikle uzun yatak istirahati gerektiren
durumlarda, femur kırıklarında, doğumlarda görülür. Pulmoner emboli,
genelde bacak, baldır ve pelvisteki uzun venlerde oluşan
kan pıhtısının sağ
kalbe, oradan da pulmoner artere girmesiyle oluşur. Akciğerde dolaşımın
bozulmasına ve göllenmeye neden olur BELİRTİ VE BULGULAR
Ø Plöretik Ağrı (solunumla artan
ağrı)
Ø Hemoptizi (kanlı köpüklü balgam)
Ø Taşipne
Ø Siyanoz
Ø paCO2 düşer
Ø Ani ölüm PULMONER EMBOLİYE BAĞLI
DİSPNEDE ACİL BAKIM
Ø Yüksek yoğunlukta oksijen desteği
Ø Rahat ettiği pozisyon
Ø Sekresyonların temizliği
Ø TYD için hazırlıklı olmak
Ø En kısa zamanda Acil servise
nakletmek
Başa Dön
HİPERVENTİLASYON
Solunumun derinliğinin ve
hızının artması olayıdır.
Ø Kandaki CO2 düzeyi
düşer ve pH yükselir (alkaloz)
Ø En iyi bilinen nedeni :
Psikolojik strestir
Ø Pulmoner emboli ya da asidoz
sonucu da oluşabilir BEİRTİ VE BULGULAR
Ø Çok hızlı ve derin
solunum
Ø Korku, endişe
Ø Baş ağrısı, baş dönmesi,
halsizlik
Ø El (eldiven giymiş gibi) ve
ayaklarda(çorap giymiş gibi) karıncalanma, uyuşukluk
Ø Taşikardi
Ø Normal kan basıncı
Ø Batıcı göğüs ağrısı
Ø Travma ya da hastalık bulgusu
yoktur HİPERVENTİLASYONDA ACİL
BAKIM
Ø Hemen fark edilmesi, hastanın
bilinci kapanmadan (senkop gelişmeden) önce düzeltilmesi açısından önemlidir
Ø Fark edildiği an :
hastaya
plastik ya da kağıt torba verilir, ağzını iyice torbaya dayaması sağlanır, “sadece
torbanın içine soluk verip alması” istenir.
Ø Hastaneye nakledilir KALP HASTALIKLARI
MYOKARD Myokard, kalbin
kas
tabakasıdır. Kasılıp gevşeyerek kalpteki kanın damarlara pompalanmasını ve kalbe
geri dönüşünü sağlar. Kalbin sürekli çalışabilmesi için myokardın
gereksinimleri:
Ø
Oksijen ile şekerin sürekli ve
düzenli olarak kendisine ulaşması
Ø İhtiyacı arttığında, artan oranda
oksijen ve şeker gereksiniminin karşılanabilmesi
Ø İhtiyaca
göre kan akımını değiştirebilmek amacıyla koroner arterlerin gevşeme ya da
kasılma yeteneği Myokardın iş yükünün
artması durumunda oksijen gereksinimi de artar. Koroner arterlerin dilatasyonu
ve kalp hızının artması ile gereksinim duyulan oksijen miktarı sağlanmış olur
Başa Dön
ARTERİYOSKLEROZ
Kolesterol ve benzeri
yağlar, arter duvarında birikir. Sürekli birikim sonucunda damarların genişleme
yeteneği bozulur ve damar çeperi daralır. Hatta bazen bu birikim sonucunda damar
tümüyle tıkanabilir. Bu birikim nedeniyle bozulan damarda arteriosklerozdan söz
edilir.
Arteriyoskleroz, vücuttaki tüm arterlerde görülebilir. Buna bağlı oluşan
Koroner Arter Hastalığı nedeniyle ölüm oranının yılda 700.000 kişinin üzerinde
olduğu sanılıyor. En sık 40 -74 yaşları arasında görülmektedir ARTERİOSKLEROZA
NEDEN OLAN ETKENLER ÖNLEM ALINARAK
ENGELLENEBİLEN ETKENLER
F
Sigara içme alışkanlığı
F
Hipertansiyon
F
Yüksek kan kolesterol düzeyi
F
Şişmanlık
F
Hareketsizlik
F
Kişilik özellikler ÖNLEM ALINAMAYAN
ETKENLER
F
Yaş
F
Cinsiyet
F
Kalıtım
F
Diabet gibi hastalıklar ANGİNA
PECTORİS
Kalp kasının artan oksijen ihtiyacının karşılanamaması sonucu ortaya çıkan yakınmalar zinciridir. Kalp kasında kalıcı hasar oluşturmaz. Göğüs ağrısı en önemli belirtisidir. Anjina Pektoriste görülen ağrıya anjinal ağrı denilmektedir.
ANJİNAL AĞRININ ÖZELLİKLERİ :
P ® Artıran/tetikleyen etkenler: normalde olduğundan fazla hareket veya iş yapma,
stres, ağır yemek, aşırı sevinç/üzüntü/korku/endişe, aşırı sıcak ya da soğuk
® Azaltan/ağrıyı hafifleten etkenler: dinlenme
Q ® Sıkıştırıcı, baskılayıcı tarzda bir ağrı
R ® Ağrının yeri : substernal (sternumun alt kısmında)
® Ağrının yayılımı: Sol omuz, kol, çene, epigastrium
S ® Hafiften orta şiddete kadar değişebilir
T ® 5-10 dakika sürebilir
Ağrıya eşlik eden semptomlar : Bulantı, solunum güçlüğü(dispne), aşırı terleme
Ø Bazen(özellikle yaşlı ve diyabetik kişilerde) göğüste ağrı olmadan ancak göğüste ezilme-sıkışma hissi, dispne ve hatta aşırı terleme ile de görülebilir.
Ø Bazen, Safra kesesi hastalığı ve hazımsızlık ile karıştırılabilmektedir
ACİL BAKIM
Ø Anjinal ağrısı olan hasta öncelikle, hem bedensel hem de ruhsal yönden dinlenebileceği bir yere alınmalıdır. Böylece kalbin oksijen gereksinimi aza indirilmiş olacak ve hasta kısmen rahatlayacaktır
Ø Yüksek yoğunlukta (% 90, torbalı geridönüşsüz maske ile) oksijen başlanmalıdır
Ø Dilaltı nitrogliserin (tablet veya spray şeklinde olabilir) verilir. Türkiye’de kullanılan nitrogliserin “İsordil, 5 mg” dır. Nitrogliserin, kalbin yükünü hafifletip oksijen gereksinimini azaltırken, koroner arterleri genişleterek daha fazla kanlanmasını sağlar. Hastanın ağrısı bu şekilde hafifler. Bazen tek doz yetersiz kalabilir, bu durumda 5 dakika arayla doz 3 kereye kadar tekrarlanabilir; ilaç kan basıncını düşürdüğünden hastanın kan basıncı düşükse verilmemelidir
Ø Damar yolu açılarak, DAKŞ sıvı başlanmalıdır
Ø Hasta monitöre bağlanarak hastaneye nakledilmelidir
NİTROGLİSERİN
Türkiye’ de anjinal ağrılarda dilaltı olarak halen 5 mg’lık İsordil kullanılırken, yurt dışında tablet veya spray şeklinde 0.4 mg lık dilaltı nitrogliserin kullanılmaktadır
F Etkisi : Düz kasları gevşeten, çabuk etkisi ile kalbin iş yükünü hafifletir ve koroner arterlerin dilatasyonunu sağlayarak iskemik dokunun beslenmesini sağlar. Ağrı iki dakika içinde hafifleyebilir
F Yan etkileri: baş ağrısı, kan basıncında düşme
F Kullanılması önerilmeyen durum: Hastanın kafaiçi basıncının arttığı durumlardır
MYOKARD İNFARKTÜSÜ
Myokard infarktüsü,
koroner arterlerde oluşan bir tıkanıklık
nedeniyle kalp kasının
iskemiye
bağlı
ölümü olarak tanımlanmaktadır. Myokard İnfarktüsüne bağlı olarak ortaya
çıkabilecek sonuçlar:
Ø Aritmi ve ani ölüm
Ø Akut konjestif kalp yetmezliği
Ø Kardiyojenik
şok KALBİN ÇALIŞMA
DÜZENİNDEKİ BOZUKLUKLAR (KARDİYAK ARİTMİLER) Kanın pompalanmasını
etkileyen, atım hızı ve atım düzenindeki ani bozukluktur. Kalp hastalarının %
90’ında görülür.
Ø AMI sonrasındaki bir saat içinde
en sık görülen fibrilasyondur
Ø AMI geçiren hastaların % 40’ı
hastane öncesi akut gelişen aritmiler ve asistoli nedeniyle ölmektedir
Ø Kardiyak aritmilerde TYD yaşam
kurtarabilir ARİTMİLERLE İLGİLİ
TANIMLAR Aritmi:
Düzenin bozulması, düzenin
olmamasıdır Taşikardi:
Kalp hızı dakikada 100 ün üzerindedir, ancak ritim düzenlidir Bradikardi:
Kalp hızı dakikada 60 ın altındadır, ancak ritim düzenlidir Atrial Flutter:
Atrial hız çok fazladır (300
atım/dakika) ventrikül vurusuyla ilişkilidir Atrial Fibrilasyon:
Düzensizdir, atrial titreşimdir
(350-750atım/dakika) Ventriküler
Taşikardi:
Düzenli bir ritim içinde düzensiz ventriküler
vurular şeklindedir, 100-250 atım/dakikadır Ventriküler
Fibrilasyon:
Düzensiz ventriküler titreşimdir
AKUT MYOKARD İNFARKTI (AMI)
BELİRTİ VE BULGULAR :
Ø Endişelidir, ölüm korkusu vardır, her an ölecekmiş gibi hisseder
Ø Nefes alamama hissi; hızlı ve yüzeysel solunum
Ø Şiddetli göğüs ağrısı
Ø Ani başlayan halsizlik, bulantı ya da aşırı terleme
Ø Senkopa yol açabilen aritmiler
Ø Ani başlayan akciğer ödemi (pembe köpüklü balgam çıkarma, akciğer seslerini duyamama)
Ø Şok bulguları; mukozalarda siyanoz, soğuk, soluk, ıslak cilt
Ø Ani ölüm (%40)
AMI nde GÖĞÜS AĞRISININ ÖZELLİKLERİ :
P ® Azaltan artıran etkenler : yoktur. İstirahat halindeyken ya da uykudayken başlar; istirahat ya da nitratla geçmez
Q ® Niteliği: Ezilme, baskı ya da ağırlık hissi şeklindedir
R ® Yeri: Substernal bölgede hissedilir
® Yayılımı: Çeneye, sol kol ve omuza, her iki kola ya da epigastrik bölgeye yayılabilir
S ® Şiddeti : Ölüm korkusu oluşturacak kadar şiddetlidir
T ® Süresi : Genellikle 30 dakikadan uzun sürer
AKUT MYOKARD İNFARKTI (AMI) GEÇİREN HASTADA
Ø Kardiyak aritmiyi hissetme (çarpıntı)
Ø Aniden oluşan bilinç kaybı (senkop)
Ø Aşırı halsizlikle birlikte kardiyojenik şok
Ø Akut sol kalp yetmezliği ve buna bağlı olarak ortaya çıkan
¨Akciğer ödemi
¨Dispne
¨Pembe köpüklü balgam, görülebilir.
ACİL BAKIM (Bilinçli Hastada)
Ø Ölüm endişesini azaltacak şekilde iletişim kurmak ve profesyonel yaklaşımla güven vererek rahatlamasını sağlamak
Ø Yüksek yoğunlukta (% 90-99, torbalı GDM ile) oksijen vermek
Ø Rahat edeceği pozisyonu almasına olanak sağlamak
Ø Yaşam bulgularını değerlendirip kaydetmek ve monitörize etmek
Ø ONAM (oksijen, nitrat, aspirin, morfin) uygulamak
Ø En kısa zamanda hastaneye ulaştırmak
AMI ‘NDA ACİL BAKIM (Bilinçsiz Hastada)
Temel Yaşam Desteğini başlat :
Ø Soluk yolunun açıklığını sağlamak üzere entübe et
Ø Yüksek yoğunlukta (% 99) oksijen bağla
Ø TYD uygulamasını hastaneye kadar sürdür
Ø Mümkünse çift damar yolu aç ve DAKŞ sıvı başlat
Ø Gerekiyorsa ve olanak varsa, İleri Yaşam Desteğine başla
Ø En kısa zamanda acil servise naklet
GÖLLENMEYE BAĞLI(KONJESTİF) KALP YETMEZLİĞİ (KKY)
AMI sonrası, ilk birkaç
saat ya da birkaç gün içinde, Myokard kasında iskemiye bağlı oluşan hasar;
Ø
Kalbin pompalama işlevini
kısıtlar ve kan kalpte göllenir Fkonjestif
kalp yetmezliği meydana gelir
Ø Kalbe
geri dönemeyen kan, akciğerlerde göllenmeye ve sıvı birikimine neden olur
F
pulmoner ödem meydana gelir
Ø Hastada dispneye ve köpüklü kanlı
balgama yol açar
Ø Özellikle bacak ve ayaklarda
olmak üzere yaygın ödem gelişir İskemi:
Kan akımı kesildiğinde, dokunun/hücrenin kanlanamaması nedeniyle ortaya çıkan
beslenme bozukluğuna bağlı oluşan hasardır, uzun sürdüğü takdirde dokuda/hücrede
ölüm gelişebilir: beyin hücresinde 10 dakika, kas hücrelerinde iki saat
sonrasında olduğu gibi) KARDİYOJENİK ŞOK AMI sonrası ilk 24 saat
içinde görülen erken komplikasyondur.
Kardiyojenik şokun gelişmesi, kalbin,
normal sistemik kan basıncını dengeleyemeyecek kadar zarar görmesi demektir. Tüm
vücutta doku perfüzyonu bozulur ve ölümle sonuçlanabilir.
KRONİK KKY Kalbin pompalama işlevinde
kademeli olarak bozulma meydana gelir; kardiyak out – put azalır
Ø Pulmoner ödem
Ø Özellikle bacak ve ayakta
belirgin olan, yaygın ödem
Ø Taşikardi
Ø Kalpte büyüme, görülebilir BELİRTİ VE BULGULAR
Ø Ajitasyon
Ø Hızlı ve yüzeysel solunum
Ø Akciğerlerde ral, wheezing
Ø Solunum, otururken daha rahattır
Ø Taşikardi
Ø Normal ya da hafif yüksek kan
basıncı
Ø Ayaklarda ve bacaklarda şişlik
Ø Boyun venlerinde dolgunluk
(jugular venlerde distansiyon,JVD) ACİL BAKIM
Ø AMI ile birlikte görülürse, AMI
tedavisi ile aynıdır
Ø Yüksek yoğunlukta oksijen
verilmelidir
Ø Otururken rahat edeceğinden,
hasta bu pozisyonu tercih edecektir
Ø Hasta ile iletişim kurularak
güven verilmesi önemlidir
Ø Acil transport BY- PASS AMELİYATI
SONRASI ANGİNA YA DA AMI Koroner arter by-pass
ameliyatını takiben angina ya da AMI geçiren hastalar diğer anjina ya da AMI
hastaları gibi tedavi edilirler KARDİYAK PACEMAKER Kardiyak pacemaker (kalp
pili) : İntrensek elekriksel ileti sistemi bozulmuş olan kalbe, normal hız ve ritimde
uyarı oluşturmak amacıyla yerleştirilir. PACEMAKER YETERSİZLİĞİ Yavaş, aritmik nabız
oluşur.
Ø Pilin yetersizliğinden ve telde
oluşan kırılmalardan kaynaklanabilir
Ø Sorunun giderilmesi için hastanın
hastaneye yatırılması gerekebilir
Ø Hastane öncesi hastanın
gereksinimi doğrultusunda acil bakım verilerek hastaneye ulaştırılır.
Ø Burada iyi öykü alınması
önemlidir, yanlış tedaviyi önler GÖĞÜS YARALANMALARI
Çok önemlidir, çünkü
göğüs
yaralanmalarında;
v Kalp, akciğerler, büyük damarlar
ya da soluk yolu zarar görebilir
v Solunum ve dolaşım etkilenir
v Vücut oksijen depolayamaz; beyin
hasarı oluşabilir
v Aşırı kanama olabilir GÖĞÜS YARALANMALARININ
SINIFLANDIRILMASI Açık Yaralanmalar
: kaburga kırığı, kurşun, bıçak gibi
delici nesnelerle oluşan DELİCİ (Penetran) yaralanmalar Kapalı Yaralanmalar:
doğrudan gelen darbe veya basınç altında kalma sonucu oluşan KÜNT
yaralanmalar BELİRTİ VE BULGULAR
Ø Yaralanan bölgede ağrı
Ø Plevratik ağrı (nefes
almayla/göğüs hareketiyle artan ağrı)
Ø Solunum güçlüğü (dispne, nefes
alırken zorlanmak)
Ø Göğsün nefes alırken
genişleyememesi
Ø Öksürmeyle kan gelmesi
(hemoptizi)
Ø Hızlı ve zayıf nabız;
hipotansiyon; mukozalarda ve tırnaklarda siyanoz
Ø Jugular venlerde dolgunluk
Ø Basınçlı / tansiyon pnömotoraks
gelişmişse, soluk borusunun yana kayması (trakeal deviasyon)
Ø Etkilenen taraftaki akciğer
sesleri azalabilir veya hiç duyulamayabilir GÖĞÜS YARALANMALARINDA
GENEL ACİL BAKIM İLKELERİ
Ø Soluk yolunun açık olmasını ve
açık kalmasını sağlamak : gereksinim doğrultusunda aspirasyon, oral/nazal
airway, entübasyon vb.
Ø Solunumu desteklemek : göğüs
hareketleri veya derinliği yetersizse otomatik ventilatör, demand valve
resüsitatör vb; yoksa ambu bag valve maske kullanarak
Ø Oksijen vermek : geridönüşsüz
torbalı maske ile yüksek yoğunlukta 8-10 litre/dakika (% 80-90)
Ø Dış kanamaları doğrudan basınçla
durdurmak
Ø Açık yaraları steril pansumanla
kapatmak
Ø Emici yaraları hava girmeyecek
şekilde kapatmak : bunun için en uygun malzeme
temiz plastik torbadır. Bir
köşesi açık kalacak şekilde vücuda flasterle tutturulur
Ø Yabancı cisimleri (bıçak vb)
sabitlemek
Ø Uygun pozisyon vererek en kısa
zamanda hastaneye ulaştırmak İLK DEĞERLENDİRMEDE
İZLENECEK ADIMLAR
Ø Soluk yolunun açıklığını ve
açıklığın devamlılığını sağlamak
Ø Solunumu desteklemek
Ø Kanamaları durdurmak
Ø Yaşamsal bulguları sık
değerlendirmek ve kaydetmek
Ø Yaraları kapatmak
Ø Verilen acil bakımın sonuçlarını
değerlendirmek
Ø Acilen hastaneye nakletmek KABURGA
(KOSTA) KIRIKLARI
Başa Dön
Sebebi : Doğrudan darbe veya basınç
Başlıca belirtisi : Solunum ya da hareketle artan ağrı
En fazla oluştuğu bölge: 5.-10. kaburgalar
KABURGA KIRIKLARINDA ACİL BAKIM
Ø Bantlamayın ya da kayışla bağlamayın
Ø Kaburgaların hareketini engellemek üzere : kırık taraftaki kolu (45° açıyla), askı ve sargı kullanarak göğsü koruyacak şekilde vücuda bağlayın
Ø Gereksinimine göre solunumu destekleyin ve oksijen verin
UNUTMAYIN : Kırık kaburganın uçları akciğeri ve/veya deriyi delebilir o nedenle dikkatli olun
YELKEN GÖĞÜS
Üç veya daha fazla kaburganın, her birinin iki veya daha fazla yerinden kırılması halinde, kırık kemikler göğüs duvarında serbest hareket eden (yüzen), göğüs duvarı yükseldiğinde alçak kalan ve alçaldığında yüksekte kalan (göğüs hareketine zıt hareket eden) segment haline gelir, bu duruma yelken göğüs denilir.
YELKEN GÖĞÜSTE OLUŞABİLECEK SORUNLAR
Ø Göğüste gözle izlenebilen paradoksal hareketler (yüzen kısmın göğüs hareketine zıt hareketi ). Ancak bu olay kas spazmı nedeniyle genellikle alanda tespit edilemez, bir süre sonra kaslar gevşeyince fark edilebilir.
Ø Pulmoner kontüzyon(akciğerin ezilmesi)
Ø Akciğerlerin gerektiği kadar genişleyememesi (akciğer hacmında azalma)
ACİL BAKIM
Ø Soluk yolunun açık olması ve açık kalması sağlanır : özellikle, kafa travmasında entübasyonla
Ø Solunum desteklenmelidir : yüksek yoğunlukta oksijen bağlanmış balon maske sistemi ile veya pozitif basınçlı ventilatörlerle
Ø Kırığın desteklenmesi ile ilgili iki ayrı görüş var;
1-
Çöken kısım aşağıda iken, pansumanla ya da hastanın kolu basınç oluşturacak şekilde desteklenir2-
Zaten yetersiz olan solunum hacmını engelleyeceğinden basınç yapılmadan etkilenen taraftaki kol (45° açı ile) askıya alınır
DELİCİ GÖĞÜS YARALANMALARI
Kurşun, bıçak, kırılan kaburga kemiği vb etkenlerle oluşabilecek sorunlar;
Ø Pnömotoraks (göğüs boşluğuna/plevra yaprakları arasına hava dolması)
Ø Hemotoraks (göğüs boşluğuna/plevra yaprakları arasına kan dolması)
Ø Emici göğüs yaralanması
Ø Organ(akciğerdeki büyük damarlar, dalak, karaciğer, böbreklerin) yaralanması;
bu nedenle oluşabilecek solunum yetmezliği ve/veya aşırı kanama, kısa sürede ölüme yol açabilir
ACİL BAKIM
Ø Soluk yolunun açık olmasının ve açık kalmasının sağlanması : aspirasyon, nazal/oral airway ya da entübasyonla
Ø Solunum desteklenir : akciğer solunumu (hacmı) yetersizse yüksek yoğunlukta oksijen bağlantılı bag valve maske veya pozitif basınçlı ventilatörlerle; akciğer hacmı normalse sadece geridönüşsüz torbalı maske ile yüksek yoğunlukta oksijen verilebilir
Ø Görülen tüm kanamalar durdurulur, kurşun yaralanmalarında giriş ve çıkış delikleri mutlaka araştırılmalıdır
Ø Hipovolemik şok tedavisi : ayaklar kalp seviyesine yükseltilebilir, damaryolu açılarak hacım genişletici sıvı (Ringer Laktat) başlanabilir
Ø Emici yaraların kapatılması : hava geçirmeyecek; hava girişini engelleyecek ve havanın çıkışını kolaylaştıracak, tek yönlü kapak görevi üstlenecek şekilde kapatılmalıdır. Tercihan plastik bir malzeme veya varsa aluminyum kaplı pansuman malzemesiyle.
Ø Acilen hastaneye ulaştırılır
YABANCI CİSİM BATMASI
Göğüste batmış yabancı cisim varsa; genel kural : yabancı cisim desteklenerek, sabitlenir ve kazazede hastaneye götürülür. Bu kural göğüs için de aynen geçerlidir. Farkı; göğüste yabancı cisim nedeniyle oluşabilecek emici yaralanma, pansuman yapılırken göz ardı edilmemelidir.
SIKIŞMA (KOMPRESYON) YARALANMALARI
Göğüs kafesinin trafik kazası, göçük altında kalma, bir yerde sıkışıp kalma gibi künt yaralanmalarında, ani ve şiddetli basınç nedeniyle intratorasik basınç da birden bire artar. Sonuçta: solunum güçlüğü, vücudun üst kısmında siyanoz, ödem, boyun venlerinde şişkinlik, gözlerde dışa fırlar gibi görünüm, birden çok kırıklar oluşabilir.
Kazazedenin soluk yolunun açıklığı korunarak ve solunumu desteklenerek, hemen hastaneye ulaşması sağlanır
SIRT (ARKA GÖĞÜS) YARALANMALARI
Ø Kaburga (kosta) kemiği kırıkları
Ø Kesikler
Ø Kas zorlanması
Ø Kürek kemiği(skapula) kırığı
Ø Böbrek yaralanmaları
Ø Omurga yaralanması
PNÖMOTORAKS
Biri, akciğer yüzeyini
saran diğeri, kostaları kaplayan iki yapraktan oluşan plevra zarlarını bir arada
tutan, arasındaki negatif basınçtır(vakum, çekme, emme etkisi). Zarlarda meydana
gelebilecek bir delinmede, negatif basıncın(emme) etkisiyle plevra zarları
arasına (dış ortamdaki basınçla eşit olma çabasıyla) hava emilmeye başlar.
Plevra boşluğu arasına
dolan havanın yaptığı basıncın giderek artan etkisiyle, akciğer küçülmeye
başlar, alveoller hava ile dolamadığından büzüşür (atelektazi). Kişi nefes
almakta zorlanır. Pnömotoraksta,
Ø Göğüs kafesinin içi, akciğerin
ise dışı hava ile doludur
Ø Birbiriyle temas halindeki
plevral yüzeyler ayrılmıştır
Ø Pnömotoraks oluşan akciğerin
hacmı azalmıştır
Ø Sebebi :
¨ Göğüs duvarında oluşan delici
yaralanmalar,
¨ Akciğer veya soluk yolundaki
laserasyonlardır PNÖMOTORAKSTA GENEL
ACİL BAKIM
Ø Göğüsteki emici yara, “içeriye
doğru olan hava emilimi” engellenecek şekilde, kapatılır :
F
Deliksiz temiz plastik torba
(veya varsa aluminyum kaplı pansuman malzemesi), deliği kapatacak şekilde dört
bir tarafından flasterle vücuda tutturulur. Bir köşesi açıkta bırakılır ki, tek
yönlü kapak görevi görsün; hava girişini engellesin, hava çıkışına olanak
tanısın.
Ø Geridönüşsüz torbalı maske ile
yüksek yoğunlukta (%80-90) oksijen verilir
Ø Gerekiyorsa solunum desteklenir
(bag-valve-mask veya otomatik ventilatörle)
Ø Acilen hastaneye ulaştırılır
SPONTAN (KENDİLİĞİNDEN OLUŞAN)
PNÖMOTORAKS
Ø Akciğeri kaplayan plevra zarının,
zayıf olan bir noktasında, kendiliğinden oluşan yırtılmadır (spontan rüptür)
Ø Travma yoktur; ancak son
zamanlarda uçak seyahati, denize derin dalış, aşırı zorlanmaya neden olan yük
taşıma, yüksek irtifalı dağa tırmanma öyküsü varsa; kişi uzun boylu, zayıf, genç
erkekse; bu özelliklerin spontan pnömotoraks oluşumda rol oynadığı sanılmaktadır
Ø Tedavisi travmatik pnömotoraksla
aynıdır
BASINÇLI (TANSİYON) PNÖMOTORAKS
Ø Herhangi bir yaralanma sonucunda
meydana gelen plevral yırtılma nedeniyle, plevral boşluğa havanın sürekli
emilmesi ile plevral boşluk sürekli genişler.
Ø Genişleyen plevral boşluğun
basıncı artar ve kalbe, akciğerlere baskı yapar. Dolaşım ve solunum olumsuz
etkilenir.
Ø Pnömotoraksın ilerlemiş halidir,
belirti ve bulgular şiddetlenmiştir. BASINÇLI PNÖMOTORAKS ta
BELİRTİ VE BULGULAR
Ø Şiddetli solunum güçlüğü
(dispne),hava açlığı
Ø Siyanoz
Ø Hızlı ve zayıf nabız
Ø Cilt soğuk ve terli
Ø Hipotansiyon
Ø Jugular venlerde dolgunluk
Ø Solu